97 yıl önce Türkiye'nin ilk yerli uçağını yapıp uçuran adam: Vecihi Hürkuş...

Kendi atölyesinde imâl ettiği özgün tasarım uçağıyla havalandığında tarihler 28 Ocak 1925'i gösteriyordu. ABD'de Boeing firması kurulalı daha birkaç yıl olmuştu. Vecihi, 16 Temmuz 1969'da GATA'da kimsesiz halde öldüğü gün, içinde Ay'da yürüyecek astronotları taşıyan Apollo-11 uzaya doğru havalanıyordu.

Savunma 16.07.2022, 13:40 16.07.2022, 13:42
Abone ol
97 yıl önce Türkiye'nin ilk yerli uçağını yapıp uçuran adam: Vecihi Hürkuş...

Yıl 1917. 

Yemen'den sağ çıkmayı başaran askerlerin çıplak ayaklarla aylarca yürüyerek Anadolu'ya ulaşabildikleri o zorlu zamanlarda, Hazar Denizi'ndeki Nargin Adası'nda tutulduğu esir kampından Azerilerin yardımıyla yüzerek kaçan ve oradan Erzurum'a yaya vaziyette gelen biri daha vardı. 

Dünya uçaklarla tanışalı daha 10 yılı bulmamışken o, Kafkas cephesi 7. Bölük tayyarecisi sıfatıyla Rusları bombalıyordu. Bir düşman uçağını düşürmüş, havada uçak avlamayı başaran ilk pilotumuz olmuştu. Sonraki bir hava savaşında hasar alan uçağını yere indirmeyi başarmış, esir alınacağını anlayınca uçağını tereddütsüz ateşe vermişti. Adı Vecihi idi. Tayyareci Vecihi.

ABD'de Bill Boeing adlı maceraperestin 'BlueBill' adını verdiği uçağıyla ilk uçuşunu yapıp Boeing şirketini kurmasının üzerinden henüz 1 yıl geçmişti. Vecihi şişmiş ayaklarıyla perişan halde Erzurum'a vardığında Amerikalı Bill, arkasına devletin desteğini de almış muhtemelen omuzlar üzerindeydi. Kafasında uçak projeleri vardı Vecihi'nin. Fakat elinde motor yoktu. 

1922'de İzmir'de havaalanını basıp Yunan uçaklarını kaçırdı. Bazılarının motorlarına TSK adına el koydu. Bu motorlardan birini kullanarak atölyesinde gece gündüz çalışıp imal ettiği özgün tasarım uçağıyla havalandığında tarihler 28 Ocak 1925'i gösteriyordu. Yere indiğinde Vecihi'den 'uçuş sertifikası' istediler. Tabii ki elinde böyle bir belge yoktu. "Heyet oluşturun, sertifika verin" dedi; "Belge verecek uzmanımız yok" dediler. İzinsiz uçtuğu için aldığı ceza bir yana, uçağına da devlet el koymuştu.

DENEMEKTEN HİÇ VAZGEÇMEDİ

TSK'dan istifa edip Türk Tayyare Cemiyeti'ne geçti. Milletin yardımlarıyla uçak alıp pilot yetiştirme hevesindeydi. Cemiyet kısa süre sonra dağıldı, Vecihi ortada kaldı ama hayalleri hâlâ capcanlıydı. 1926'da Almanlarla ortak uçak üretmek için Kayseri'ye tesis yapıldı. Türkiye, Junkers firmasıyla motor da imal edecek, senede 250 uçak hangardan çıkacaktı. Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi 'TOMTAŞ' böyle kuruldu. Pilot Vecihi, Berlin'le Kayseri arasında mekik dokuyordu. Büyük umutlarla başlanan proje, Alman hükümetinin desteğini çekmesi ve Ankara'nın da sırt çevirmesiyle akim kaldı. TOMTAŞ, 2 yıl içinde çöktü. 

