Nuri Demirağ kimdir? Gizli uçak projesi 'Nu.D-40'a ne oldu? Nu.D-36'yı hangi yıl yaptı? Soyadını ona kim verdi?

Genç Türkiye Cumhuriyeti'ni havacılıkta en üst sıralara taşımak isteyen heyecanlı bir müteşebbis vardı: Nuri Demirağ... 1936 yılında Türkiye'nin ilk tek motorlu uçağını ürettiğinde dünyanın dikkatini üzerine çekti. O esnada birileri, Demirağ'ı 'bitirmek' için devredeydi.

Kimdir 19.11.2021, 11:59 19.11.2021, 17:08
Abone ol
Nuri Demirağ kimdir? Gizli uçak projesi 'Nu.D-40'a ne oldu? Nu.D-36'yı hangi yıl yaptı? Soyadını ona kim verdi?

Bu ülke, altın beyinli insanlarına fırsat tanıyabilseydi ne uçaklarını gömmek zorunda kalır ne de el aleme muhtaç olurdu. 1920'den 30'lara kadar 1250 km demiryolu yaparak tüm ülkede dikkatleri üzerine çeken çalışkan bir işadamı vardı: Nuri Demirağ. Havacılık efsanesi Vecihi Hürkuş'un Türk Sivil Tayyare Mektebi'ne uçak almak için düzenlediği bağış kampanyasını gördüğünde "Ne alırsak alalım, bize hep eskilerini satıyorlar. Ben bu memleket için öyle bir fabrika kuracağım ki, en mükemmel uçakları yapacağım" dedi ve düştü bir hayalin peşine...

İşte, bundan yaklaşık bir asır önce genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkınması için varını yoğunu ortaya koyan ve her adımında engellerle karşılaşan bir adamın hikayesi...

NURİ DEMİRAĞ'IN DOĞUM TARİHİ

Türkiye'de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi tarihi ilklere imza atan, İstanbul Boğazı üzerine köprü ve Keban Barajı'nın yapılması fikirlerini gündeme getiren Nuri Demirağ, 1886 yılında Sivas'ın Divriği kasabasında doğdu.

Rüştiye (ortaokul derecesindeki okul) tahsilini memleketinde yapan Demirağ, Ziraat Bankasının açtığı müsabaka imtihanını kazanarak, bankanın önce Kangal, sonra Koçgiri şubelerinde çalıştı. 

DEMİRAĞ'IN SİGARA KAĞIDI: TÜRK ZAFERİ

Maliye Bakanlığının imtihanını da kazanarak, bankacılıktan maliye hizmetine geçen Demirağ, İstanbul'a gelerek Maliyenin her kademesinde memur olarak çalıştı. 1918-1919 yıllarında maliye müfettişi oldu. Bu sırada ticaret yapmanın yollarını da arayan Nuri Bey, 1918'de yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı işine girdi. Eminönü'de küçük bir dükkânda ilk Türk sigara kağıdı yapımını başlattı. Ürettiği sigara kağıdına 'Türk Zaferi' adını verdi. Kendi kaydına göre Demirağ, biriktirdiği 56 altını (252 kağıt lira) bu iş için harcamıştı. 

SOYADINI ATATÜRK'TEN ALDI

Demirağ, Cumhuriyet hükümetinin Türkiye Demir Yolları ve şoseleriyle başladığı büyük imar işini benimseyerek, devlete en uygun tekliflerle müteahhitlik hayatına atıldı ve Samsun'dan Erzurum'a kadar geçtiği yerleri demir ağlarla ördü.

Türkiye'nin ilk 10 bin kilometrelik demir yolu ağının 1250 kilometrelik bölümünün inşasını gerçekleştiren Nuri Bey'e 'Demirağ' soyadı, bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından verildi.

Samsun'dan başlayan ilk işini müteakip Fevzipaşa-Diyarbakır, Afyon-Antalya, Sivas-Erzurum, Irmak-Filyos hatlarında 1012 kilometrelik demir yolu yapan Demirağ, Bursa'da Sümerbank'ın merinos, Karabük'te demir ve çelik, İzmit'te selüloz, Sivas'ta çimento fabrikalarıyla İstanbul'da hal binasını ve Eceabat-Hava şosesini de yaptı.

