Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (38)
-----
2022-12-14 00:00:00
<p>İğdemir, Çanakkale Muallim Mektebi’nden mêzûn olduktan
sonra, 1919’da, Biga İlk Mektebi’nde muallimliğe başladı. 1921’de Antalya’ya
tâyîn edildi. Buradan, Adana’ya nakletti ve orada, hem muallimlik, hem
gazetecilik yaptı. 1924’te, arkadaşı Ferid Celâl Güven’le, <i>Türk Sözü</i> gazetesini neşretti ve Uydurma Dilli bu gazetede,
Kemalist İhtil̃âl̃i harâretle destekliyen
başmakâleler kaleme aldı. 1926’da, Türk Ocakları Merkez Hey’eti Başk̃âtibliği ve <i>Türk Yurdu</i> Neşriyât Müdürlüğüyle
vazîfelendirildi. 10 Nisan 1931’de, Türk Ocakları’nın feshettirilmesinden sonra
da, boşta kalmadı ve hemen, arkadaşı –mâhûd Cemâat̃ten- Dr. Reşit Galib’in
müzâheretiyle, yeni têsîs edilen T. Tarihini Tetkik Cemiyeti’nin (kısa bir
müddet sonra Tarih Kurumu’nun) “Sekreterliği” uhdesine verildi ve o günden
sonra, Zirveyle yakın münâsebetler içinde, “Kurum”un işlerini tedvîr etmiye
başladı. En mühim faâliyetlerinden biri de <i>Belleten</i>
mecmûasının neşriydi. Böylece, belki hiçbir resmî müessesede, hiçbir mêmûra
nasîb olmamış bir iltimâsla, yarım asır
zarfında, gerek “Kurum Başsekreteri”, gerekse “Kurum Genel Müdürü”
sıfatlarıyle, “Kurum”u idâre etmiye devâm etti. Bu hizmetleri sebebiyle “Kurum
Şeref Üyeliği”ne seçildi. Bu meyânda, 1951 il̃â 1973 senelerinde, “T. Dil
Kurumu Yönetim Kurulu Üyeliği ve Sayman Üyeliği” vazîfeleriyle, Uydurma Resmî
Dilin inşâsına ve yerleşmesine de emek verdi. (Enver Ziya Karal, “Doğumunun 80.
Yıldönümünde Uluğ İğdemir”, <i>Belleten</i>,
sayı 170, Nisan 1979, ss. 251-254’deki mâl̃ûmâta istinâden)</p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-12-13 at 13.35.59.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-12-13 at 13.35.59.jpeg"></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:
10.0pt;color:#C00000">(İğdemir 1973: Levha IV)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:
10.0pt;color:#C00000">1. T. Tarih Kongresi’nde, “Kurum Sekreteri” Uluğ İğdemir
(ortada oturan Yusuf Akçura’nın –sakallı- sağında)… “Nüfûzlu perde-arkası
şahsıyetler”den biri…<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left">Yalan, itismâr ve tedhîş üzerine kurulu Kemalist
Propagandaya hizmet eden birçok makâlesine ve bizim burada atıfta bulunduğumuz <i>Cumhuriyetin 50. yılında
Türk Tarih Kurumu</i> ve <i>Yılların İçinden</i> kitablarına il̃âveten, benzeri mâhiyette başka
kitabların da müellifidir: <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">- <i>Atatürk 1880-1938</i>, Ankara: Ankara Halkevi Dil,
Tarih ve Edebiyat Şb. Yl., 1939, 63 s.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">- <i>Atatürk’ün
Anafartalar Muharebelerine Ait Hatıralar</i>, Ankara: T. Tarih Kurumu Yl., 1943, 93 s. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">- <i>Mustafa Kemal; Arıburnu Muharebeleri Raporu</i>.
