Afrika'da hikmetin yolculuğu (2)
-----
2022-12-23 00:00:00
<p>AFRİKA'DA; DİN,HİKMET,SOSYOLOJİ</p>
<p class="MsoNormal">Yazımızın ilk bölümünde Afrika’nın İslam ile
tanışma sürecinin aynı zamanda bir özgürleşme süreci olduğunu ifade ederek
“Batılılar Afrika’yı ‘paylaşılması gereken bir pasta’ olarak görmüşken İslam ve
Müslümanların tarihinde Afrika Habeşistan’a ilk hicretten beridir özgürlüğün
coğrafyasıdır” demiştik. Özellikle Kuzey Afrika – Mağrip bölgesindeki tasavvuf
hareketlerine ve İslam’ın Afrika’daki yayılışına değinmiştik. <b><o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Malililerin İslam'ı kabul edişi de ilk bölümde
anlattığımız Murabıtların zamanına rastlar. Mali' de İslam ilk önce şefler ve
zenginler nezdinde tutundu, halk ise putperest kalmaya bir süre daha devam
etti. 1050 yılında ise Mali kralı Baramendama Keyta Müslüman oldu. Bir derviş tarafından Müslüman yapılan bu
kral, Müslüman ismini bir şeref nişanesi olarak taşıdı ve halkına da Müslüman
olmasını tavsiye etti. Mali Müslümanları daha sonraki asırlarda Batılılarca
Brezilya’ya köle olarak götürüldüler ve orada diğer zenci kölelere reislik
yaparak, sık sık ayaklanma ve özgürlük hareketlerine vesile oldular. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gambiya’da da dervişler aracılığı ile yayılan
İslam, hızla tüm ülkenin rengini değiştirdi. Aku kabilesi hariç Mandingo, Fula
ve Serahuli kabileleri tamamen Müslüman oldular. Kuzey Nijerya da dervişler tarafından
Müslümanlaştırıldı. Kuzey Nijerya’da yaşayan ve Haussa denilen Müslüman halkın
bugün sayıları 15-20 milyona ulaşmış durumda. 14. yüzyılın ikinci yarısında
Mali'den gelen Wangara adlı kırk kadar Müslüman derviş onlara İslamiyet'i
getirmişti. 15. yüzyılda ise ülkenin
sultanı olan Muhammet Rimfa on iki reform ilan etti. Bunlar arasında İslami
bayramların kutlanışı da yer almaktaydı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">18. yüzyılda sadece kendi ülkeleri olan Fas ve
Cezayir'de değil, aynı zamanda Sahra ve Batı Afrika'da İslam'ı yayma
hareketlerine girişen çeşitli yeni tarikatlar ortaya çıktı. Bunlardan biri de
Ticaniyye Tarikatıydı. Bu tarikatı, Ahmed et-Ticin (ö.1815) Fez'de kurdu.
Ticanilik daha çok niyet, temizlik ve salih amel üzerinde durdu. Fas'ta
emperyalist emeller peşinde koşan Batılı güçler karşısında çetin mücadelelere
girişen bu Sünni İslam tasavvuf ekolü daha sonraki yıllarda Muhammed İbn Muhtar’ın
faaliyetleri sonucu Fransız Batı Afrikasına kadar uzanmıştı. Ticaniye tarikatı
özellikle Sudan’da Fransızlara karşı savaştı. Tarikatın liderlerinden ve
Fransızlar tarafından şehit edilen Ömer b. Said Tâl 3 konu başlığı ile
ilgileniyordu. Bunlar, Batı Sudan'ın İslamlaştırılması, Siyasi birliğin
kurulması ve Fransız sömürgecilik hareketinin bitirilmesiydi. Prof. Dr. Schimmel, Ticaniliğin ve
Sunusiliğin Afrika kıtasında siyasi alanda başarı kazanmasının emperyalist
Batılıları engellediğini söylüyor. Ticaniyye hareketi, Afrika'da hem İslam'ı,
yayma, hem de İslam'ı kuvvetlendirme yolunda büyük çabalar sarf etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">10.
