Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (177)
-----
2023-05-05 00:00:00
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
0cm;text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Müellifin fikrî
tezâdları sarmaş dolaş: Ziyâ Gökalp’in Milliyetciliğin temeli olan “millet”
târifini reddedip “millet”i mevhûm bir “ırk” mefhûmu üzerine oturttuktan sonra
g̃ûyâ Ziyâ Gökalp müdâfîliği! </p>
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
0cm;text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Atsız, mezk̃ûr
makâlesini, g̃ûyâ, Hasan Bağcı’nın, <i>Oku </i>mecmûasında,
Ziyâ Gökalp’in bâzı fikirlerini tenk̆îd sadedinde kaleme aldığı makâleye
cevâben yazmış… Fakat bu münâkaşayı bahâne ederek, mevzûu alabildiğine
genişletiyor ve onu, İsl̃âmın hak̆îkat̃sizliğini isbât etmek için çırpınan bir
makâle hâl̃ine getiriyor… </p>
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
0cm;text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Makâlenin dikkat̃
çeken ilk husûsiyeti, seviyesiz bir kalem münâkaşası olması… “İsl̃âmın
hak̆îkat̃sizliği gibi” Milletimizin can damarına dokunan bu kadar ciddî bir
mes’ele, g̃ûyâ, Ziyâ Gökalp’i ve “Türkcülük” cereyânını tenk̆îd eden bir başka
muharrire cevâb verme bahânesiyle ortaya atılıyor ve mevzû l̃âubâlî bir
üsl̃ûbla işleniyor… </p>
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
0cm;text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Üstelik, Müellifin
İsl̃âmı reddetmek için ortaya attığı iddiâlar, kendi fikrî arayışlarının, ilmî
araştırmalarının mahsûl̃ü değil; bunlar, Kemalist (ve Marksist) Materyalizmden
devşirme fikirler! Dahası, Müellif, sözcülüğünü yaptığı iddiâların kaynaklarını
tasrîh etmediği için, bu hâl̃, düpedüz fikrî intihâl̃e girer! </p>
<p align="center" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:0cm;text-align:center;line-height:115%"> </p>
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
0cm;line-height:115%"><b>Makâlenin fikir ve üsl̃ûbundaki
l̃âubâlîlik<o:p></o:p></b></p>
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
0cm;text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Atsız’ın
makâlesindeki ilk l̃âubâlîlik, bu kadar hayâtî bir mes’eleyi, g̃ûyâ Ziyâ
Gökalp’i müdâfaa maksadıyle kaleme alınmış bir münâkaşa makâlesinin zoraki
mevzûu yapmasıdır. </p>
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
0cm;text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">İkinci l̃âubâlîlik,
ithâl̃ ideolojilerden devşirilmiş sathî, yânî ciddî, derinlemesine bir
araştırma ve tefekküre dayanmıyan iddiâlar serdederek, kırık dökük muhâkemeler
yürüterek İsl̃âmın hak̆îkat̃ini cerhetmiye çabalamaktır.</p>
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
0cm;text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Üçüncü l̃âubâlîlik
ise, üsl̃ûbunda, ifâde tarzında, kullandığı müstehzî, hattâ hakâretâmîz
kelimelerdedir. Mesel̃â, “yeşil Yobazlığı” “İsl̃âm” muâdili olarak kullandığı
bir paragraf:</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">- “Yobazlık
milletlerarası hastalıktır. Kızılı olduğu gibi yeşili de olur. Fikirlere ve içtihatlara
saygı duymak ve onlarla tartışmak seviyesinde olmadıkları için daima
yırtınırlar, küfür ve iftira ederler, ilim ve mantık alanı içinde konuşmaktan
aciz oldukları için karşımıza daima ayet ve hadisle çıkarlar.” </p>
<p style="text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">“Yırtınırlar”…
Ne kadar çirkin bir ifâde! “İlim ve mantık alanı içinde konuşmaktan âciz
oldukları için karşımıza dâimâ Âyet ve Hadîsle çıkarlar”… İsl̃âmdan bahseden
bir insan, onu, Âyet ve Hadîslerle değil de, ya neyle anlatacak? İnsan
başkalarının “mantığıyle” alay etmeden evvel kendi mantığını bir tartar! Sonra,
bedâhat̃leri görmezden gelen, hiçbir delîle îtibâr etmiyen, dogmatik bir
tavırla “Irkçılığa” îmân eden adam, başkasına “Yobazlık” isnâd etmeden evvel
nefsini sîgaya çekmeli değil midir?</p>
<p style="text-indent:14.2pt;line-height:115%">Kezâ: </p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Şimdi bu
kafadaki adamla bir fikir tartışması yapmaktaki trajediyi düşünün.” </p>
<p style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;margin-left:
1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“…Hasan Bağcı’nın zavallılığı…” </p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Tanrı bütün
insanları ve hayvanları Hasan Bağcı’dan korusun.”</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“(Hasan Bağcı)
