Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (3)
-----
2022-11-08 00:00:00
<p><b style="text-indent: 0cm;">Muzaffer Ramazanoğlu hakkında muhtasar mâl</b><b style="text-indent: 0cm;">̃</b><b style="text-indent: 0cm;">ûmât</b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Bu pek mühim tesbîtin sâhibi Muzaffer Ramazanoğlu, l̃âlettâyîn bir müellif değil,
bu sâhada kalemini hakkıyle kullanan bir mütehassıstır. (İhtâr: Hemen tasrîh
etmemiz l̃âzım ki Ayasofya’nın târihi ve mîmârîsi, ayrıca
içindeki ve külliyesindeki eserler hakkındaki mâl̃ûmât ihtisâsımız hâricinde kaldığı için, bu
mevzûlarda, esâs îtibâriyle, şâyân-ı îtimâd mütehassısların bilgilerine
mürâcaatla iktifâ ediyoruz; buna mukâbil, doğrudan “Ayasofya Câmii’nin Bizans
Müzesi’ne Tahvîlinin Sahîh Târihçesi”, elbette yine muhtelif mêhazlardan
istifâde etmekle berâber, bir bütün hâl̃inde, kendi araştırma ve
değerlendirmelerimize ve büyük bir kısmıyle birinci elden vesîkalara müsteniddir…)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Kendisini kısaca tanıtmak l̃âzım gelirse:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">1901’de Adana’da doğdu. 1941’de A.Ü. Dil ve
Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden mêzûn oldu. 1945’te Ayasofya
Bizans Müzesi Müdürlüğüne tâyîn edildi; 1955’e kadar bu vazîfeyi deruhde etti.
1955’te Adana Müzesi Müdürlüğüne getirildi. 1958’de [muhtemelen Adana’da] vefât
etti. (<a href="http://sosyolojisi.com/muzaffer-ramazanoglu-kimdir-hayati-eserleri-hakkinda-bilgi/40092.html">http://sosyolojisi.com/muzaffer-ramazanoglu-kimdir-hayati-eserleri-hakkinda-bilgi/40092.html</a>;
6.4.2022) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-11-07 at 13.55.40.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-11-07 at 13.55.40.jpeg" style="width: 835px;"></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:
10.0pt;color:#C00000">1945 il</span><span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;
color:#C00000">â 1955 senelerinde Ayasofya Bizans Müzesi Müdürlüğünü deruhde
eden ve Ayasofya’da yaptığı hafriyât ile onun sahîh târihinin tesbîtinde emeği
geçen Muzaffer Ramazanoğlu’nun Server R. İskit tarafından neşredilen <i>Resimli Tarih Mecmuası</i>’nın Fâtih Mehmed
Han’a tahsîs edilmiş Mayıs 1953 sayısındaki makâlesinin ilk sayfası…
Ramazanoğlu, Ayasofya Bizans Müzesi’nin 1935 il</span><span style="font-size:
10.0pt;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">̃</span>â 1944 senelerindeki ilk Müdürü Ali Sami
Boyar’a halef olmuştur… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left">Risâle hacminde birkaç têlîfi, bir tercümesi ve
makâleleri bulunuyor:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">- <i>Eti Mimarisi</i>,
Ankara: Uzluk Basımevi, 1941, 16x24, 48 s.;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">- <i>Gılgamış
Destanı</i> (tercüme), İstanbul, 1942, 18 cm, 80 s.; <i>Gilgameş Destanı</i> ismiyle yeni baskısı: Ankara: Millî Eğitim Bak. Yl.,
1944, 19 cm, 93 s.;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">- <i>Sentiren ve
Ayasofyalar Manzumesi – L’Ensemble Ste Irène et les diverses Ste Sophie</i>,
İstanbul: Üniversite Matbaası, 1946, 23 cm, 16 s. + 18 şekil ve 2 pl̃an; bil̃âhare teblîğ olarak: “Yeni
Araştırmalara Göre Sent-İren ve Ayasofya’lar Manzumesinin Değişen Mimari
Tarihi”, <i>IV. Türk Tarih Kongresi, Ankara,
10-14 Kasım 1948, Kongreye Sunulan Tebliğler</i>, Ankara: T. Tarih Kurumu Yl.,
1952, ss. 80-93;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">- <i>Katolik ve
Ortodoks Kiliselerinde Resim Telâkkisi ve Kilise Resminin San’at Dünyasına Tesiri</i>,
İstanbul: İnkılâp Ke., 1950, 23 cm, 30 s.; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">- <i>Eklisiyastiki
Zoğrafiki</i>, İstanbul: Vasil Vasiliadis Matbaası, 1954, 20 cm, 42 s. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Kezâ, yukarıda ik̆tibâsta bulunduğumuz
makâlesinin aşağıdaki pasajlarından da anlaşılacağı vechiyle, Ramazanoğlu,
Ayasofya dâhilinde yaptığı hafriyât ile, hem günümüze intikâl̃ eden Ayasofya’nın, hem de
ondan evvelki “Ayasofyalar”ın târihinin –efsânelerden ayıklanarak- meydana
konulmasında kıymetli hizmetlerde bulunmuştur:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Büyük
Konstantin tarafından 326 da temeli atılan kiliselerin en büyüğü ve en mühimi
ikinci Ayasofyadır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“347
tarihinde Patrik Makedonios (344-348 ve 350-360) ve Kayser Konstantios’un
(337-361) huzuriyle küşat merasimi yapılan bu muazzam kilise, aynı hükümdarın
Hıristiyanlığı kabul etmesi dolayısiyle resmî bir mahiyet kazandı; yani,
Hıristiyan Roma İmparatorluğu’nun ilk devlet kilisesi oldu. Bu itibarla
Hıristiyanlık âleminin de ilk ana mâbedi sayılır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“İstanbulda
ilm[-]i belâgat tahsil eden ve 305-339 senelerine ait kilise tarihini objektif
bir şekilde kaleme alan meşhur tarihçi Sokrates (380-440), bu kiliseye dair
verdiği muhtelif haberler arasında, buraya ‘Büyük Sofia’ dendiğini kaydeder.
