Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (3)

-----

<p><b style="text-indent: 0cm;">Muzaffer Ramazanoğlu hakkında muhtasar mâl</b><b style="text-indent: 0cm;">̃</b><b style="text-indent: 0cm;">ûmât</b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Bu pek mühim tesbîtin sâhibi Muzaffer Ramazanoğlu, l̃âlettâyîn bir müellif değil, bu sâhada kalemini hakkıyle kullanan bir mütehassıstır. (İhtâr: Hemen tasrîh etmemiz l̃âzım ki Ayasofya’nın târihi ve mîmârîsi, ayrıca içindeki ve külliyesindeki eserler hakkındaki mâl̃ûmât&nbsp; ihtisâsımız hâricinde kaldığı için, bu mevzûlarda, esâs îtibâriyle, şâyân-ı îtimâd mütehassısların bilgilerine mürâcaatla iktifâ ediyoruz; buna mukâbil, doğrudan “Ayasofya Câmii’nin Bizans Müzesi’ne Tahvîlinin Sahîh Târihçesi”, elbette yine muhtelif mêhazlardan istifâde etmekle berâber, bir bütün hâl̃inde, kendi araştırma ve değerlendirmelerimize ve büyük bir kısmıyle birinci elden vesîkalara müsteniddir&hellip;)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Kendisini kısaca tanıtmak l̃âzım gelirse:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">1901’de Adana’da doğdu. 1941’de A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden mêzûn oldu. 1945’te Ayasofya Bizans Müzesi Müdürlüğüne tâyîn edildi; 1955’e kadar bu vazîfeyi deruhde etti. 1955’te Adana Müzesi Müdürlüğüne getirildi. 1958’de [muhtemelen Adana’da] vefât etti. (<a href="http://sosyolojisi.com/muzaffer-ramazanoglu-kimdir-hayati-eserleri-hakkinda-bilgi/40092.html">http://sosyolojisi.com/muzaffer-ramazanoglu-kimdir-hayati-eserleri-hakkinda-bilgi/40092.html</a>; 6.4.2022) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><o:p>&nbsp;</o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-11-07 at 13.55.40.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-11-07 at 13.55.40.jpeg" style="width: 835px;"></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 10.0pt;color:#C00000">1945 il</span><span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt; color:#C00000">â 1955 senelerinde Ayasofya Bizans Müzesi Müdürlüğünü deruhde eden ve Ayasofya’da yaptığı hafriyât ile onun sahîh târihinin tesbîtinde emeği geçen Muzaffer Ramazanoğlu’nun Server R. İskit tarafından neşredilen <i>Resimli Tarih Mecmuası</i>’nın Fâtih Mehmed Han’a tahsîs edilmiş Mayıs 1953 sayısındaki makâlesinin ilk sayfası&hellip; Ramazanoğlu, Ayasofya Bizans Müzesi’nin 1935 il</span><span style="font-size: 10.0pt;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span>â 1944 senelerindeki ilk Müdürü Ali Sami Boyar’a halef olmuştur&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">*** <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left">Risâle hacminde birkaç têlîfi, bir tercümesi ve makâleleri bulunuyor:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">- <i>Eti Mimarisi</i>, Ankara: Uzluk Basımevi, 1941, 16x24, 48 s.;<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">- <i>Gılgamış Destanı</i> (tercüme), İstanbul, 1942, 18 cm, 80 s.; <i>Gilgameş Destanı</i> ismiyle yeni baskısı: Ankara: Millî Eğitim Bak. Yl., 1944, 19 cm, 93 s.;<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">- <i>Sentiren ve Ayasofyalar Manzumesi – L’Ensemble Ste Irène et les diverses Ste Sophie</i>, İstanbul: Üniversite Matbaası, 1946, 23 cm, 16 s. + 18 şekil ve 2 pl̃an; bil̃âhare teblîğ olarak: “Yeni Araştırmalara Göre Sent-İren ve Ayasofya’lar Manzumesinin Değişen Mimari Tarihi”, <i>IV. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 10-14 Kasım 1948, Kongreye Sunulan Tebliğler</i>, Ankara: T. Tarih Kurumu Yl., 1952, ss. 80-93;<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">- <i>Katolik ve Ortodoks Kiliselerinde Resim Telâkkisi ve Kilise Resminin San’at Dünyasına Tesiri</i>, İstanbul: İnkılâp Ke., 1950, 23 cm, 30 s.; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">- <i>Eklisiyastiki Zoğrafiki</i>, İstanbul: Vasil Vasiliadis Matbaası, 1954, 20 cm, 42 s. