Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (1)

-----

<p>Rahmetli Fâtih Mehmed Han’ın, gâzî-şehîd askerlerinin ve bağrından çıktıkları asîl Milletin, tefessüh etmiş Bizans’tan (fetih hakkı olarak) devraldıkları, Teslîs Mâbedi iken Tevhîd Mâbedi yaparak aslına rücu ettirip şereflendirdikleri, bu hüviyetiyle müstakbel nesillere emânet ettikleri, ebediyen câmi olarak vakfettikleri, onu bu hüviyetinden çıkaracaklara l̃ânet ettikleri Ayasofya, İmparator I. Jüstinyen tarafından inşâ ettirilmiş, 27 Aralık 537’de ibâdete açılmıştır. Bil̃âhare, Bizans devrinde, 558-562, 869, 986-994, 1204, 1317, 1354‘te olmak üzere, def’alarca tâmir ve tâdil̃ât görmüş, Bizans Devletinin fak̆îrleşmesi sebebiyle, 15. asırda bakımsız kalmış, Fâtih devrine bir hayli harâb hâl̃de intikâl̃ etmiştir. (İnşâ ve tâmir târihleri Eyice 1991: IV/206-210’dan hül̃âsaten)</p> <p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya, Müslümanların eline geçinciye kadar, “mezheb kavgaları ve isyânlar yüzünden bizzât Hıristiyanlar tarafından dört def’a” tahrîb edilmişti. (Ramazanoğlu 1953) İngiliz <i>The Times </i>gazetesinin 3 Ağustos 1931 târihli <i>Cumhuriyet</i> tarafından nakledilen (ss. 1 ve 2) Ayasofya hakkındaki bir makâlesine nazaran da: “Tarihte Ayasofya en ziyade 1204 senesinde İstanbul’u zapteden ehli salip [Haçlılar] tarafından tahribata uğramıştır.”<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Kitâbullâh’da (Hacc -22-: 40), kendilerine, (bâtıl îtikâdlarla karışık şekilde de olsa) Allâh’a ibâdet edilen mâbedlerin himâyesi vazîfesi tevdî edilmiş olan Müslümanlar, o barbarlar gibi yapmadılar; onun üzerindeki (fetih kânûnundan doğan) tasarruf haklarını, ona en büyük hürmeti göstermek, onu kendilerine ebediyen mâbed yapmak istikâmetinde kullandılar&hellip; (Ecdâdımızın bu asîl fiilerinin ak̃sine, havralarda, kiliselerde ve Sünnî veyâ Şiî câmilerinde bomba patlatanlar, “beytullâh”ları tahrîb edenler, bütün bu mukaddes mahal̃lerde kan dökenler, ibâdet edenleri katledenler, Müslüman kisvesiyle karşımıza çıksalar, namaz kılıp oruc tutsalar dahi, ancak Münâfıktırlar, Zındıktırlar, -Mâûn Sûresinin hükmüyle- en zâlimleri, en ahl̃âksızları cinsinden Müşrikdirler! Bunları tasvîb, takdîr, teşvîk̆ edenler hakkında da aynı hüküm cârîdir! Tövbe edip cürümlerini tel̃âfî edecek fiillere yönelirlerse, Allâh nezdinde affolmaları ümîd edilebilir&hellip; Bunun böyle olduğuna inanmıyorsanız, Kur’ân-ı Hakîm’i şarkı gibi, tekerleme gibi okumak yerine, her biri bir îtikâd ve amel düstûrnâmesi olan Âyet-i Celîleler üzerinde muhlisâne teemmül edin, tefekkür edin, kalbinizde yankılanan “İl̃âhî Ses”i duyun!)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Bundan mâadâ, Osmanlı Müslümanları, Ayasofya’yı kendilerine mâbed yapmakla, onu, Fethin ve bu memleketteki İsl̃âm hâkimiyetinin timsâl̃i hâline getirmiş oldular. Binâenaleyh, âşik̃ârdır ki, onu câmi statüsünden çıkarmak demek, “Bu memlekette Müslümanlık hükümrân değildir ve ey Müslümanlar, Memleketin bânîsi, aslî unsuru, temeli, orta direği, başlıca mesnedi, muhâfızı, hâkimleri siz değilsiniz!” demekdir&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-11-05 at 15.36.23.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-11-05 at 15.36.23.jpeg"></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">(<i>Cumhuriyet</i>, 11.12.1934, s. 2)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">“Totaliter Şef”in tâlimâtı üzerine, emrindeki İcrâ Vekîlleri Hey’eti, 24 Teşrînisânî (Kasım) 1934 târihli Karârnâmesiyle, Ayasofya’yı, resmen, beş yüz senelik câmi statüsünden çıkarıp “Bizans Müzesi”ne tahvîl etti; Câmiin eşyâsını (nümûnelik bâzıları hâric) tasfiye etti; buna mukâbil, onu, İstanbul’da değişik mahal̃l<span style="font-size:10.0pt; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span>erde bulunan Bizans eserleriyle doldurdu&hellip; Mâhûd Karârnâme’den iki hafta kadar sonra, “Bizans âsârına tahsîs edilen Ayasofya”, yeni “Bizans Müzesi” hüviyetiyle mütenâsib hâl̃e konulmak üzere kapatıldı, parmaklıklarına şu îl<span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt; color:#C00000">ân asıldı: “Müze Tamir ve tasnif sonuna kadar KAPALIDIR!” Ve bu hazırlıkların bir kısmı ikmâl</span><span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt; color:#C00000"> edilerek, Mâbed, 1 Şubat 1935’te, “Bizans Müzesi” hüviyetiyle ziyârete açıldı; ilk ziyâretcileri, 300 kişilik bir Alman turist grupu oldu&hellip; <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">Aklıselîm sâhibi hiç kimse îtirâz edemez ki bu Memleketin