Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (1)
-----
2022-11-06 00:00:00
<p>Rahmetli Fâtih Mehmed Han’ın, gâzî-şehîd askerlerinin
ve bağrından çıktıkları asîl Milletin, tefessüh etmiş Bizans’tan (fetih hakkı
olarak) devraldıkları, Teslîs Mâbedi iken Tevhîd Mâbedi yaparak aslına rücu
ettirip şereflendirdikleri, bu hüviyetiyle müstakbel nesillere emânet
ettikleri, ebediyen câmi olarak vakfettikleri, onu bu hüviyetinden
çıkaracaklara l̃ânet ettikleri Ayasofya, İmparator I. Jüstinyen
tarafından inşâ ettirilmiş, 27 Aralık 537’de ibâdete açılmıştır. Bil̃âhare, Bizans devrinde,
558-562, 869, 986-994, 1204, 1317, 1354‘te olmak üzere, def’alarca tâmir ve
tâdil̃ât görmüş, Bizans Devletinin fak̆îrleşmesi sebebiyle, 15.
asırda bakımsız kalmış, Fâtih devrine bir hayli harâb hâl̃de intikâl̃ etmiştir. (İnşâ ve tâmir
târihleri Eyice 1991: IV/206-210’dan hül̃âsaten)</p>
<p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya, Müslümanların eline geçinciye kadar, “mezheb
kavgaları ve isyânlar yüzünden bizzât Hıristiyanlar tarafından dört def’a”
tahrîb edilmişti. (Ramazanoğlu 1953) İngiliz <i>The Times </i>gazetesinin 3 Ağustos 1931 târihli <i>Cumhuriyet</i> tarafından nakledilen (ss. 1 ve 2) Ayasofya hakkındaki
bir makâlesine nazaran da: “Tarihte Ayasofya en ziyade 1204 senesinde
İstanbul’u zapteden ehli salip [Haçlılar] tarafından tahribata uğramıştır.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Kitâbullâh’da (Hacc -22-: 40), kendilerine, (bâtıl
îtikâdlarla karışık şekilde de olsa) Allâh’a ibâdet edilen mâbedlerin himâyesi
vazîfesi tevdî edilmiş olan Müslümanlar, o barbarlar gibi yapmadılar; onun
üzerindeki (fetih kânûnundan doğan) tasarruf haklarını, ona en büyük hürmeti
göstermek, onu kendilerine ebediyen mâbed yapmak istikâmetinde kullandılar… (Ecdâdımızın
bu asîl fiilerinin ak̃sine, havralarda, kiliselerde ve Sünnî veyâ Şiî
câmilerinde bomba patlatanlar, “beytullâh”ları tahrîb edenler, bütün bu
mukaddes mahal̃lerde kan dökenler, ibâdet edenleri katledenler,
Müslüman kisvesiyle karşımıza çıksalar, namaz kılıp oruc tutsalar dahi, ancak
Münâfıktırlar, Zındıktırlar, -Mâûn Sûresinin hükmüyle- en zâlimleri, en ahl̃âksızları cinsinden
Müşrikdirler! Bunları tasvîb, takdîr, teşvîk̆ edenler hakkında da aynı
hüküm cârîdir! Tövbe edip cürümlerini tel̃âfî edecek fiillere
yönelirlerse, Allâh nezdinde affolmaları ümîd edilebilir… Bunun böyle olduğuna
inanmıyorsanız, Kur’ân-ı Hakîm’i şarkı gibi, tekerleme gibi okumak yerine, her
biri bir îtikâd ve amel düstûrnâmesi olan Âyet-i Celîleler üzerinde muhlisâne
teemmül edin, tefekkür edin, kalbinizde yankılanan “İl̃âhî Ses”i duyun!)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Bundan mâadâ, Osmanlı Müslümanları, Ayasofya’yı
kendilerine mâbed yapmakla, onu, Fethin ve bu memleketteki İsl̃âm hâkimiyetinin timsâl̃i hâline getirmiş oldular.