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Kezâ, yukarıda ik̆tibâsta bulunduğumuz makâlesinin aşağıdaki pasajlarından da anlaşılacağı vechiyle, Ramazanoğlu, Ayasofya dâhilinde yaptığı hafriyât ile, hem günümüze intikâl̃ eden Ayasofya’nın, hem de ondan evvelki “Ayasofyalar”ın târihinin –efsânelerden ayıklanarak- meydana konulmasında kıymetli hizmetlerde bulunmuştur:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Büyük Konstantin tarafından 326 da temeli atılan kiliselerin en büyüğü ve en mühimi ikinci Ayasofyadır.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“347 tarihinde Patrik Makedonios (344-348 ve 350-360) ve Kayser Konstantios’un (337-361) huzuriyle küşat merasimi yapılan bu muazzam kilise, aynı hükümdarın Hıristiyanlığı kabul etmesi dolayısiyle resmî bir mahiyet kazandı; yani, Hıristiyan Roma İmparatorluğu’nun ilk devlet kilisesi oldu. Bu itibarla Hıristiyanlık âleminin de ilk ana mâbedi sayılır.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“İstanbulda ilm[-]i belâgat tahsil eden ve 305-339 senelerine ait kilise tarihini objektif bir şekilde kaleme alan meşhur tarihçi Sokrates (380-440), bu kiliseye dair verdiği muhtelif haberler arasında, buraya ‘Büyük Sofia’ dendiğini kaydeder. İkinci Ayasofya’ya ‘Megali Eklisia’ dendiği de muhakkaktır. Çünkü ben, bu kilisenin bakiyelerini meydana çıkarmak için yaptığım hafriyat esnasında, birçok tuğlalar arasında ‘Megali Eklisia’ damgasını taşıyan tuğlalar buldum. [&hellip;]<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Bânisini (Justinianus) ve mimarlarını (iki dâhi mimar: Antemios ve İsidoros) ebedîleştiren bu şaheser, ihtiva ettiği devirlerin sanat bakiyeleriyle kendi tarihî safhalarını bize bizzat kendisi tanıtmış oluyor. Bizim bu sanat eserlerine ilâveten, kubbe altında yaptığımız sondajlarla meydana çıkardığımız Konstantin ve Konstantios devirlerine ait duvar bakiyeleri de üç devri muhtevi bulunan bu âbidenin tarihini teyid eden en kuvvetli vesikalardır. Binaenaleyh bu arkeolojik vesikalar sayesinde, Ayasofyalara dair şimdiye kadar verilen haberlerden büyük bir kısmının efsaneden başka bir şey olmadığını açıkça anlamış bulunuyoruz.” (Ramazanoğlu 1953: 2269, 2272) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm;"><b>Kemalist têvîl: “Ayasofya, İstanbul’un 2. fâtihi tarafından, Medeniyet <o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left"><b>târihine hediye edilmiştir”<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya’nın sahîh târihini gün ışığına çıkarmak husûsunda bunca emeği geçen Ramazanoğlu, maâlesef, Ayasofya Câmii’nin Bizans Müzesi’ne tahvîlinin hak̆îk̆î sebebini ifâde husûsunda aynı hassâsiyetle davranamamış, Kemalist Totaliter Rejimin resmî yalanını tekrâr etmek zayıflığını göstermiştir:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“ ‘Beytullah’ olarak asırlarca içinde ibadet edilen Ayasofya, eskiliği ve bilhassa taşıdığı sanat değerinin yüksekliği bakımından İstanbul’un ikinci fatihi [???], merhum Atatürk’ün arzusu ve Bakanlar Kurulunun karariyle, 1935 de müze olmuş ve bu suretle medeniyet tarihine hediye edilmiştir.” [Makâlenin spotundaki ifâdesi: “Fatihin evlâtları bu vediayı zelzelelere karşı takviye ile ebedileştirerek büyük sanat eserinin üstüne titremişlerdir. İstanbulun ikinci fatihi Atatürk ise onu medeniyet tarihine hediye ederek Türkün toleransını göstermiştir.”] (Ramazanoğlu 1953: 2273, 2268) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">İstanbul’un “ikinci fâtihi” imiş; binâenaleyh Ayasofya’yı istediği gibi tasarruf edebilirmiş! Üstelik, ne kadar abes bir mukâyese!<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Kemalist Totaliter Rejim, insanlarımıza, işte böyle têvîller uydurtuyor, böyle hokkabazlıklar yaptırıyor! <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Ramazanoğlu’nun bu têvîl cümlesinde, yine de, şâyân-ı takdîr bir cihet var: O, hiç olmazsa, târihçi geçinen bâzı madrabazlar gibi, Ayasofya Câmii’nin “Bizans Müzesi”ne tahvîlinin esâs âmilinin Mustafa Kemâl̃ olduğunu gizlemiye, yerin, göğün taşıyamıyacağı bu mes’uliyeti başka birinin üzerine yıkmıya çalışmamıştır&hellip; Bu meyânda, onu “rahmetle” anması da bir başka ibret mevzûudur&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>