Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (58)
-----
2023-01-04 00:00:00
<p> “Bu iki tarihin, türk
milleti için, biri diğeri kadar şereflidir. Bu, şuna işarettir ki, türk
milleti, nasıl istiklal deyince hem kendisinin hem de bütün diğer milletlerin
kayıtsız şartsız istiklalini kastediyorsa, lâiklik derken de, mezhep
ihtilafları çevresinde dar bir vicdanlar mütarekesini değil, insanlık ölçüsünde
hudutsuz bir vicdanlar sulhunu kasteylemektedir.</p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>“Ayasofya Câmii’ni müzeye kal</b><b>̃</b><b>beden, Mustafa Kemâl</b><b>̃</b><b>’dir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Ayasofya’nın müzeye kalbi onun camie kalbi kadar mühim bir
hâdisedir demiştik. Filvaki her iki hâdise de, türk tarihinin en şanlılarından
iki devreyi işaretlemektedir. Ayasofya’yı cami yapan, türk serdarı Fatih Mehmet
idi. Onu müzeye kalbeden, bir başka türk serdarı, Gazi Mustafa Kemal’dir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-03 at 14.39.13.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-03 at 14.39.13.jpeg"></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:10.0pt;
color:#C00000">(<i>Hakimiyeti Milliye</i>,
9.9.1934, s. 3)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:10.0pt;
color:#C00000">Kemalist Totaliter Rejimin önde gelen şahsıyetlerinden
(Farmason, <i>Kadro</i>’cu, bil</span>̃âhare <i>Demokrat İzmir</i>’in Müessisi, <i>Zafer</i>
gazetesinin Başmuharriri, DP Muğla Meb’ûsu, Bilderbergli, v.s.) Burhan Asaf
Belge’nin “Ayasofya Müzesi” başlıklı makâlesinin son kısmı… “Ayasofya, kimseden
pervası olmıyan aynı türk milletinin aynı serbest iradesinin tecellisi
neticesinde, lâik cümhuriyetin bir remzi olarak müzeye tahvil edilmektedir.”
“Onu müzeye kalbeden, bir başka türk serdarı, Gazi Mustafa Kemal’dir.” “Fakat
müzeye kalbedilen Ayasofya ile Sultanahmet, türkün artık bir başka iç-duyuşuna,
taassupsuz inanına ve mutlak olgunluğuna remiz olacaklardır.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:10.0pt;
color:#C00000">*** <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>“Kemalist Türkiye”, bütün dünyâ için
bir L</b><b>̃</b><b>aiklik rehberi imiş<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Cami Ayasofya, haç[lı] seferlerini istikametsiz ve şaşkın
bırakan türk askeri akınının remzi idi. Müze Ayasofya, güzergâhını vicdan
kavgalarının üzerinde seçen yeni türk davasının yeni ilim akınına remiz
olacaktır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Sinan’ın yarattığı Süleymaniyelerle Sultan Selimler,
İstanbul’da ve Edirne’de, kargılarına yaslanmış granitten nöbetçiler gibi,
türkün iç-duyuşlarını tecessüm ettiren en güzel camilerimizdir. Fakat müzeye
kalbedilen Ayasofya ile Sultanahmet, türkün artık bir başka iç-duyuşuna,
taassupsuz inanına ve mutlak olgunluğuna remiz olacaklardır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Lâik Türkiye, nereye doğru gideceğini şaşırmış bir cihana,
yeni bir lâiklik ölçüsü vermekle kendine has olan, kendine tabiî olan
hareketlerden birini daha işlemiştir.” (Burhan Asaf, “Yarı-siyasî: Ayasofya
Müzesi”, <i>Hakimiyeti Milliye</i>,
9.9.1934, s. 3) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Ayasofya Câmii’nin “Bizans Müzesi”ne
tahvîlini harâretle destekliyenlerden biri de Ahmet Emin Yalman<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Mustafa Kemâl̃ veyâ Yunus Nadi, Burhan
Asaf ve mümâsilleri gibi, Ayasofya Câmii’nin “l̃aik bir müesse”ye tahvîlinin
Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında sul̃hü sağlamıya mâtûf hayırhâh
bir hamle olduğunu iddiâ ederek Hemşehrîsinin “Ayasofya Bizans Müzesi” İnk̆il̃âbını harâretle
alkışlıyanlardan biri de, Mütehakkim Zümrenin başlıca temsîlcilerinden Ahmet
Emin Yalman’dı. O, “Hatay” (doğrusu, Antakya) Mes’elesinde Fransa ve Cem’iyet-i
Akvâm’ın Türkiye’ye karşı anlayışlı davranmadıklarını ileri sürerek onları
“taassub”la ithâm ediyor ve –her zamânki gibi, Münâfıkça- g̃ûyâ “Türk” menfâat̃lerini müdâfaa eder görünüp
bu vesîleyle Ayasofya’yı diline doluyor: Ayasofya’yı l̃aik bir müessese (“L̃aikliğin bir remzi”) hâl̃ine getirerek bütün dünyâya
ve bilhassa Avrupalılara esâslı bir tesâmüh (“<i>tolérance</i>”) dersi veren “Kemalist Türkiye”ye karşı eski “taassub”
sil̃âhına sarılan Avrupalılar hâl̃lerinden utanmalı imişler!
Artık bu zihniyeti def’etmeli, bu “taassub yılanını bir daha başını
kaldıramıyacak şekilde ezmeli” imiş! <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>