Binâenaleyh, âşik̃ârdır ki, onu câmi statüsünden çıkarmak demek, “Bu
memlekette Müslümanlık hükümrân değildir ve ey Müslümanlar, Memleketin bânîsi,
aslî unsuru, temeli, orta direği, başlıca mesnedi, muhâfızı, hâkimleri siz
değilsiniz!” demekdir… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-11-05 at 15.36.23.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-11-05 at 15.36.23.jpeg"></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">(<i>Cumhuriyet</i>, 11.12.1934, s. 2)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">“Totaliter
Şef”in tâlimâtı üzerine, emrindeki İcrâ Vekîlleri Hey’eti, 24 Teşrînisânî
(Kasım) 1934 târihli Karârnâmesiyle, Ayasofya’yı, resmen, beş yüz senelik câmi
statüsünden çıkarıp “Bizans Müzesi”ne tahvîl etti; Câmiin eşyâsını (nümûnelik
bâzıları hâric) tasfiye etti; buna mukâbil, onu, İstanbul’da değişik mahal̃l<span style="font-size:10.0pt;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">̃</span>erde bulunan Bizans eserleriyle
doldurdu… Mâhûd Karârnâme’den iki hafta kadar sonra, “Bizans âsârına tahsîs
edilen Ayasofya”, yeni “Bizans Müzesi” hüviyetiyle mütenâsib hâl̃e konulmak üzere kapatıldı,
parmaklıklarına şu îl<span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;
color:#C00000">ân asıldı: “Müze Tamir ve tasnif sonuna kadar KAPALIDIR!” Ve bu
hazırlıkların bir kısmı ikmâl</span><span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;
color:#C00000"> edilerek, Mâbed, 1 Şubat 1935’te, “Bizans Müzesi” hüviyetiyle
ziyârete açıldı; ilk ziyâretcileri, 300 kişilik bir Alman turist grupu oldu… <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">Aklıselîm
sâhibi hiç kimse îtirâz edemez ki bu Memleketin bânîsi, aslî unsuru, temeli
Müslümanlardır. Kemalist Totaliter Rejim, “Bizans Müzesi” jestiyle,
Müslümanlara şunu söylemiş oldu: “İşin aslı öyle olsa bile, bundan böyle bu
Memleketin hâkimleri, muhâfızları, mesnedi siz değilsiniz! Bilakis,
boyunduruğumuz altında yaşamıya mahk<span style="font-size:10.0pt;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">̃</span>ûmsunuz!” <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 7.1pt; line-height: normal;">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="line-height: normal;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Araştırmamızın pl</b><b>̃</b><b>anı<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">İşbu araştırmamız dört Fasıldan müteşekkildir.