Ankara: T. Tarih Kurumu Yl., 1968, 200 s.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;">- <i>Sivas Kongresi Tutanakları, </i> Ankara: T. Tarih Kurumu Yl., 1969, IX+120 s.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 115%;"> - <i>Atatürk’ün Yaşamı, 1. Cilt: 1881-1918</i>, Ankara: T. Tarih Kurumu Yl.,
1980, X+197+Resimler –XVIII s.- (Tek cild olarak kalmıştır)<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 7.5pt; line-height: 115%;">v.s.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">İğdemir, çok
ileri bir yaşta, 1982’de emekli oldu; 18 Mart 1994’te öldü. <o:p></o:p></p>
<p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Zâten, Totaliter
Rejim şartlarında, “Mutlak Şef”ten başka kim Ayasofya Câmii’ni Bizans Müzesi’ne
çevirebilirdi ki?<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; line-height: 115%;">Aslında, Ayasofya’yı “Bizans
Müzesi”ne tahvîl edenin “Mutlak Şef” olduğunu isbât için, bu gibi şahâdetlere,
hattâ resmî vesîkalara dahi ihtiyâc yoktur. Zîrâ, her şeyden evvel, bedîhî bir
hak̆îkat̃tir ki Rejimin totaliter yapısı îcâbı, onun “Şef”inin bilgisi, rızâsı,
irâdesi hâricinde, Milletimizi derinden yaralıyan böyle bir fiilin icrâ
edilmesi muhâl̃di. Kezâ, Rejimin bu totaliter yapısı sebebiyledir ki, onun
devâmlı tedhîşi altında yaşıyan Milletten, duyduğu büyük ıztırâba rağmen,
alenen hiçbir îtirâz, hiçbir muhâlefet sesi yükselememiştir. En azından, biz, araştırmalarımızda,
tek bir Müslümanın olsun, kellesini koltuğuna alarak, “Mutlak Şef”in
Milletimizi hiçe sayan bu hukûksuz tasarrufunu protesto ettiği gibi bir vak’aya
tesâdüf etmedik… Yükselen sesler, “Ebedî Şef” ölüp gittikden çok seneler
sonrasındadır… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Bu mevzûda evvelki
neşriyâtımız<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; line-height: 115%;">Bu vâkıaya, daha evvel,
“Mustafa Kemâl̃’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” başlıklı vâsi araştırmamızda da
dikkat̃i çekmiş, fazladan olarak, ona, “Mutlak Şef”in “Râdife”sinin şahâdetini
il̃âve etmiştik. “Râdife”, “Şef”ini tebcîl maksadıyle bir İngiliz gazetesinde
neşrettiği makâlesinde, Fâtih Mehmed Han'ın ve şehîd-gâzî askerlerinin
(Rahmetullâhi aleyhim) ebediyen câmi olarak muhâfaza edilmek üzere Milletimize
emânet ettiği ve bu Memlekette Müslüman hâkimiyetinin başlıca bir timsâl̃i olan
Ayasofya’nın –mukaddes emânete ihânet edilerek- “Bizans Müzesi”ne tahvîl
edilmesini “Şef”inin emsâl̃siz fazîletleri cümlesinden olarak zikrediyor ve
bunun için Frenk Âleminden takdîr bekliyordu… Şöyle ki:<o:p></o:p></p>
<p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Sene 1937: İnönü,
İngiliz matbûâtında, “Büyük Üstâd”ının “Ayasofya'yı Bizans âsârına âid bir müze
hâl̃ine ifrâğı” ile iftihâr ediyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; line-height: 115%;">Yüksek tirajlı İngiliz
gazetesi <i>The Financial Times</i>, 1 Şubat 1937 târihli bir Türkiye İl̃âvesi
vermişti. Bu İl̃âvede, Başvekîl İnönü'nün Mustafa Kemâl̃'in şahsî
husûsiyetlerini îzâh ettiği bir makâlesi de mündericdi. İnönü, bu gâyet
tahrîfk̃âr makâlesinde, “Büyük Şef”ini mümkün mertebe Demokrat bir lider gibi
takdîm ediyor, meziyetlerini saya saya bitiremiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">“Râdife”, Kemalizmin Uydurma Târih
Tezi sâyesinde Türklerin nefislerine îtimâdlarının arttığını iddiâ ederek, bu
meyânda, “Büyük Üstâd”ın “Ayasofya'yı Bizans âsârına âid bir müze hâline
ifrâğını” (“Bizans Müzesine tahvîlini”) onun zikre şâyân bir başka mezîyeti
olarak kaydediyor: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>