İSTANBUL BOĞAZI'NA KÖPRÜ PROJESİ

Demirağ, 1931'de İstanbul Boğazı'na köprü inşası projesini başlattı. Yurt dışından uzmanlar getirerek incelemeler yaptıran Demirağ, San Francisco'daki Golden Gate Köprüsü ile aynı sistemde bir köprü inşası için söz konusu yapıyı inşa eden firmayla anlaştı.

Demirağ, tüm hazırlıkları biten projeyi 1934'te Cumhurbaşkanı Atatürk'e sundu. Cumhurbaşkanı tarafından beğenilse de proje hükümetten onay alamadı ve proje gerçekleşmedi. Bu, Nuri Demirağ'da büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

VECİHİ HÜRKUŞ'LA MUHTEŞEM İŞBİRLİĞİ

Devrin en zengin iş adamı olan Nuri Demirağ, asıl ününü Türk havacılığına sağladığı katkılarla yaptı. Türkiye'de havacılığın doğuşunda ve gelişmesinde öncü isimlerden biri olan Vecihi Hürkuş ile birlikte adı tarihe geçen Demirağ, ülkenin kendi uçaklarını yapmasında rol oynadı. 1933'te 5 bin lira bağışta bulanarak Hürkuş'un 'Vecihi XVI' adlı kapalı kabin uçağını imâl etmesinde büyük pay sahibi olan Demirağ, 1936'da devletin ilk uçak fabrikasını kurma girişimine başladı.

Demirağ, fabrikayı memleketi Divriği'de kurmayı planladı ancak öncelikle İstanbul'da deneme atölyesi kurulacaktı. Bu amaçla Çekoslovak bir şirketle anlaştı. İstanbul'da Barbaros Hayreddin Paşa İskelesi'nin yanında atölye binası inşa edildi. 

ATATÜRK HAVALİMANI'NIN ESKİ SAHİBİ

Deneme uçuşlarını yapabilmek için Yeşilköy'deki Elmaspaşa Çiftliği'ni satın alan Demirağ, üzerinde büyük bir uçuş sahası, hangarlar ve uçak tamir atölyesi yaptırdı. Uçuş sahası, Avrupa'nın en büyük havalimanı olan Amsterdam Havalimanı büyüklüğündeydi. Bu alanda halen millet bahçesinin de yapıldığı İstanbul Atatürk Havalimanı yer alıyor.

Demirağ, uçakları kullanacak Türk pilotların yetişmesi için pistin bulunduğu arazide Gök Okulu da kurdurdu. Okul, 1943'e kadar 290 pilot yetiştirdi.

1938'DE İLK SİPARİŞ THK'DAN

Beşiktaş'taki uçak fabrikasında üretilecek uçak ve planörlerin planını Türkiye'nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan çizdi. 1936'da ilk tek motorlu uçak üretildi ve Nuri Demirağ'ın ismini de simgeleyen 'Nu.D-36' adı verildi. 1938'de ise 'Nu.D-38' adlı çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yapıldı. Nu.D-38, 1944'te dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfına alındı. İlk uçak siparişini de 1938'de Türk Hava Kurumu (THK) verdi.

İLK YERLİ PARAŞÜTÜ ÜRETTİ

Nuri Demirağ, havacılık alanındaki çalışmalarına 1939'da Türkiye'nin ilk yerli paraşüt üretimini gerçekleştirerek devam etti. 1941'de tamamen Türk yapımı ilk uçak İstanbul'dan Divriği'ye uçtu. Nuri Demirağ'ın oğlu ve Gök Okulu'nun ilk mezunlarından Galip Demirağ, bu uçuşta pilot olarak görev yaptı.

THK tarafından sipariş edilen 65 planör kısa sürede teslim edildikten sonra Nu.D-36 adlı 24 eğitim uçağı tamamlandı, deneme uçuşları İstanbul'da gerçekleştirildi.

VE EMPERYALİST GÜÇLER DEVREDE

Nuri Demirağ'ın Gök Okul'da misafir ettiği isimler arasında İsmet İnönü'nün çocukları da vardı.