Yukarıdaki Girizg̃âh’ı aşağıdaki Fasıllar tâk̆îb edecekdir:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">- 1. Fasıl: AYASOFYA’NIN İSL̃ÂMÎ ŞAHSIYETİ<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">- 2. Fasıl: KEMALİST
TOTALİTER REJİMİN AYASOFYA CÂMİİ’NDEKİ TAHRÎBÂTI<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">- 3. Fasıl: SEL̃ÂNİKLİ MUSTAFA KEMÂL̃, AYASOFYA CÂMİİ’Nİ NASIL
BİZANS MÜZESİ’NE TAHVÎL ETTİ?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">- 4. Fasıl: AYASOFYA, NASIL
TEKRÂR İSL̃ÂMÎ HÜVİYETİNE KAVUŞTU? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">“Bismill̃âh” diyerek Birinci Fasl’a
başlıyoruz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>- 1. Fasıl: AYASOFYA’NIN İSL</b><b>̃</b><b>ÂMÎ ŞAHSIYETİ<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya, rahmetli Fâtih
Mehmed Han’ın himmetiyle Tevhîd Mâbedine ink̆il̃âb edince, o ândan îtibâren
yeni bir rûh kazanmış, mânen ve maddeten isl̃âmî hüviyete bürünmiye
başlamış, idrâk̃ edilen beş-altı asır zarfında, yeni rûh ve hüviyetine
muvâfık şeklî değişikliklerle de, isl̃âmî şahsıyeti her geçen gün
biraz daha tebârüz etmiştir. Ayrıca, o,
Müslümanların elinde zindeleşmiş, onların ihtimâmıyle ömrü asırlarca uzamış, bu
sûretledir ki günümüze ulaşması mümkün olmuştur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Filhak̆îka, Ayasofya, Tevhîd Mâbedi
olmasıyle berâber, İsl̃âmın şiârı Muhammedî Ezânla çınlamış ve orada, Fâtih
ve gâzî askerleri, ilk namazı kılmışlar, huşû ile Rab’lerine yönelmiş, nâil
oldukları muazzam zafer için K̃âinâtın Sâhibi’ne
şükretmişlerdir. Müteâl̃ Allâh’a ibâdete hasredilen
Mâbed, kısa zamânda, putvârî heykellerden temizlenecek, ayakkabılarla
kirletilmekden kurtulacak, bir baştan bir başa temiz ve kıymetli halılarla
döşenecek, Mihrâb ve Minberle techîz edilecek, Mâbedin gar̃binde bulunan yarım kubbenin
yanındaki iki baskı kuleciğinden cenûbdakinin üstünde ahşâb bir minâre binâ
edilecekdir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">İlk Ezân, ilk namazdan sonra, Ayasofya, beş-altı asır
zarfında, Ezân Sesleri, Kur’ân til̃âvetleri, hutbeler, vaazlar,
zikirler, duâlar, Mevlidlerle şenlendi, Mü’minlerin huşû ve huzûr hâllerine,
sevinclerine, gözyaşlarına şâhid oldu. Hak̆îkaten, o, rahmetli Ecdâdın
binbir hâtırasıyle dolup taşıyor. Onun son beş-altı asırlık târihi, Millî
Târihimizin ayrılmaz bir cüz’üdür… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Hiç şüphesiz, Ayasofya’ya hâricden yönelen nazarlara
onun maddeten isl̃âmî şahsıyetini hissettiren ilk al̃âmetifârika, dört köşesinden
semâya yükselen, haşmetli kubbesiyle mütenâsib, lisân-ı hâl̃ ile dahi “Allâh-ü Ekber”
nidâsını haykıran heybetli minârelerdir. Sonra, kubbesinin tepesinde parlıyan
altın rengi alem… Gölgesinde, Allâh’dan rahmet niyâz eden türbeler… Edâsına
doyum olmıyan şadırvan… Ve Medrese, Sıbyân Mektebi, İmâret, Muvak̆k̆ithâne, iki Sebîl… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Dâhilinde ise, hemen bir bakışta farkedilen ve herbiri
bir san’at̃ şâheseri olan Mihrâb, Minber, Hünk̃âr Mahfili, oya gibi
işlenmiş mermer Vaaz Kürsüsü, duvarları süsliyen ve bir çiçek bahçesini andıran
çiniler, devâsâ çapta veyâ daha küçük ölçülerde hat levhaları, en san’at̃k̃âr hattâtlar tarafından
kubbeye, Mihrâb duvarına, Türbelere, v.s. zevk̆le işlenmiş Âyetler, duâlar,
Müezzin Mahfili, bir zarâfet hârikası olan Kütübhâne, yer ve duvar halıları,
seccâdeler… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Ve kullardan ziyâde Yaradan’a beğendirmek iştiyâk
ve şevk̆iyle
vücûd verilmiş bütün bu eserlerden, bu hârikul̃âde dekordan hâsıl olan
uhrevî ik̆lîm… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Ayasofya’ya Müslüman mührü, bunlarla vuruldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>