TSK'ya geri dönmekten başka çaresi kalmayan Vecihi, her şeye rağmen yılmıyordu. 1930 yazında ücretsiz izin alıp Kadıköy'de kiraladığı bir keresteci dükkanında iki kişilik uçağını yapmayı başardı. İstanbul-Fikirtepe'den havalanıp Ankara'ya kadar gitti. Uçuş sertifikası için başvurduğu İktisat Bakanlığı'ndan ret cevabı aldı. Uçağını parçalara bölüp trenle Çekoslovakya'ya götürdü. Prag'da tekrar monte edip havalandığı aşkı için Çekler hemen sertifika verdi. Mayıs 1931'de Türkiye'ye kendi uçağının içinde, hem de elinde belgesiyle döndü Vecihi. 

ADI GÖKLERE YAZILACAK 

Fakat o günün şartlarında bu işler belgeyle de olmuyordu. Uçağıyla bir süre posta taşıyıp kargoculuk yaptı ama devlet, ödeneğini kesti. Fikirtepe'ye geri gelip Türk Sivil Tayyare Mektebi'ni kurdu. İşadamı Nuri Demirağ'ın bağışlarıyla birkaç uçak daha yaptı. Mektepte genç ve oldukça başarılı pilotlar yetiştirdi. Ancak pilotların diplomalarına hiçbir devlet kurumu denklik vermedi. Okulu kapattı, Almanya'ya gitti; 2 yılda 'uçak mühendisliği' diploması aldı. Ankara'ya gelip 'çalışma ruhsatı' istedi; "2 yılda mühendis olunmaz" deyip reddettiler. Vazgeçmedi. Kâh dostlarıyla şirket kurdu, kâh borç buldu, uçak edindi, havadan broşür atarak reklamcılık yaptı. Birilerince gölge gibi takip edilen ve hayatı cehenneme çevrilen Vecihi Hürkuş, 1954'te son bir kumar oynadı. Ziraat Bankası'ndan kredi çekip 8 adet ufak yolcu uçağı aldı. Hürkuş Hava Yolları'nı kurdu. Fakat ona bölgesel uçuşlar yapması için dahi izin verilmedi; uçaklarına sabotajlar yapıldı, en sevdiği varlıklar parçalandı. Borçlarını ödeyemeyince emekli maaşına bile haciz konuldu. Ölümcül tutkusundan asla vazgeçmeyen Vecihi, yokluk içinde geçen yıllar sonrası GATA'da ruhunu teslim etti. Öldüğü gün, (16 Temmuz 1969) içinde Ay'da yürüyecek astronotları taşıyan Apollo-11, uzaya doğru havalanıyordu. 

Benim özgürlüğüm milli bağımsızlığa tek yolun milli üretimden geçtiğine olan inancıma ömrümü vakfetmekti. Çünkü başkalarının kanatlarıyla uçmaya çalışanlar 'Hürkuş' olamazlar. 

Vecihi Hürkuş

VECİHİ HÜRKUŞ'UN İLK UÇAĞI 

Vecihi Hürkuş, Türkiye'nin ilk yerli uçağını imâl edip uçuran adamdı. 'Vecihi K-6' adını verdiği uçak 28 Ocak 1925'te İzmir semalarında başarıyla uçtu. Türk havacılık tarihinde 30'dan fazla ilke ismini yazdıran Vecihi Hürkuş, Türkiye'nin ilk yerli uçağını da yaparak bu uçağın ilk ve tek uçuşunu gerçekleştirdi. 

Peki Vecihi'nin yaptığı uçağın özellikleri ne idi?

Vecihi K-6, 207 km/saat azami hıza sahipti. Seyir hızı ortalaması saatte 188 kilometreydi. Havada serbest süzülürken 83 km hızla giden uçağa Benz 200 BK model motor güç veriyordu. Hürkuş bu motoru Yunan uçaklarının birinden söküp çıkarmıştı. 

31,8 metrekare kanat alanına sahip uçağın genişliği 11,7 metreydi. Vecihi K-6'nın 2 palli pervanesinin çapı ise 2,85 metreydi. Yerden yüksekliği 3 metreyi bulan uçak 7,61 metre uzunluktaydı. 

Vecihi K-6'nın boş ağırlığı 830 kilo geliyordu. 160 kilograma kadar mürettebat taşıyabiliyor, 80 kilogramı bulan mühimmat ve silah da konulabiliyordu. Uçağın yakıt kapasitesi 200 kilogram, azami kalkış ağırlığı ise 1270 kilogramdı. 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!