Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (38)

-----

<p>İğdemir, Çanakkale Muallim Mektebi’nden mêzûn olduktan sonra, 1919’da, Biga İlk Mektebi’nde muallimliğe başladı. 1921’de Antalya’ya tâyîn edildi. Buradan, Adana’ya nakletti ve orada, hem muallimlik, hem gazetecilik yaptı. 1924’te, arkadaşı Ferid Celâl Güven’le, <i>Türk Sözü</i> gazetesini neşretti ve Uydurma Dilli bu gazetede, Kemalist İhtil̃âl̃i harâretle destekliyen başmakâleler kaleme aldı. 1926’da, Türk Ocakları Merkez Hey’eti Başk̃âtibliği ve <i>Türk Yurdu</i> Neşriyât Müdürlüğüyle vazîfelendirildi. 10 Nisan 1931’de, Türk Ocakları’nın feshettirilmesinden sonra da, boşta kalmadı ve hemen, arkadaşı –mâhûd Cemâat̃ten- Dr. Reşit Galib’in müzâheretiyle, yeni têsîs edilen T. Tarihini Tetkik Cemiyeti’nin (kısa bir müddet sonra Tarih Kurumu’nun) “Sekreterliği” uhdesine verildi ve o günden sonra, Zirveyle yakın münâsebetler içinde, “Kurum”un işlerini tedvîr etmiye başladı. En mühim faâliyetlerinden biri de <i>Belleten</i> mecmûasının neşriydi. Böylece, belki hiçbir resmî müessesede, hiçbir mêmûra nasîb olmamış bir iltimâsla,&nbsp; yarım asır zarfında, gerek “Kurum Başsekreteri”, gerekse “Kurum Genel Müdürü” sıfatlarıyle, “Kurum”u idâre etmiye devâm etti. Bu hizmetleri sebebiyle “Kurum Şeref Üyeliği”ne seçildi. Bu meyânda, 1951 il̃â 1973 senelerinde, “T. Dil Kurumu Yönetim Kurulu Üyeliği ve Sayman Üyeliği” vazîfeleriyle, Uydurma Resmî Dilin inşâsına ve yerleşmesine de emek verdi. (Enver Ziya Karal, “Doğumunun 80. Yıldönümünde Uluğ İğdemir”, <i>Belleten</i>, sayı 170, Nisan 1979, ss. 251-254’deki mâl̃ûmâta istinâden)</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-12-13 at 13.35.59.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-12-13 at 13.35.59.jpeg"></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 10.0pt;color:#C00000">(İğdemir 1973: Levha IV)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 10.0pt;color:#C00000">1. T. Tarih Kongresi’nde, “Kurum Sekreteri” Uluğ İğdemir (ortada oturan Yusuf Akçura’nın –sakallı- sağında)&hellip; “Nüfûzlu perde-arkası şahsıyetler”den biri&hellip;<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">***&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left">Yalan, itismâr ve tedhîş üzerine kurulu Kemalist Propagandaya hizmet eden birçok makâlesine ve bizim burada atıfta bulunduğumuz <i>Cumhuriyetin 50. yılında Türk Tarih Kurumu</i> ve <i>Yılların İçinden</i> kitablarına il̃âveten, benzeri mâhiyette başka kitabların da müellifidir: <o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">- <i>Atatürk 1880-1938</i>, Ankara: Ankara Halkevi Dil, Tarih ve Edebiyat Şb. Yl., 1939, 63 s.<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">- <i>Atatürk’ün&nbsp; Anafartalar Muharebelerine Ait Hatıralar</i>, Ankara:&nbsp; T. Tarih Kurumu Yl., 1943, 93 s.&nbsp; <o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">- <i>Mustafa Kemal; Arıburnu Muharebeleri Raporu</i>. Ankara: T. Tarih Kurumu Yl., 1968, 200 s.<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">- <i>Sivas Kongresi Tutanakları, </i>&nbsp;Ankara: T. Tarih Kurumu Yl., 1969,&nbsp; IX+120 s.<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">&nbsp;- <i>Atatürk’ün Yaşamı, 1. Cilt: 1881-1918</i>, Ankara: T. Tarih Kurumu Yl., 1980, X+197+Resimler –XVIII s.