yüzyılda Irak'ta ortaya çıkan Kadiriler, Afrika'ya da geçtiler ve önce
Kuzey Afrika'ya yerleşerek oradan yavaş yavaş bütün bölgeye yayıldılar. Tarikat
önce, Batı Afrika'da, faaliyet gösterdi, daha sonra dervişler ve tüccarlar
vasıtasıyla Tombuktu'ya (Timbuktu) oradan da Sudan'a geçti. Bugün özellikle
Doğu Sudan'da çok sayıda Kâdiri bulunuyor. Kadiriliğin üç kolu özellikle göze
çarpıyor; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sunusiye tarikatının kurucusu olan Seyyid Muhammed
es-Sunûsi Hasenü'l Hitabü'I-İdrisi, Bingazi'ye gelerek Cebeli Ahdar' da bir
tekke inşa etti. Tekke aynı zamanda bir okuldu. Benzer tekkeler hızla yayılmaya
başladı. Büyük zaviyelerde Fıkıh, Hadis ve Kelam okutulur, müritler akşam yemeklerini
birlikte Tekke'de yerlerdi. Ticaretle uğraşan müritler de kazançlarının bir
kısmını eğitim ve yemek gibi giderlerin temini için tekkeye verirlerdi. Bu Sunusi tekkeleri ve halifeleri Afrika'nın
her tarafına dağılarak özellikle Orta Afrika kesiminde İslam'ın yayılmasına
hizmet etmişlerdi. Zamanla bu tarikat siyasi sahada önüne geçilmez bir güç
kazanarak devlet haline geldi. 19. yy. sonlarından 1950’li yıllara kadar, Kuzey
Afrika'da etkin olan tarikat, Kurtuluş savaşı yıllarında da Türkiye’ye tam destek
vermişlerdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Afrika’da dervişler tarafından kurulan tekkeler
hem ruhi eğitim merkezi olarak ameli yöne, hem de şer'i ilimlerin hemen her
çeşidini okutarak nazari yöne açılmayı sağlayan çift yönlü işbirliğine sahip
müesseselerdi. Afrika'da tekke demek okul, yetimhane, yoksullar yurdu,
yardımlaşma merkezi demekti. Her hangi bir durumda ister Müslüman, ister gayri
müslim herkesin ilk müracaat mahalliydi. Afrika'da sıcaktan yanan bir yolcu
canını bir tekkeye atar; orada yiyecek ve yatacak yer bulur; hasta ise tedavi
edilir. Dertli olanlar zaviyelerdeki şeyhlere koşar, orada ruhi tedavi görürdü.
Bir dul kadının, bir yoksulun müracaat yeri yine tekkelerdir. Her tekkenin
mutlaka bir okulu vardı. Bu okulda öğrencilere yazı, okuma, din ilimleri ve
Kuran'ı Kerim öğretilirdi. Küçük davaların bir kısmı da yine bu tekkelerde
görülür. Her türlü mukaveleler tekkelerde akdedilir. Hatta nikâh, cenaze gibi
merasimler de tekkelerde icra edilir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sultan 2. Abdulhamid Han'da dünya Müslümanlarını
tekrar toparlama mücadelesi verirken Afrikalı Müslümanları da düşünmüş ve bu
yoldaki teşebbüslerini gerçekleştirebilmek için kullandığı en önemli araç sufi
tarikatları olmuştu. Sultan, Haçlı tehlikesine karşı Afrika ülkelerini savunma
mücadelesini yürütebilecek kişilerin Afrika'daki dervişler olduğunu anlamıştı.
Abdulhamit Han’ın özel görev verdiği insanlar gerek fiili direniş
hareketleriyle, gerekse nazari planda, Müslüman Afrika'yı vaazlarla bilemek
suretiyle Batılılara karşı çıkmışlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Batı emperyalizmine karşı silahlı direniş orduları
da Afrika’da dervişlerden güç aldılar. Çağımız oryantalistlerinden Prof.
