Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (2)
-----
2022-11-07 00:00:00
<p><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-11-05 at 15.36.37.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-11-05 at 15.36.37.jpeg"></span></p><p>Ayasofya:
Evvel̃â Teslîs ak̆îdesinin mâbediyken, -Fâtih Mehmed Han’ın, ordusunun ve
mensûb oldukları büyük Milletin himmetiyle- Tevhîd ak̆îdesinin mâbedi olmakla
şereflendi…</p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">Solda: <i>mimararıyorum</i> sitesinde neşredilen bir
çalışmaya nazaran, Ayasofya’nın Hıristiyan hüviyetiyle inşâ edildiği ilk hâl̃i…
(<a href="https://www.mimarariyorum.com/post/ayasofyanin-mimari-seruveni">https://www.mimarariyorum.com/post/ayasofyanin-mimari-seruveni</a>; 24.8.2022) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal; background-image: initial; vertical-align: top;"><span style="font-size:
10.0pt;color:#C00000">Sağda: Müslüman hüviyetiyle, günümüzden bir görünüşü… (</span><a href="https://www.hurriyet.com.tr/galeri-ayasofyanin-yeniden-cami-olmasi-gundemde-ayasofya-ne-zaman-muze-oldu-ayasofyanin-tarihiyle-ilgili-bilgiler-41537178/1">https://www.hurriyet.com.tr/galeri-ayasofyanin-yeniden-cami-olmasi-gundemde-ayasofya-ne-zaman-muze-oldu-ayasofyanin-tarihiyle-ilgili-bilgiler-41537178/1</a>; 24.8.2022) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal; background-image: initial; vertical-align: top;"><span style="font-size:
10.0pt;color:#C00000">San’at̃ Târihçisi Âzâde Akar’ın isâbetle vurguladığı
gibi: “Bugünki hâl̃iyle, bu şâhâne âbide, Bizans’a olduğu kadar Türklere de şân
ve şeref veren bir eserdir! Onu yapan Bizanslılar ise de, yaşatan Türklerdir!”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Ayasofya Câmii’ne “Bizans Müzesi”
hakâreti, ancak –hukûku hiçe sayan- totaliter bir rejimin harcıdır <o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%; background-image: initial;"><i>Serdengeçti</i> mecmûasının Ağustos 1952
târihli 17. sayısında (s. 3) neşrettiği “Ayasofya” başlıklı mensûr şiiri
(mensûresi) sebebiyle rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti’nin aleyhinde -24 sene
ağır hapis talebiyle- Ankara Ağır Cezâ Mahkemesi’nde açılan dâvâda, Maznûn’un
üç Avukatından biri olan rahmetli Mehmed Emin Akyüz, 11 Temmuz 1953 günki
celsede îrâd ettiği Müdâfaanâmede, hem Ayasofya’nın Fetihden îtibâren kazandığı
isl̃âmî şahsıyeti, hem de onu bu hüviyetinden tecrîd etmenin (ancak totaliter
bir irâdeye yakışır) büyük bir hukûksuzluk teşkîl ettiğini pek güzel îzâh
etmişti: <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial;"><b>Hukûken, “câmilerin hey’et-i asliyesi, tebdîl ve tağyîr
olunamaz”<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial;">“Bilindiği üzere İstanbul şehri bundan 500 sene önce atalarımız
tarafından fethedilmiş ve kılıçlarının hakkı karşılığı olarak içindeki her şeyi
ile birlikte Türk’e malolmuştur. Fetih günlerini takibeden günlerde, büyük
Fâtih Ayasofya’yı cami yapmış, ve bilâhare tanzim edilen meşhur vakıfnamesinde
diğer birçok müesseselerle birlikte Ayasofya’yı da cami olarak vakfettiğini
bildirmiştir. Vakıflar Umum Müdürlüğünün (Türk Vakfiyeleri) namı altında
neşrettiği 1 numaralı cild Fâtih Sultan Mehmed’in vakfiyelerini Arapça ve
Türkçe metinleriyle ihtiva etmektedir. Bu cildin mukaddemesinde ve 32 nci
sahifesindeki metin ile sonraki tercümelerinde Ayasofya’nın Fâtih tarafından
cami olarak vakfedilmiş bulunduğuna ve 8 inci sahifedeki endekste görüldüğü
üzere cildin diğer yerlerinde bu vakfa ait vezaifin nasıl ifa edileceğine dair
geniş tafsilât mevcuttur. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial;">“Vakıflar hususunda eskidenberi yaşayıp gelen ve bugün de tatbik edilen
hukukumuza nazaran, bir cami (mescid), vakfiyeti tamam olduktan sonra hal[-]i
aslîsi tebdil ve tağyir olunamaz. Bu mescidin hangi hallerde müstesnâ anh
[“kendisinden istisnâ yapılan”; metinde, bir tertîb hatâsıyle: “müstagnenanh”]
olacağı vakıf hukukuna müteallik [müteallik̆] eserlerde ve içtihatlarda
gösterilmiştir. Büyük hukukçu Ali Himmet Berki’nin vakıflar hakkındaki eserinin
119 uncu sahifesinde başlıyan fasıl, camilerin heyeti [hey’et-i] asliyesinin
tebdil ve tağyir olunamıyacağını açıkça izah eylemektedir. Bunun gibi vakfa
