Aşıklık geleneği yaşam mücadelesi veriyor
Doğu Anadolu'daki Ardahan, Kars ve Erzurum'da önemli bir yere sahip olan ancak her geçen gün ilginin azaldığı aşıklık geleneği, yaşatılmaya çalışılıyor.
Doğu Anadolu'da önemli bir yere sahip olan ancak her geçen gün ilginin azaldığı aşıklık geleneği, gelecek kuşaklara aktarılmaya çalışılıyor.
Bölgede Ardahan, Kars ve Erzurum başta olmak üzere aşıklık geleneğine ilgi her geçen gün azalıyor.
Anadolu kültürünü yansıtması açısından önem taşıyan aşıklık geleneği bölgedeki il kültür ve turizm müdürlüklerinin ve halk ozanlarının çalışmalarıyla yaşatılmaya çalışılıyor.
Bu kültürün önde gelen merkezlerinden Ardahan'da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında toplum önderliği yapan, sazıyla halkı düşmana karşı birlik olmaya davet eden halk ozanı Aşık Şenlik'in dördüncü kuşağı ve yaşı itibarıyla Ardahan'ın en yaşlı halk ozanı olan 69 yaşındaki Mehmet Oktay, geleneğe sahip çıkmak için çaba sarf ediyor.
Mehmet Oktay, 51 yıldır aktif olarak halk ozanlığı yaptığını belirterek, "Geçmişte üç gün üç gece düğünlerde saz çaldım, ustalarımdan da öyle gördüm. Kahvelerde çalardık. Bir düzen, aşıklığa bir saygı vardı. Bu saygı maalesef kalktı." diye konuştu.
"Yetenek meselesi"
Oktay, aşıklığa ilginin azalmasında teknolojinin payı bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
"Elektronik cihazda beni dinlerler ama yüz yüze dinlemezler. Onun için bundan sonra aşık yetişmesi çok zor. Bu bir yetenek meselesi. Hikaye söylemek, şiir yazmak yetenek ister. Bunu yapabilmek için de halkın içinde olmak lazım. Nasıl ki rüzgar esmezse göl dalgalanmaz, gönül dalgalanmazsa şiir yazılmaz. Halkın isteği, talebi olmazsa aşıklık olmaz."
"Etkinliklere dahil etmek istiyoruz"
Oktay'ı evinde ziyaret eden Ardahan Kültür ve Turizm İl Müdürü Efsal Alantar da Ardahan'da aşıklık geleneğinin Göle, Posof ve Hanak ilçelerinde yok olma aşamasına geldiğini kaydetti.
Bu kültürün şu an kentte sadece Çıldır ilçesinde yaşatıldığını ifade eden Alantar, "Nasıl ki bir ağacın yetişmesi ve büyümesi için sulamak lazımsa aşıklık kültürü de öyle. Bu nedenle sulanması ve yeşermesi için müdürlük olarak bazı çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Örneğin 2018 yılı içinde bir kurs açma çalışmalarımız var. Ayrıca bir önceki yıllara oranla kentteki her etkinliğe, her programa aşıkları dahil etmek istiyoruz. Çünkü elimizdeki bu değeri kaybetmek istemiyoruz. Yeni neslin bu kültürle daha çok iç içe olması gerek." dedi.
12 BİN ÖĞRENCİ HARÇLIKLARINI BAĞIŞLAYACAK
Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Küçükçekmece Belediyesi bir ilke daha imza atarak 'Her Bilgi Evinin Bir Yetim Kardeşi Var' Projesini başlattı. Bundan böyle 12 bin bilgi evi öğrencisi, tüm dünyadaki ve Türkiye'deki yetim çocuklara harçlıklarını bağışlayacak.
İHH Uluslar Arası İnsani Yardım Vakfı ile ortaklaşa yürütülen proje ile Küçükçekmece Belediyesi diğer belediyelere örnek oldu. Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen törenle tanıtılan projede imzalar atıldı.
Harçlıklarını Yetimlere Bağışlayacaklar
Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Recep Şencan ile İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Yakup Işık‘ın imzalarıyla başlatılan proje kapsamında her bir bilgi evinin yetim kardeşi olacak. Öğrencilerin Küçükçekmece Belediyesi Bilgi Evleri'ne konan kumbaralara attıkları harçlıkları her ay düzenli olarak belirledikleri yetim kardeşlerine gönderilecek. Böylelikle dünyadaki ve Türkiye'deki yetimlere destek olacaklar.