Schimmel; “Ticanilik ve Sunusiliğin siyasal alanda başarı kazanması,
tavırlarının, dindarların çoğuna çekici geldiğini göstermektedir. Çağımızda
İhvan-ı Müslimin teşkilatı kurucusu Hasan el- Benna gibi kimi Müslüman
liderlerin sufi tarikatlarıyla güçlü bağları olan bir ortamdan geldikleri
söylemeliyiz" diyerek bu gerçeğe işaret ediyordu. Libya'nın emperyalist
emellere dayalı İtalyan saldırılarını püskürtme işini de Sunusiyye Tarikatı
üstlenmişti. Büyük direniş önderi Ömer Muhtar’da bir sunusi mücahidiydi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Toparlarsak eğer, Hristiyan misyoner teşkilatları
mükemmel organizasyonlarına ve inanılmaz ekonomik kaynaklarına rağmen dervişler
ile başa çıkamadılar. Hıristiyan misyonerlerin organize biçimde bir kaç asırdan
beri kendi aralarında yarışırcasına dinlerini yayma çabasına rağmen organize
olmayan İslam tebliğ hareketleri daha başarılı sonuçlara ulaşarak Afrika'da
İslam lehine nüfusu değiştirmişlerdir. Hatta daha önce Hıristiyan misyonerlerinin
Hıristiyanlaştırdığı bölgelerde bile bugün Afrikalılar tarikatlar vesilesiyle yine
İslam'a girmeye devam ediyorlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal"><b>SONRA AĞLAMAK YOK<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Bizim neslin en büyük problemlerinden biriydi
içerik sorunu. Bizden önceki nesiller daha yaşamsal sorunlarla boğuştuğu için
pek akıllara gelmeyen “hassasiyet sahibi ailelere ve çocuklara hitap eden
içerik” sorununu biz sonuna kadar yaşadık ve yaşıyoruz. Şahsi planda farklı
alanlarda yazdığım kitaplardan android uygulamalara, sinemadan çizgi filmlere,
belgeselden şu sıralar anlamaya çalıştığım oyun kahramanları karakter
oluşumuna; her adımda bu eksikliği elimden geldiğince karınca kararınca
kapatmaya çalıştım/çalışıyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Çocuklarımız büyümeye ve rastgele mecralarda çizgi
filmler izleyip kötü kötü karakterlerin, ucube isimlerin arkalarından gitmeye
başladıkça biz yeni yeni alanları fark edip hemen kapı girişlerine daha
kontrollü içerikler yerleştirmeye başladık. Yasaklayarak özendirmeden veya
kötüleyerek merak ettirmeden; önüne temiz içerik koymanın ne kadar zor olduğunu
anne baba herkes farkında. Tamam, farkındayız ama bu temiz içeriklere ne kadar
sahip çıkıyoruz? Mesela geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve bir süre sonra
vizyondan kalkan “Efsane Takım: Bilim Kahramanları” çizgi filmini kaçımız
duyduk? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sadece 63 bin biletin satın alındığı filmin
yapımcısı ve yönetmeni Suat Emüce, yıllardır bu işin içerisinde. Derdi, tasası
ve bir mesajı olan yürekli bir kardeşimiz. Afrika’dan Çeçenya’ya, Kudüs
davasından Bosna’ya, aile sorunlarından modern zamanlarda çocuk yetiştirmenin
güçlüklerine, her konuda sizin bizim gibi hassasiyetleri olan, bir derdi olan,
bir kavgası olan kardeşimiz. Gecenin bir vakti İsrail konsolosluğu önündeki
eylemde beraber olabileceğin Suat sabahında kurgu başına geçip bizim
çocuklarımız için eğitici, öğretici ve sonuna kadar eğlendirici film yapıyor,
sorumluluk alıyor, risk alıyor, yatırım yapıyor ama karşılığını alamıyor. Sonra
ağlamak yok, ne yapıyorsak kendimize. Bu işlere biz sahip çıkmazsak kim sahip
çıkacak? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"></p>