müteallik tanınmış hukuk ulemamızın eserlerinde ve ezcümle Ömer Hilmi Efendinin
Ahkâmülevkaf isimli eserinin 113 ve 344 üncü meselelerinde buna dair sarahatler
mevcuttur. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial;"><b>“Ayasofya’nın temelinden zirvesine kadar bütün maddî varlığı,
Müslüman-Türk hüviyetinden ayrılmaz ve tecezzî kabûl̃ etmez hâl̃e gelmiştir;
nasıl ki Anadolu’dan Müslüman-Türklük vasfı giderilemezse, Ayasofya’dan da
Müslüman-Türk hüviyetinin mânâsı öylece silinemez!”<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial;">“Ayasofya Fatih tarafından cami olarak vakfedildikten sonra tam 480 sene
bilâfasıla bu hizmette kullanılmış, bu müddet zarfında bu cami içinde adedi
milyarlara varan müslüman Türk ecdadımızın başları secdeye varmıştır. Beş asra
yakın bir zaman içinde milyarlara varan müslüman Türklerin bu camide ifa
ettikleri ibadetlerin şöyle bir tahayyülü dahi insana ne derece heyecan ve
istiğrak vereceği izahtan müstağnidir. İçinde beş asır mütemadiyen yapılagelen
ibadetler, Ayasofya’nın temelinden zirvesine kadar bütün maddî varlığını
Müslüman-Türk hüviyetiyle sarmış, bu maddî varlığı Türk-Müslüman hüviyetinden
ayrılmaz ve tecezzi kabul etmez hale getirmiştir. Tarih boyunca nasıl ki bu
yurdu müdafaa için sayısız evlâtlarını feda etmiş olan analarla dolu
Anadolu’dan Türklük vasfı giderilemezse, Ayasofya’dan da Türk-Müslüman
hüviyetinin mânası öylece silinemez. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial;"><b>“Hiçbir makâmın, Ayasofya’yı müze hâl̃ine getirme sal̃âhiyeti
yoktur”, ak̃si hâl̃, büyük bir hukûksuzluktur!<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial;">“Vakıflar Umum Müdürlüğünün kayıtlarından öğrendiğimize göre, beş
asırlık vakıf cami şahsiyetini taşıyan Ayasofya, İcra Vekilleri Heyetinin 24
Teşrinisani 1934 tarih ve 2/1589 sayılı kararnamesi ile, iki satırlık bir yazı
ile, müze haline getirilmiştir.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial;">“Yukarıda işaret ettiğimiz vakıf hukukumuza nazaran, bir camiin ve hele
Ayasofya’nın müze haline getirilmesi hukuken ve kanunen caiz bulunmamaktadır.
Mevzuatımız bu hususta hiçbir makama selâhiyet vermemiştir. İcra Vekilleri
Heyetinin karariyle 20 seneye yakın bir zamandanberi müze haline konmuş olması,
ancak fiilî bir durumdur. Hangi zaruret ve saiklerle yapılmış olursa olsun, bu
durumun hukuken müdafaası mutasavver değildir.” (O. Y. Serdengeçti –1959’da neşredilen
eserin aslında, “Derleyip Tanzim Eden” olarak Avukat Mehmed Emin Akyüz’ün ismi
vardır-, <i>Ayasofya Davası</i>, <i>Derin Tarih</i> mecmûasının il̃âvesi, tıpkı
basım, İstanbul, Aralık 2013, ss. 38-40)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Ayasofya, Müslümanlar sâyesinde
ayakta kaldı<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Yukarıda, Ayasofya’nın, hemen Fetihden îtibâren
kazandığı ve asırların seyri içinde giderek daha fazla kuvvetlenen ve
bârizleşen isl̃âmî şahsıyetine dikkat̃i çekerken, onun, bu
gelişmeye muvâzî olarak, zindeleştiği, ömrünün asırlarca uzadığı, bu sûretle
günümüze ulaşabildiği vâkıasını da vurgulamıştık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Filhak̆îka, câmie tahvîl edilip
Müslümanların büyük hürmet, muhabbet ve himmetine nâil olmasa, muhtemelen harâb
olur, yıkılır giderdi… İşte Müslümanların Ayasofya’ya bastıkları damga, evvel̃â, binâyı tahkîm ederek onun
ömrünü uzatmak şeklinde olmuştur: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Hulâsa
din, tarih ve sanat bakımından daima hürmet ve takdire lâyık olan bu güzel
eserin 17 asırlık ömrü, başta Koca Sinan olmak üzere, Türk mimarları tarafından
idame ettirilmiştir. Bu Türk üstadları, yaptıkları muazzam istinad
duvarlariyle, son beş asır zarfında vukua gelen zelzelelere karşı bu devâsâ
binayı korumuşlar ve buna ayrıca da bir heybet vermişlerdir. […]<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Minareler
de sanki organik olarak inşa edilmiş hissini vermektedir.” (Muzaffer
Ramazanoğlu, “Ayasofyalar”, <i>Resimli Tarih
Mecmuası</i>, Sâhib ve Nâşiri: Server R. İskit, İstanbul: İskit Ye., Mayıs 1953,
sayı 41, cild 4, ss. 2268-2273’te s. 2273) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>