Kumbaraya İlk Paralar Atıldı
Küçükçekmece Belediyesi Bilgi Evleri'ne konan kumbaralara ise ilk paralar protokol üyeleri tarafından dualarla atıldı. Proje hakkında konuşan Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Recep Şencan ise, böyle anlamlı bir projeye imza attıkları için duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “İHH Uluslar Arası İnsani Yardım Vakfı'nın bu projesine bir belediye olarak ilk biz katılıyoruz. Küçükçekmece Belediyesi olarak yine bir ilke imza atıyoruz. 12 bine yakın sürekli gelen öğrencimiz var. Biz bu öğrencilerimizin yetimlere karşı duyarsız kalmaması için bir proje gerçekleştiriyoruz. Hem Türkiye'deki hem de tüm dünyadaki özellikle İslam dünyasındaki yetim kardeşleri için bir çaba içerisine girsinler, onlarla bir gönül bağı oluştursunlar istiyoruz. Harçlıklarından ufak rakamları oraya aktarsınlar ve ileriye yönelik ciddi bir kardeşlik bağı oluşsun istedik. Kardeşlik sözle olmuyor, paylaşmakla oluyor. Nasıl evde kendi kardeşleriyle oyuncaklarını paylaşıyorlarsa yetim kardeşleriyle de paylaşacaklar” dedi.
KÜLTÜR A.Ş KARİKATÜR OKULU BAŞLADI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, genç çizerleri desteklemek ve karikatüre olan ilgiyi arttırmak amacıyla başlattığı Karikatür Okulu büyük heyecan oluşturdu.
Karikatüre ilgisi olan yetenekli gençler, Türkiye'nin önde gelen çizerleri tarafından yapılacak eğitimlerle, karikatür alanında alacakları profesyonel destek ile kendilerini geliştirme fırsatı yakalıyor.
Dersin heyecanını yaşayan genç çizerler, ustalarının bilgi ve birikimlerini paylaştıkları eğitimlerinin ilk gününde, işin püf noktasını öğrenmek için ilk adımı atmış oldu. Derslerin çerçevesi hakkında bilgi alışverişinin yapıldığı ve tanışma toplantısı mahiyetinde olan ilk hafta eğitimleri, 24 Mart 2018 Cumartesi günü ikinci hafta eğitimler ile devam edecek.
Karikatür Okulu, kadrosu Şafak Tavkul, Ahmet Kesgin, Yusuf Kot ve Faruk Günindi gibi ünlü karikatür sanatçıları ile her hafta sonu ikişer saatlik dersler halinde yapılacak.
Ortaöğretim ve lise öğrencilerinin davetli olduğu Karikatür Okulu'nda çizim ve mizah yeteneği olan gençlere temel eğitim, kompozisyon, anatomi ve benzeri konularda dersler verilecek. Dersler 12 Mayıs'ta sona erecek. Ders dönemini başarıyla tamamlayan her öğrenciye sertifika verilecek. Ayrıca başarılı öğrencilerin çalışmalarını içeren bir albüm hazırlanıp yayımlanacak.
“3. ULUSLARARASI ZEYTİNBURUNU ÖYKÜ FESTİVALİ” SONA ERDİ
Zeytinburnu Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslar arası Zeytinburnu Öykü Festivali sona erdi. Festival kapanışında İlk kitap ödülleri de sahiplerini buldu.
Dünyanın dört bir yanından öykücülerin katıldığı Uluslararası Zeytinburnu Öykü Festivali, Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen törenle sona erdi. Festival için hazırlanan kısa film gösterimiyle başlayan kapanış programı, farklı ülkelerden gelen yazarların öykülerini seslendirmesiyle devam etti.
Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın
Umarım Zeytinburnu'na yurtiçinden ve yurtdışından öykü festivaline gelen misafirlerimiz memnun kalmışlardır. Biz misafirlerimiz ile birlikte 5 gün boyunca Zeytinburnu'nda birçok okulda öğrenciler ile buluştuk. İnsanlara hizmet etmek adına bilgilerimizi ve deneyimlerimizi birbirimizle paylaştık. Yazmış olduklarınızı okudum, yazacak olduklarınız ile ilgili de yeni ilham kaynaklarının olacağını düşünüyorum. Zeytinburnu okuyor" ifadelerini kullandı.
"Uluslararası Zeytinburnu Öykü Festivali'nde bu sene Yerli-yabancı 35 öykücü yer aldı. Festivalin bu yılki sloganı "Anlatıyorum Öyleyse Varım" oldu.
Yerli ve yabancı 35 öykücünün yer aldığı festivalde Guatemala, Slovenya, Gürcistan, Mısır, Macaristan, İrlanda, Norveç, Brezilya gibi ülkelerden öykücüler bir araya geldi. Festival kapsamında ilk kitap ödülleri sahiplerini bulmuş oldu.
İSTANBUL BİENALİ'NİN 30. YAŞINA ÖZEL PROJE: LIMITED EDITIONS
İstanbul Bienali, bugüne kadar düzenlenen her bienalden birer sanatçının özel olarak üretilen eserlerini Limited Editions setinde bir araya getirdi.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın (İKSV) düzenlediği İstanbul Bienali, 30 yılını özel bir projeyle kutluyor. İstanbul'un ve İstanbulluların sanatla nefes alan otuz yılına bir saygı duruşu niteliği taşıyan çalışmada, 1987'den bu yana düzenlenen her bienalden birer sanatçının bu proje için özel olarak hazırladığı eserlerin sınırlı sayıda üretilen baskıları özel bir sette bir araya getiriliyor.