İkinci Ayasofya’ya ‘Megali Eklisia’ dendiği de muhakkaktır. Çünkü ben, bu
kilisenin bakiyelerini meydana çıkarmak için yaptığım hafriyat esnasında,
birçok tuğlalar arasında ‘Megali Eklisia’ damgasını taşıyan tuğlalar buldum.
[…]<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Bânisini
(Justinianus) ve mimarlarını (iki dâhi mimar: Antemios ve İsidoros)
ebedîleştiren bu şaheser, ihtiva ettiği devirlerin sanat bakiyeleriyle kendi
tarihî safhalarını bize bizzat kendisi tanıtmış oluyor. Bizim bu sanat
eserlerine ilâveten, kubbe altında yaptığımız sondajlarla meydana çıkardığımız
Konstantin ve Konstantios devirlerine ait duvar bakiyeleri de üç devri muhtevi
bulunan bu âbidenin tarihini teyid eden en kuvvetli vesikalardır. Binaenaleyh
bu arkeolojik vesikalar sayesinde, Ayasofyalara dair şimdiye kadar verilen
haberlerden büyük bir kısmının efsaneden başka bir şey olmadığını açıkça
anlamış bulunuyoruz.” (Ramazanoğlu 1953: 2269, 2272) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm;"><b>Kemalist têvîl: “Ayasofya,
İstanbul’un 2. fâtihi tarafından, Medeniyet <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left"><b>târihine hediye
edilmiştir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya’nın sahîh târihini gün ışığına çıkarmak
husûsunda bunca emeği geçen Ramazanoğlu, maâlesef, Ayasofya Câmii’nin Bizans
Müzesi’ne tahvîlinin hak̆îk̆î sebebini ifâde husûsunda
aynı hassâsiyetle davranamamış, Kemalist Totaliter Rejimin resmî yalanını
tekrâr etmek zayıflığını göstermiştir:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“
‘Beytullah’ olarak asırlarca içinde ibadet edilen Ayasofya, eskiliği ve
bilhassa taşıdığı sanat değerinin yüksekliği bakımından İstanbul’un ikinci
fatihi [???], merhum Atatürk’ün arzusu ve Bakanlar Kurulunun karariyle, 1935 de
müze olmuş ve bu suretle medeniyet tarihine hediye edilmiştir.” [Makâlenin
spotundaki ifâdesi: “Fatihin evlâtları bu vediayı zelzelelere karşı takviye ile
ebedileştirerek büyük sanat eserinin üstüne titremişlerdir. İstanbulun ikinci
fatihi Atatürk ise onu medeniyet tarihine hediye ederek Türkün toleransını
göstermiştir.”] (Ramazanoğlu 1953: 2273, 2268) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">İstanbul’un “ikinci fâtihi” imiş; binâenaleyh
Ayasofya’yı istediği gibi tasarruf edebilirmiş! Üstelik, ne kadar abes bir
mukâyese!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Kemalist Totaliter Rejim, insanlarımıza, işte böyle
têvîller uydurtuyor, böyle hokkabazlıklar yaptırıyor! <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Ramazanoğlu’nun bu têvîl cümlesinde, yine de, şâyân-ı
takdîr bir cihet var: O, hiç olmazsa, târihçi geçinen bâzı madrabazlar gibi,
Ayasofya Câmii’nin “Bizans Müzesi”ne tahvîlinin esâs âmilinin Mustafa Kemâl̃ olduğunu gizlemiye, yerin,
göğün taşıyamıyacağı bu mes’uliyeti başka birinin üzerine yıkmıya
çalışmamıştır… Bu meyânda, onu “rahmetle” anması da bir başka ibret mevzûudur… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>