Demirağ birbiri ardına hamleleriyle uçak piyasasındaki uluslarası aktörleri rahatsız ediyordu. Almanlar, Fransızlar ve özellikle de Amerikalılar, pazar paylarının bölüneceği endişesiyle Türkiye’ye rahatsızlıklarını iletmeye başladı. Hatta Amerikan Uçak İmalatçıları Birliği’nin lideri bir gün ansızın Ankara’ya geldi. Başkentte kritik görüşmelerde bulundu.

Yurdu baştanbaşa tren raylarıyla döşediği için ona ‘Demirağ’ soyadını veren Mustafa Kemal de artık hayatta değildi. Bu yüzden siparişleri iptal etmek devlet için şimdi çocuk oyuncağıydı. Zira her şey bir bahaneye bakıyordu! 

GÖZ GÖRE GÖRE SABOTAJ

THK'nin siparişi olan ve son olarak İstanbul'dan Eskişehir'e uçan uçakların teslimi için Eskişehir'de bir kez daha test uçuşu yapılması talep edildi. Nu.D.38 teknik ekibi Eskişehir’e davet edildi. Etkinliğin adı ise sembolikti: İnönü Kampı’nın Açılışı... Uçak mühendisi Selahattin Alan tarafından kullanılan Türk uçağı başarıyla havalandı. Havada çeşitli manevralar yapan Nu.D.38’in ineceği alana ne hikmetse hendekler kazılmış, bundan pilota haber verilmemişti.

İniş esnasında hendeklerden birine çakılan uçak paramparça oldu, pilot hayatını kaybetti. THK’nın siparişleri anında iptal edildi. Sonrasında Demirağ’ın feryadını da, “Deneme seferlerini diğer uçaklarımızla yapabiliriz” şeklindeki meydan okumalarını da kimse dinlemedi. THK, milli uçaklar yerine Fransa’nın neredeyse hurdaya çıkardığı ‘Henri’ model uçakları satın aldı. 

'YURTDIŞINA SATAMAZSIN' KANUNU

Nuri Demirağ konuyu mahkemeye taşışa da dava THK lehine sonuçlandı. O dönem uçakların yurt dışına satılamaması için bir de kanun çıkarıldı. Bu nedenle sipariş alamayan fabrika, 1950’li yıllarda kapandı.

Vecihi Hürkuş ile başlayan ve Nuri Demirağ ile devam eden Türk havacılık sanayisi hamleleri, yaşanan bu gelişmelerin ardından darbe aldı.

Bu alanda uzun bir süre yatırım yapılmaması yerli uçak çalışmalarının yıllarca ötelenmesine yol açtı. O yıllarda açılan uçak fabrikalarının kapısına ya kilit vuruldu ya da buralar başka amaçlarla kullanılmaya başlandı.

O UÇAK YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKTI

Nuri Demirağ'ın Nu.D 40 adını verdiği bir avcı uçağının prototipini rüzgar tüneli testi için Almanya'ya gönderdiği yıllar sonra ortaya çıktı. Alman arşivlerinden çıkan fotoğraflara göre Demirağ, Beşiktaş'taki atölyede tasarlanan savaş uçağının sertifikasyonu için Nu.D 40 projesinin ilk ürününü bu ülkeye yollamıştı. Uçak tüm testlerden geçti. Ancak o tasarım hiçbir zaman seri üretime geçme imkanını elde edemedi. 

İLK MUHALEFET PARTİSİNİ KURDU

THK'nin daha önce sipariş verdiği uçakları almaktan vazgeçmesi üzerine Demirağ, çok partili dönemde ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisinin kurucuları arasında yer aldı ve genel başkanlığını üstlendi.

Demirağ sadece memleketin iktisadi kalkınmasında değil, siyasi hayatında tek partili rejiminin geride bırakılmasında öncü ve lider oldu. Ne var ki Demirağ'ın partisi 1946 seçimlerini kazanamadı ve Milli Kalkınma Partisi günden güne eriyerek siyasi sahadan silindi. Buna karşın Demirağ, 1954 seçimlerinde Demokrat Parti'den Sivas Milletvekili adayı gösterildi ve Türkiye Büyük Millet Meclisine girdi.