Sınırlı sayıda ve özel olarak üretilen baskıları sanatseverler için bir araya getirecek İstanbul Bienali Limited Editions projesinden elde edilecek gelir, 2019 yılında düzenlenecek 16. İstanbul Bienali'nde dünya prömiyerini yapacak yeni eser üretimine destek amaçlı kullanılacak. Her biri 35x50 cm boyutunda 15 farklı, özel edisyon içeren İstanbul Bienali Limited Editions setleri, projeye katkıda bulunan sanatseverlere hediye edilecek.
ALİ NİHAD TARLAN TYB İSTANBUL'DA ANILDI
Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi ile İBB Kültür Daire Başkanlığı'nın düzenlediği söyleşiler kapsamında şair, yazar ve tarihçi Ali Nihad Tarlan vefatının 40. yılında yâd edildi.
Şiir konusundaki ilmî derinliği ile birçok divanı günümüz edebiyatına kazandıran şair, tarihçi ve yazar Ali Nihad Tarlan, TYB İstanbul Şubesi ve İBB Kültür Daire Başkanlığının düzenlediği “40 Yıl Sonra Ali Nihad Tarlan” isimli programla anıldı. Prof. Dr. Abdulkadir Emeksiz ve Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan'ın konuşmacı olduğu söyleşiyi TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı yönetti.
Gerçek Bir Hoca
Ali Nihad Tarlan'ın “hocalık” kavramını hakkıyla üzerinde taşıdığını vurgulayan Mahmut Bıyıklı, üniversitelerin gerçek bir üniversite olabilmesini Tarlan gibi birikimi yüksek, şahsiyetli ve vatanperver hocalar sayesinde mümkün olduğunu kaydetti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tarlan gibi hocalarımızın, talebeyi yetiştirme dertleri vardı. Derslerini fikir ziyafetine dönüştürecek şekilde verimli geçirip gençleri geleceğin Türkiye'sine hazırlıyorlardı. O kuşaktan sonra maalesef büyük bir boşluk oluştu. Adanmış o efsanevi hocaların yerini, derslerde öğrencilerine kendi kitaplarını satmaya çalışan akademisyenler dolduramadı elbette. Merhum Tarlan'ı vefatının 40. yılında rahmetle anıyoruz.”
Şairliği Araştırma Konusu
Tarlan'ın hayat hikâyesindeki önemli anekdotları aktaran Prof. Dr. Abdulkadir Emeksiz, Tarlan'ın doktor unvanını alan ilk edebiyatçı olduğunu kaydetti. Ali Nihad Tarlan'ın eğitimcilik geçmişinden söz eden Emeksiz, Tarlan'ın çok çalışkan bir akademisyen olduğunu, edebiyat alanında yeni yöntemler geliştirdiğini ve işinde otorite olduğunu kaydetti.
“Klasik Türk edebiyatının modern bilim ışığında metin şerhlerinin gerçekleşmesinde önemli hizmetleri olmuştur. Akademiden emekli olmasına rağmen çalışmalarına aynı hızla devam etmiştir. Eski Türk edebiyatı sahasında çok sayıda ehil kişinin yetişmesine vesile olmuştur.” diyen Emeksiz, Tarlan'ın çok çeşitli türlerde şiirler yazdığını, şairliğinin ve şiire bakışının araştırılmaya değer olduğunu ifade etti.
Uyanış Çizgisinin Temsilcisiydi
Klasik edebiyatımıza ülkemizde ve dünyada geliştirilen iftiralı yaklaşımların Ali Nihad Tarlan Hoca ile aşıldığını kaydeden Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, Tarlan hakkında şunları söyledi:
“Ali Nihad Tarlan, eski Türk edebiyatının ihmal edildiğinin tespitini yapan bir kişi olarak karşımızda duruyor. Eserlerine bakıldığında, edebiyatın kaynakları olarak kültürün ve psikolojinin önemini ön plana çıkarmıştır.
Sanatın fonksiyonel anlamını ortaya koyan çalışmalara imza atmıştır. Tarlan Hoca, edebiyat tarihimiz bakımından çok ciddi bir uyanış çizgisinin çok önemli bir insanıdır. Tarlan Hoca'nın klasik edebiyatımızın metinlerine ilmî çerçevede yaklaşma metodolojisi, klasik edebiyatımızı dışlayan görüşlerin ortadan kaldırılmasına yol açan bir büyük vadiyi gündeme getirdi.
Metin tahlilleri geleneği Ali Nihad Tarlan Hoca ile başladı. Edebiyatımıza dair uyanış çizgisinin temsilcisiydi. Okuma hatası bulunmayan çok güçlü metinler neşretmiştir.”