- (Tek cild olarak kalmıştır)<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 7.5pt; line-height: 115%;">v.s.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">İğdemir, çok ileri bir yaşta, 1982’de emekli oldu; 18 Mart 1994’te öldü.&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Zâten, Totaliter Rejim şartlarında, “Mutlak Şef”ten başka kim Ayasofya Câmii’ni Bizans Müzesi’ne çevirebilirdi ki?<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; line-height: 115%;">Aslında, Ayasofya’yı “Bizans Müzesi”ne tahvîl edenin “Mutlak Şef” olduğunu isbât için, bu gibi şahâdetlere, hattâ resmî vesîkalara dahi ihtiyâc yoktur. Zîrâ, her şeyden evvel, bedîhî bir hak̆îkat̃tir ki Rejimin totaliter yapısı îcâbı, onun “Şef”inin bilgisi, rızâsı, irâdesi hâricinde, Milletimizi derinden yaralıyan böyle bir fiilin icrâ edilmesi muhâl̃di. Kezâ, Rejimin bu totaliter yapısı sebebiyledir ki, onun devâmlı tedhîşi altında yaşıyan Milletten, duyduğu büyük ıztırâba rağmen, alenen hiçbir îtirâz, hiçbir muhâlefet sesi yükselememiştir. En azından, biz, araştırmalarımızda, tek bir Müslümanın olsun, kellesini koltuğuna alarak, “Mutlak Şef”in Milletimizi hiçe sayan bu hukûksuz tasarrufunu protesto ettiği gibi bir vak’aya tesâdüf etmedik&hellip; Yükselen sesler, “Ebedî Şef” ölüp gittikden çok seneler sonrasındadır&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Bu mevzûda evvelki neşriyâtımız<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; line-height: 115%;">Bu vâkıaya, daha evvel, “Mustafa Kemâl̃’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” başlıklı vâsi araştırmamızda da dikkat̃i çekmiş, fazladan olarak, ona, “Mutlak Şef”in “Râdife”sinin şahâdetini il̃âve etmiştik. “Râdife”, “Şef”ini tebcîl maksadıyle bir İngiliz gazetesinde neşrettiği makâlesinde, Fâtih Mehmed Han'ın ve şehîd-gâzî askerlerinin (Rahmetullâhi aleyhim) ebediyen câmi olarak muhâfaza edilmek üzere Milletimize emânet ettiği ve bu Memlekette Müslüman hâkimiyetinin başlıca bir timsâl̃i olan Ayasofya’nın –mukaddes emânete ihânet edilerek- “Bizans Müzesi”ne tahvîl edilmesini “Şef”inin emsâl̃siz fazîletleri cümlesinden olarak zikrediyor ve bunun için Frenk Âleminden takdîr bekliyordu&hellip; Şöyle ki:<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Sene 1937: İnönü, İngiliz matbûâtında, “Büyük Üstâd”ının “Ayasofya'yı Bizans âsârına âid bir müze hâl̃ine ifrâğı” ile iftihâr ediyor<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; line-height: 115%;">Yüksek tirajlı İngiliz gazetesi <i>The Financial Times</i>, 1 Şubat 1937 târihli bir Türkiye İl̃âvesi vermişti. Bu İl̃âvede, Başvekîl İnönü'nün Mustafa Kemâl̃'in şahsî husûsiyetlerini îzâh ettiği bir makâlesi de mündericdi. İnönü, bu gâyet tahrîfk̃âr makâlesinde, “Büyük Şef”ini mümkün mertebe Demokrat bir lider gibi takdîm ediyor, meziyetlerini saya saya bitiremiyordu.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">“Râdife”, Kemalizmin Uydurma Târih Tezi sâyesinde Türklerin nefislerine îtimâdlarının arttığını iddiâ ederek, bu meyânda, “Büyük Üstâd”ın “Ayasofya'yı Bizans âsârına âid bir müze hâline ifrâğını” (“Bizans Müzesine tahvîlini”) onun zikre şâyân bir başka mezîyeti olarak kaydediyor: <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>