Netflix'in Türklerden sır gibi sakladığı film! Biz neden göremiyoruz?

Ertuğrul Özkök, köşe yazısında Netflix yapımlarına değindi. Tüm dünyanın konuştuğu Don't Look Up ve Tick Tick Boom'u anlattı.

Kültür / Sanat 16.01.2022, 14:24 16.01.2022, 14:29
Abone ol
Netflix'in Türklerden sır gibi sakladığı film! Biz neden göremiyoruz?

20 yılı Genel Yayın Yönetmeni olmak üzere 35 yıl aralıksız çalıştığı Hürriyet'in kasım ayında yollarını ayırdığı Ertuğrul Özkök, eşinin adına gönderme yapan "Tansu'ya Mektuplar" başlığı altında yazılarını sürdürüyor. Yazılarını "newsletter" olarak geniş bir gruba gönderen Özkök, Netflix'te gösterilen, Jonathan Larson'un hikâyesinin anlatıldığı "Tick Tick Boom" filminin "müthiş bir müzikal" olduğunu belirterek, "Netflix böyle muazzam bir filmi bizden nasıl saklar? Çünkü film Netflix’in bana sunduğu ana ekranda yoktu" ifadelerini kullandı.

Özkök'ün "Tansu'ya Mektuplar" dizisinde "Netflix bu filmi bizden niye saklıyor" başlıklı yazısı şöyle:

Siz de benim gibi bir Netflix bağımlısı iseniz, eminim siz de benim gibi sık sık şöyle düşünüyorsunuz:
“Yahu yeni hiçbir şey yok, seyredecek bir şey kalmadı…”
Oysa var…
Kendimden bir örnek vereyim.
Torunum Zeynep Saatçi geçen gece bana bir mesaj attı. “Dede Netflix’de “Tick..Tick Boom” diye bir film var tam senlik” dedi.…
Zeynep bana hergün böyle bir şey söylemez…Söylüyorsa vardır bir şey…

ANA EKRANDA BÖYLE BİR FİLM YOK

Netflix’e baktım. Ana ekranda böyle bir film yok. Olsa zaten mutlaka görürdüm, çünkü ana ekranı her gece en az beş kere baştan sona tarıyorum.
Bu arada size bir istatistik vereyim. Netflix’de bir filmi seyretmeye karar vermemiz aşağı yukarı 20 dakika alıyormuş.
Bulamayınca ana ekranın arama bölümüne girip filmin adını yazdım ve karşıma çıktı.
Filmi seyretmeye başladım…
Önce “Sıkıcı bir film başlıyor galiba” duygusuna kapıldım.
Oyuncu Andrew Garfield’di…
David Fincher’ın Facebook’un kuruluşunu anlattığı “Sosyal Ağ” ve “Örümcek Adam” filmlerinden tanıdığım ve çok sevdiğim bir oyuncu…

FİLMİN YÖNETMENİ HAMİLTON'UN YAZARI 

Ancak biraz ilerleyince film müthiş bir müzikal haline gelmeye başladı.
Onbeşinci dakikada filme iyice dalmış ve kendimi bir tür Rock “West Side Story”vari” filmde bulmuştum.
Karşımda muazzam bir Broadway müzikali vardı.
İşte o an “Kimmiş bu filmi yapan yönetmen” diye sormak aklıma geldi.
Google’a girip baktım ve o an büyük bir şaşkınlığa düştüm.

Filmin yönetmeni Lin-Manuel Miranda’ydı…
Yani Broadway tarihinin Pandemi öncesi en büyük fenomeni
“Hamilton” müzikalini yapan Porto Rico orijinli dâhisi.
“Hamilton” Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucu babalarından Alexander Hamilton’ın hayatından esinlenen bir müzikal ve Broadway tarihinin son büyük efsanesiydi..
Bugüne kadar hiçbir Broadway müzikali üzerine bu kadar çok yazı, yorum yapılmamıştı.
Bu müzikal için zar zor bir bilet bulmuştum ama tam gideceğim sırada burada çıkan bir sorun dolayısıyla gidememiş, biletimi Oray Eğin’e vermiştim.
Seyrettiğim filmi işte o müzikali yazan, sahneye koyan, oynayan Lin-Manuel Miranda yapmıştı.
Belki benim eksikliğim, ama bugüne kadar filmin ne yapılışı ne gösterime çıkışı ile ilgili tek kelime bir şeye rastlamamıştım.
Sanki gizlice çekilip, gösterime girmiş bir film gibiydi benim için.

FİLM KAHRAMANININ HİKAYESİ

Film bir başka Broadway efsanesinin,Jonathan Larson’un hayatının bir bölümünü anlatıyordu…
Muhtemelen adını duymamışınızdır.
Jonathan Larson bir müzikal besteci ve yazarı…Çok trajik bir hayatı var. Daha lisede müzik yazmaya başlıyor. Çok kabiliyetli ama daha sonra geldiği New York’ta yazdığı müzikleri hiçbir yapımcıya kabul ettiremiyor.
Haftanın beş günü mahallesindeki bir barda çalışarak hayatını kazanıyor.
Isınması olmayan bir evde yaşıyor. Yazdığı ımüzikalleri ancak küçük arkadaş gruplarına dinletebiliyor.

TİCK TİCK BOOM

Sonunda yazdığı müzikallerde biri olan “Rent”, aynı Lin-Manuel Miranda’nın Hamilton’u gibi Off Broadway’de oynanmaya başlıyor.
Öyle güzel bir müzikal ki, farkediliyor ve bir tiyatro onu Broadway’e taşımaya karar veriyor
Ancak “Rent’in” Broadway’de gösterime başlayacağı gecenin sabahında Jonathan Larson hayatını kaybediyor.
Nedeni aort yırtılmasıdır ve bir teşhis hatası yüzünden ölmüştür…
Henüz 36 yaşındadır…
Rent o gece Broadway’de gösterime girer…12 yıl boyunca kesintisiz gösterimde kalır. Her gece oyun onun adına ithaf edilerek başlar. Ölümünden sonra bir çok Grammy ve başka ödül kazanır. Aynı Hamilton gibi dergilere kapak olur, hakkında sayısız övücü yazı çıkar.
Yazdığı müzikallerden biri de “Tick Tick Boom’dur..”
Tam anlamıyla bir Rock müzikal…

30 YAŞINDAYKEN KENDİNE SÖYLEDİKLERİ

Jonathan Larson, Elton John,Beatles ve Doors hayranıdır…
Filmin hemen girişinde kendi kendiyle çok trajik bir konuşması var ve şöyle diyor:
“30 yaşımdayım. Paul McCartney ve John Lennon’un birlikte son şarkılarını yazdığı yaştan büyüğüm. Annem ve babam bu yaşta evli ve iki çocuk sahibiydi, kariyerleri ve evleri vardı. Benimse hiçbir şeyim yok…”
Bunu diyen çocuk, 6 yıl sonra, 36 yaşında hayata veda ederken arkasında iki muazzam Hollywood müzikali bırakmıştı.
Geceyarısı filmi bitirdiğimde ben de hayalimde Netflix’le konuymaya başladım. Üstelik bu konuşmayı bir ay içinde ikinci defa yapıyordum.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!