Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (4)
-----
2022-11-09 00:00:00
<p><b style="text-indent: 0cm;">Semavi Eyice’nin tesbîtiyle de, Ayasofya, ancak Müslümanların himmetiyle bugüne
ulaşabilmiştir</b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya Câmii ve külliyesindeki muhtelif eserler
hakkında <i>TDV İslâm Ansiklopedisi</i>’ndeki
birkaç makâlenin müellifi olan kıymetli San’at̃ Târihi Profesörü, rahmetli
Semavi Eyice de (İstanbul, Kadıköy, 9.12.1922 – İstanbul, 28.5.2018, Fatih C.
Hazîresi), Ramazanoğlu’nun (Müslümanlar tarafından tahkîm edilmesi sâyesindedir
ki Ayasofya binâsının ayakta kalabildiğine dâir) tesbîtini têyîd ediyor: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Ayasofya mimarisinin esası, hıristiyan dinî yapılarının hâkim
planı olan bazilika biçimine göre yapılmış olmakla beraber, iki mimar, bu
yapının orta mekânının üstünü, pandantiflerle esas kabuğu, şişmiş bir yelken
gibi bütün teşkil eden, çapı yaklaşık 31-33 metreyi bulan basık büyük bir kubbe
ile örtme yoluna gitmişlerdir. Bu büyük kütle baskısını karşılamak üzere
batı-doğu ekseni üzerinde kademeler halinde inen ve ufalan yarım kubbeler
yapılmış, yanlarda ise baskı, galerilerde yan duvarlardaki pâyeler ve
kemerlerle tonozlar yardımıyla karşılanmıştı. Bu çapta ve tertipte bir yapıyı
bu derecede büyük bir kubbe ile örtmek aslında büyük bir cesaret idi. Ancak
yapının statik bakımından bu ağırlığı çok güç karşıladığı da bir gerçektir.
Gerek Bizans gerekse Türk devrinde duvarlara dışarıdan eklenen büyük destek
payandaları yardımıyla Ayasofya bugüne kadar ayakta tutulabilmiştir. […]<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“II.
Selim zamanında Ayasofya’nın etrafı onu saran ve yapıya zarar veren evlerden
kurtarılmış, ayrıca Mimar Sinan tarafından takviye payandaları yapılarak
yapının çökmesi önlenmiştir. Bu vesileyle bir de minare yapılmıştır ki bunun
güneydoğu köşedeki (yivli) minare olması kuvvetle muhtemeldir.” (Semavi Eyice,
“Ayasofya”, <i>T.D.V. İslâm Ansiklopedisi</i>,
İstanbul, 1991: IV/207, 208; kezâ, Eyice 2012: 2) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-11-08 at 14.10.40.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-11-08 at 14.10.40.jpeg"></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">(<a href="https://www.malumatfurus.org/ayasofyanin-minarelerinin-yikilmasina-karar-verildigi-iddiasi/">https://www.malumatfurus.org/ayasofyanin-minarelerinin-yikilmasina-karar-verildigi-iddiasi/</a>; 24.8.2022)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">Ayasofya’nın
isl<span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#C00000">̃</span>âmî
şahsıyeti, hemen ilk nazarda, dört köşesinden semâya yükselen zarîf minârelerle
tebârüz ediyor… Eyice’nin araştırmalarına göre, bunlardan tuğla minârenin
bânîsi, II. Bâyezid Han, “16. asrın ikinci yarısında” inşâ edilen –ve dördünün
en alımlısı olan- yivli minâreninki –muhtemelen- II. Selîm Han, “İkiz
Minâreler”inki (birbirinin benzeri olan son ikisininki) de III. Murâd Han’dır.
Tuğla minârenin mîmârı mechûl, dîğerlerininki, Mîmâr Sinan’dır. (Rahmetullâhi
aleyhim!) Dîğer taraftan, Ayasofya Bizans Müzesi Müdürlerinden Muzaffer
Ramazanoğlu’nun şu tesbîti gâyet şâyân-ı dikkat<span style="font-size:
10.0pt;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">̃</span>tir: “Minâreler de sanki organik olarak
inşâ edilmiş hissini vermektedir”… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Âzâde Akar’ın müşâhedesi<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">1960’lı, 70’li senelerde Ayasofya’daki Türk eserleri
ve bilhassa süslemeleri üzerinde çalışarak bu mevzûda çok kıymetli bir makâle
neşreden Türk san’at̃ târihi mütehassısı Âzâde Akar’ın müşâhedesine
nazaran, Türkler, bu mâbedi o kadar candan benimsemiş, ona asırlarca öylesine
hizmet etmiş ve eserleriyle onu o kadar zenginleştirmişlerdir ki Ayasofya,
artık en az bir Bizans eseri olduğu kadar bir Türk eseridir de:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“(XV.