İslam taassubu ile Türkçü Gökalp’ın aleyhinde bir şeyler geveliyordu.”</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Hüccetü’l-İslam
bu herzeyi yedikten sonra Hasan Bağcı’nın Gökalp’ı da Türkçüleri de tekfirinde
şaşılacak nokta yoktur. Gazali her şeye rağmen bilgindir. Hasan Bağcı’nın ne
olduğunu bilmiyoruz.”</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Hasan
Bağcı’ya göre, tabii bunların hepsi küfürdür. Bunları söyleyenler ve Allah’ı
bir yana atan Türkçüler hep “tamu”da yanarken kendisi cennetin köşklerinde
Huriler arasında zevk edecektir. (Sopayla Cennet kapısında bekleyip içeriye
kimseyi sokmayan Birgili [Birgivî Mehmed Efendi]’den fırsat bulursa.)”</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Hangi Teknik
Üniversitesinden mezun olduğu belli olmayan Nuh’un yaptığı o pazarcı kayığı…” </p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“…Necip
Fazıl’ın şaheseri, dine, diyanete vesaireye karışan yazılar değil, ‘Kadın Bacakları’
hakkındaki nefis manzumesidir…” (Nihal Atsız, “Yobazlık Bir Fikir Müstehâsesidir”, <i>Ötüken</i>, Kasım 1970, sayı 11 -83-)</p>
<p align="center" style="text-align:center;line-height:115%"><b>Makâledeki fikrî
l̃âubâlîliklerden biri: İsl̃âm ile Komünizm arasında muvâzîlik têsîs etmek<o:p></o:p></b></p>
<p style="text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Müellifin bu
üsl̃ûb l̃âubâlîliklerine, bir de, bunlardan daha fenâ olarak, fikrî veyâ delîle
dâir l̃âubâlîlikler zammoluyor. </p>
<p style="text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Yukarıda
işâret ettiklerimizden mâadâ, bunlardan hemen dikkat̃ çeken birisi de,
Müslümanlığın bâzı ulvî umdelerini Komünizmle aynı kefeye koyarak
değersizleştirme gayretidir:</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Hasan
Bağcı’nın bize öğrettiğine göre İslamiyet ırk ve renk tanımazmış.
Komünizm de tanımıyor. Amerikan anayasası da tanımıyor ama gerçekte bu
fark daima vardır. […]</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Hasan Bağcı
şöyle diyor: ‘Bütün insanlar yeryüzünü imar etmek, çalıştırmak ve
hazinelerinden faydalanmak bakımından Allah’ın bir halifesidir. Bütün insanlar
kardeştir.’</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Şu ibareden
‘Allah’ın birer halifesidir’ kelimesini kaldırırsak geride kalan fikir tam bir
Marksist düşünce olmuyor mu? Allah’ın halifesi olan bütün insanlar arasında
Stalin ile Moşe Dayan da var mı? Bütün insanlar kardeşse Hasan Bağcı,
Çingene vatandaşlarla kardeşliği ve hilalin Çingeneler eliyle de
yükselebileceğini kabul ediyor mu?</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Yine Hasan
Bağcı şunu da söylüyor: ‘İslam düşüncesinde sömürgecilik yoktur. Çünkü İslam
örfünde bütün beşeriyet tek ümmettir.’</p>
<p style="margin-left:1.0cm;text-align:justify;line-height:115%">“Bu da
günümüzdeki komünistlerin sözleriyle tıpatıp mutabakat gösteriyor. Fakat
hakikat değildir. İslam düşüncesinde sömürgecilik vardır. Ülkeler fethetmek,
bir ülkeyi haraca bağlamak sömürmekten başka bir şey olmadığı gibi bütün
beşeriyet de tek ümmet değildir.” (Nihal Atsız, “Yobazlık Bir Fikir Müstehâsesidir”, <i>Ötüken</i>, Kasım 1970, sayı 11 -83-)</p>
<p style="text-align:justify;text-indent:14.2pt;line-height:115%">Bu ne kadar
samîmiyetsiz, ne kadar sûiniyetli, ne kadar basît bir muhâkeme böyle! İki dîn
veyâ fikriyâtın bâzı esâsları arasında benzerlik, hattâ ayniyet var diye, onlar
hemen aynı kefeye konulabilir mi? Her şeyden evvel özlerindeki zıddiyeti
görmezden gelip Komünizm ile İsl̃âm arasında muvâzîlik kurmak da ne oluyor?
Sonra, İsl̃âm, Marksist Komünizmi taklîd etmiş değil ki! Ona on üç asır tekaddüm ettiğine göre, bir taklîd
varsa, bunu herhâl̃de mukaddemde değil, muahharda aramak îcâb eder! </p>
<p>Dîğer
taraftan, bir esâsın nazarî olarak ortaya konulması, iddiâ edilmesi fazla mühim
değildir; asıl mühimm olan, tatbîkâttır, vâkıadır. Marksist Komünizmin
nazariyâtı ve propagandası ile tatbîkâtı arasında bir uçurum olduğunu Atsız
bilmiyor mu? Kezâ Marksizmin, bir nefret ideolojisi olduğunu, sınıf kavgası
üzerine müesses bulunduğunu… Zoraki insanları birbirine düşman eden, on
milyonlarca insanın kanını akıtmaktan (daha doğrusu, muhâliflerine jenosid
yapmaktan) çekinmiyen, insan haysiyetinin sıfırlandığı, milyonların gaddârca
imhâ edildiği “temerküz kampları” ihdâs eden, el attığı her memlekette dâhilî
harb çıkartan, ihtil̃âl̃ci, jenosidci, hemen her şeyiyle bâtıl bir ideol̃ojinin
İsl̃âmla ne al̃âkasıi olabilir? Arada bir münâsebet têsîs etmiye çalışmak, ne
büyük hokkabâzlık!</p>