bânîsi, aslî unsuru, temeli Müslümanlardır. Kemalist Totaliter Rejim, “Bizans Müzesi” jestiyle, Müslümanlara şunu söylemiş oldu: “İşin aslı öyle olsa bile, bundan böyle bu Memleketin hâkimleri, muhâfızları, mesnedi siz değilsiniz! Bilakis, boyunduruğumuz altında yaşamıya mahk<span style="font-size:10.0pt; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span>ûmsunuz!” <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 7.1pt; line-height: normal;">***&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="line-height: normal;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Araştırmamızın pl</b><b>̃</b><b>anı<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">İşbu araştırmamız dört Fasıldan müteşekkildir. Yukarıdaki Girizg̃âh’ı aşağıdaki Fasıllar tâk̆îb edecekdir:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">- 1. Fasıl: AYASOFYA’NIN İSL̃ÂMÎ ŞAHSIYETİ<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">- 2. Fasıl: KEMALİST TOTALİTER REJİMİN AYASOFYA CÂMİİ’NDEKİ TAHRÎBÂTI<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">- 3. Fasıl: SEL̃ÂNİKLİ MUSTAFA KEMÂL̃, AYASOFYA CÂMİİ’Nİ NASIL BİZANS MÜZESİ’NE TAHVÎL ETTİ?<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">- 4. Fasıl: AYASOFYA, NASIL TEKRÂR İSL̃ÂMÎ HÜVİYETİNE KAVUŞTU? <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">“Bismill̃âh” diyerek Birinci Fasl’a başlıyoruz. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>- 1. Fasıl: AYASOFYA’NIN İSL</b><b>̃</b><b>ÂMÎ ŞAHSIYETİ<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya, rahmetli Fâtih Mehmed Han’ın himmetiyle Tevhîd Mâbedine ink̆il̃âb edince, o ândan îtibâren yeni bir rûh kazanmış, mânen ve maddeten isl̃âmî hüviyete bürünmiye başlamış, idrâk̃ edilen beş-altı asır zarfında, yeni rûh ve hüviyetine muvâfık şeklî değişikliklerle de, isl̃âmî şahsıyeti her geçen gün biraz daha tebârüz etmiştir.&nbsp; Ayrıca, o, Müslümanların elinde zindeleşmiş, onların ihtimâmıyle ömrü asırlarca uzamış, bu sûretledir ki günümüze ulaşması mümkün olmuştur. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Filhak̆îka, Ayasofya, Tevhîd Mâbedi olmasıyle berâber, İsl̃âmın şiârı Muhammedî Ezânla çınlamış ve orada, Fâtih ve gâzî askerleri, ilk namazı kılmışlar, huşû ile Rab’lerine yönelmiş, nâil oldukları muazzam zafer için K̃âinâtın Sâhibi’ne şükretmişlerdir. Müteâl̃ Allâh’a ibâdete hasredilen Mâbed, kısa zamânda, putvârî heykellerden temizlenecek, ayakkabılarla kirletilmekden kurtulacak, bir baştan bir başa temiz ve kıymetli halılarla döşenecek, Mihrâb ve Minberle techîz edilecek, Mâbedin gar̃binde bulunan yarım kubbenin yanındaki iki baskı kuleciğinden cenûbdakinin üstünde ahşâb bir minâre binâ edilecekdir. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">İlk Ezân, ilk namazdan sonra, Ayasofya, beş-altı asır zarfında, Ezân Sesleri, Kur’ân til̃âvetleri, hutbeler, vaazlar, zikirler, duâlar, Mevlidlerle şenlendi, Mü’minlerin huşû ve huzûr hâllerine, sevinclerine, gözyaşlarına şâhid oldu. Hak̆îkaten, o, rahmetli Ecdâdın binbir hâtırasıyle dolup taşıyor. Onun son beş-altı asırlık târihi, Millî Târihimizin ayrılmaz bir cüz’üdür&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Hiç şüphesiz, Ayasofya’ya hâricden yönelen nazarlara onun maddeten isl̃âmî şahsıyetini hissettiren ilk al̃âmetifârika, dört köşesinden semâya yükselen, haşmetli kubbesiyle mütenâsib, lisân-ı hâl̃ ile dahi “Allâh-ü Ekber” nidâsını haykıran heybetli minârelerdir. Sonra, kubbesinin tepesinde parlıyan altın rengi alem&hellip; Gölgesinde, Allâh’dan rahmet niyâz eden türbeler&hellip; Edâsına doyum olmıyan şadırvan&hellip; Ve Medrese, Sıbyân Mektebi, İmâret, Muvak̆k̆ithâne, iki Sebîl&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Dâhilinde ise, hemen bir bakışta farkedilen ve herbiri bir san’at̃ şâheseri olan Mihrâb, Minber, Hünk̃âr Mahfili, oya gibi işlenmiş mermer Vaaz Kürsüsü, duvarları süsliyen ve bir çiçek bahçesini andıran çiniler, devâsâ çapta veyâ daha küçük ölçülerde hat levhaları, en san’at̃k̃âr hattâtlar tarafından kubbeye, Mihrâb duvarına, Türbelere, v.s. zevk̆le işlenmiş Âyetler, duâlar, Müezzin Mahfili, bir zarâfet hârikası olan Kütübhâne, yer ve duvar halıları, seccâdeler&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Ve kullardan ziyâde Yaradan’a beğendirmek iştiyâk ve şevk̆iyle vücûd verilmiş bütün bu eserlerden, bu hârikul̃âde dekordan hâsıl olan uhrevî ik̆lîm&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya’ya Müslüman mührü, bunlarla vuruldu. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>