asırda harab hâlde olan) Ayasofya bugün bütün haşmeti ile ayakta duruyorsa bu
zaferini Osmanlı Türkünün 500 sene içinde gösterdiği san’at sevgisine, titiz
ihtimamlarına ve yerinde onarımlarına borçludur. Bugünkü durumu ile bu şahane
âbide Bizansa olduğu kadar Türklere [de] şan ve şeref veren bir eserdir. Onu
yapan Bizanslılar ise de, yaşatan Türklerdir.” (Âzâde Akar, “Ayasofya’da
bulunan Türk Eserleri ve Süslemelerine Dair Bir Araştırma”, <i>Vakıflar Dergisi</i>, sayı 9, Ankara, 1971,
ss. 277-290 + 26 s. resim, s. 278)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Âzâde Akar’ın –hem geniş kitâbî araştırmaların, hem de
mahal̃l̃inde yapılmış tedk̆îk̆lerin mahsûl̃ü olan- makâlesinde, Osmanlı
devrinde Ayasofya’ya il̃âve edilen eserlerin uzun
bir listesi mündericdir. Bunu, biraz aşağıda aynen ik̆tibâs edeceğiz. Ayrıca,
aşağıda, bir taraftan, son beş-altı asır zarfında Ayasofya’nın kazandığı isl̃âmî şahsıyete, dîğer
taraftan Kemalizmin Ayasofya’daki tahrîbâtına dikkat̃i çekerken, bilhassa Eyice
ile Akar’ın verdiği bilgilere mürâcaat
edecek, bunlara, lüzûmu hâlinde, başka (şâyân-ı îtimâd) kaynaklardan derlediğimiz
bilgileri il̃âve edeceğiz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Ayasofya’daki ecdâd yâdig</b><b>̃</b><b>ârları</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Îzâhtan vârestedir ki, her şeyden evvel, bizzât
Ayasofya Câmii, bir bütün hâl̃inde, ecdâd yâdig̃ârıdır. O Ayasofya ki ancak
Müslümanların himmetiyle, onların binâsını tahkîm etmesi ve îtinâyle bakımı
sâyesinde günümüze ulaşabilmiştir… Bundan mâadâ, yukarıda zikrettiğimiz
vechiyle, rahmetli ecdâdımız, bize, onun içinde ve külliyesinde, onu Anadolu
kadar Müslümanlaştırmış, Müslüman Anadolu vatanının ayrılmaz bir cüz’ü kılmış eserler
(ki bâzıları birer şâheser kıymetini hâizdir) mîrâs bırakmıştır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Rahmetli Semavi Eyice, <i>Derin Tarih</i> mecmûasının Haziran 2012 târihli 3. sayısı için
hazırladığı “Ayasofya Camii Albümü; 10 Soruda Ayasofya ve Fossati” başlıklı il̃âvede, “Padişahlar
Ayasofya’yı nasıl şekillendirdi?” sorusuna, devir devir vücûd bulan bu
eserlerden bâzılarını zikrederek cevâb veriyor. Bu sâhada da çığır açan, yine
rahmetli Fâtih Mehmed Han’dır (30.3.1432 – 3.5.1481; Hükümdârlığı: 1444-1446;
1451-1481):<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Padişah
(Fatih Sultan Mehmed), Ayasofya’nın tahribini önlemiş, burada ilk namazı
kıldıkta sonra, hayratının ilk eseri olarak buraya vakıflar tahsis etmiş;
yanına da ayrıca, sonraları pek çok değişikliğe uğrayan bir medrese
yaptırmıştır. Fatih’in vakfiyelerinden öğrenildiğine göre, caminin [câmiin]
çeşitli hizmetlerinde 62 kişi bulunuyordu. Ayasofya’daki en son değişiklik ise
19. yüzyılda yapılmıştır.” (Eyice 2012: 2)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Pâdişahların himmetiyle Ayasofya’ya (hemen ilk
bakışta) isl̃âmî bir çehre kazandıran en mühim binâ unsurları,
yukarıda da işâret ettiğimiz gibi, onu dört taraftan kuşatan minârelerdir.
Bunlardan ilki, Fâtih tarafından, gar̃b cihetindeki “yarım
kubbenin iki tarafında bulunan ağırlık kuleciklerinden cenûbdakinin üstüne
ahşâb olarak” inşâ ettirilmiş, bu ahşâb minâre, 1574 tâmirâtı esnâsında
kaldırılmıştır. (Eyice 1991: IV/207) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Câmiin cenûbî şark köşesindeki Tuğla Minâre (bâzı
iddiâların hil̃âfına, Fâtih devrinde değil), muhtemelen II. Bâyezid
devrinde (1447 – 26.5.1512; Hükümdârlığı: 1481 - 1512) binâ edilmiştir. Şark
köşesindeki Yivli Minâre ile dîğer köşelerdeki “İkiz Minâreler”, dâhî mîmâr
Sinan merhûmun eseridir. Bunlardan birincisi, 16. asrın ikinci yarısında
(herhâlde II. Selîm devrinde), dîğer ikisi, III. Murâd devrinde inşâ
edilmiştir. (Eyice 2012: 2) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>