Acziyetini idrak etme lütfu
-----
2023-10-01 00:00:00
<p>En ufak bir baş ağrısı bile
çekmeden ‘kusursuz’ bir ömür sürüyorsan hemen tövbe et. Kul olarak acziyetini
idrak edeceğin kapılar kapanmış demektir. Acziyetini idrak etme lütfu, kul olma
yolunda iyi bir adımdır. Çünkü genelde hastalık, bela ve musibetler karşısında
zayıf düşünce bu idrake erişiyoruz. Güçlü olduğun vehmi, kul olduğun gerçeğini
perdeliyor.</p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Her şeyde olduğu gibi burada da
itidal şart. Efdal, itidaldir. Meseleyi, karşılaştığım şu iki çarpıcı örnekle
daha iyi anlatacağıma kanaat getiriyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Geçenlerde yine modern kentin
damarlarında akan keşmekeşliğe, hâlet-i hâb-ı gafletâne bir şekilde
atlayıverdiğimde idrakime su serpilmişçesine irkildim. Üzerinde sadece bir
zamanlar beyaz olan bir atlet, kahverengiyken siyaha dönmüş bir kumaş pantolon
ve ayaklarında terlikle yürüyen bir adam dikkatimi çekti. Nedenini elbette
bilmediğim bir is, kurum ve siyahlıklar içerisinde ilerliyordu. Onu gören
herkes dikkatle süzüyor ve anlamsız bakışlarıyla adeta taciz ediyordu. Fakat
adamın hiçbirine dönüp bakmaması ve kendi yolunda ilerlemeye devam etmesi
gerçekten ilginçti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">İdrakimi zıplatan diğer manzara
ise; tam metronun girişinde son derece muntazam ve adeta ‘kusursuz’ bir şekilde
giyinmiş, hatta iyice ‘kusursuz’laşmak için de penyesinin kenarlarından hafifçe
sarkan dikiş artığı ipleri çakmağıyla yakan diğer adam oldu. Ve o da etrafından
geçenlerin bakışlarına aldırmaksızın işine devam etmekteydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">‘Siyah’ adam, ‘kusursuz’ adamın
yanına gelince manzaranın tezatlığı daha da çarpıcı hale geldi. Biri aşırı
temiz, diğeri aşırı kirli ve fakat ikisi de aynı karede, aynı hayatta, aynı
zamanda, aynı mekanda. Zahirde ikisi de itidalin dışındaydı kanaatimce. Fakat
acaba hangisi gerçekte daha temizdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">İnsanların içini göremediğimiz
için bunun cevabını elbette bilemeyeceğiz. Fakat bilebildiğimiz şey; kendimiz.
Etrafın bakışına, dediğine aldırmadan kendi iç temizliğimizin derdine ne kadar
düşebiliyoruz? Tabi, aşırıya kaçmadan. Çünkü kusursuz olmak, insan fıtratına
aykırı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Kusursuz ve mükemmel olduğu
vehmine kapılan nice Firavunlar, Nemrutlar, Ebu Cehiller gördü tarih. Biri bir
baş ağrısı bile çekmezken, diğerinin atının ayakları yokuşta uzuyordu ki
konforu bozulmasın. Onlar Rab’lik iddiası güttükçe insanlıklarını perdeliyorlardı.
Cenab-ı Hak da onlara bu dünyada en ufak bir cefa yaşatmıyordu, onların azabını
cehennemde gösterecekti. Böylece onlar Allah’ı unuttukça unutuyor, her şeyi
kendilerinden biliyorlardı. Kusursuzluk ve mükemmellik zehriyle kendilerini yok
ediyorlardı aslında. İnsanlıklarını öldürüyorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Diğer tarafta en sevdiği
peygamberlerine en ağır imtihanları yaşatan Allah’ımız, onlara Kendi’ni hiç
unutturmuyor, onları müjdeliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Safını Allah ve Resulünden yana
belirlediysen, bu dünyada cefaya razı olacaksın. Talep etmeyeceksin cefayı ama
gelirse de kabul edeceksin. Çünkü Allah’ın sana, Kendi’ni unutturması kadar
elim bir ceza yoktur. Allah korusun.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Bunca gafletimiz yetmezmiş gibi
bir de cefa üstüne cefa mı çekelim diyorum? Elbette hayır. Kerem Sahibi, ikram
eder. Bu ikramların şükrünü yapmaya gayret edebiliyor olmak bile yine Cenab-ı
Hakk’ın bize, Kendi’ni unutturmadığının delilidir. Yani sefada da cefada da halin
hakkını teslim etmek. Mutedil olmak. Meselemizi bir de Bizim Yunus’tan dinleyelim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"><i>“Hoştur bana senden gelen.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"><i>Ya hil’ât ü yahut kefen.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"><i>Ya taze gül yahut diken.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"><i>Kahrın da hoş lütfun da hoş.”<o:p></o:p></i></p>