13 Kasım 1957'de vefat eden Demirağ, İstanbul'da Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi. Mesude Demirağ ile evli olan Nuri Demirağ'ın 2 oğlu ve 6 kızı olmak üzere 8 çocuğu bulunuyordu.

MADDE MADDE HAYAT HİKAYESİ

  • 1886: Sivas Divriği’de doğdu.
  • 1889: Babası Yargıç Ömer Bey attan düşerek öldü. Kardeşi Abdurrahman Naci Bey doğdu.
  • 1903: 17 yaşındayken, Ziraat Bankası’nın açtığı sınavda başarı göstererek Ziraat Bankası Kangal Şubesi’nde işe girdi.
  • 1904: Koçgiri Şubesine atandı.
  • 1909: Büyük Kıtlık başgösterince depolarda terk edilen tahılı kişisel inisiyatifini kullanarak halka uygun ederle sattı. Hakkında soruşturma açıldı. Gerçek ortaya çıkınca ödüllendirildi.
  • 1910: Maliye Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazandı. İstanbul’a atandı. Beyoğlu varidat memuru oldu. Taksim kışlası ve Talimhane’nin Fransızlar’a verilmesini engelledi. Hasköy Mal Müdürlüğü’ne getirildi. Maliye Mekteb-i Alisi’nde gece derslerine katılarak yüksek öğrenimini yaptı.
  • 1918: Maliye’nin Tatavla şubesi’ni denetlerken işgalcilerin hakaretine uğradı. Memurluktan istifa etti. Yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı işine girdi. İlk Türk sigara kağıdı yapımını başlattı. Ürettiği sigara kağıdına 'Türk Zaferi' adını verdi.
  • 1920: Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin Maçka Şubesi’nin yöneticisi oldu.
  • 1926: Cumhuriyet’in ilanından sonra, Fransızlar üstlendikleri demiryolu yapımını bırakınca kardeşini memurluktan ayırarak bu işi üstlendi.
  • 1931: Asya’yı Avrupa’ya bağlayacak Boğaz Köprüsü projesini yaptı. Amerika’dan uzmanlar getirtti. 4 yıl süren araştırmalarının sonucunda hazırladığı projeyi Salih Bozok, Atatürk’e götürdü. Atatürk çok beğendi. Hükümete gönderdi. Hükümet reddetti. Yıldız Sarayı önündeki yıkık tarihi çeşmeyi yeniden ayağa kaldırdı. Bu geleneğini yıllarca sürdürdü. Toplam 43 çeşme yaptırdı.
  • 1933: Divriği’ye enerji sağlama planlarını yaparken (1966 yılında ele alınan) Keban Barajı projesini ilk kez dile getirdi. Bursa’da Sümerbank Merinos Fabrikası’nın yapımına başladı.
  • 1934: Yabancıların tekel oluşturarak çimentoyu 33 liraya satmaya başladıklarını görünce çimento fabrikası kurmak istedi. 13 liraya satmayı önerdiği halde fabrika kurmasına izin verilmedi. Atatürk ona ve kardeşine Demirağ soyadını verdi. Yapımcısı olduğu İzmit Seka Kağıt Fabrikası’nın temeli atıldı. İstanbul hâl binası inşaatlarının yapımını üstlendi, kısa sürede tamamladı.
  • 1936: Beşiktaş Nuri Demirağ Uçak Atölyesi’nin temeli atıldı. Divriği’de yapılacak olan fabrika için çalışmalara başladı. 150 yataklı öğrenci yurdu yaptırdı.
  • 1937: Karabük’te Demir Çelik fabrikasının yapımına başladı. Piraye hanım ile evlenen Nâzım Hikmet’e evini açtı. Üvey oğlu Memet Fuat’la birlikte bu evde yaşamalarına yardımcı oldu.
  • 1938: Erzincan’da deprem olunca evdeki tüm giyecek ve yiyecekleri yanına alıp Erzincan’a koştu. Bölgeye varan ilk yardım ekibi onundu. Depremde evlerini yitirenlere prefabrik evler yaptı. 
  • 1941: İlk uçuşunu pilot olarak yetiştirdiği oğlu Galip Demirağ’ın kullandığı uçakta yaptı.
  • 1942: Yapımcılığını üstlendiği Sivas Çimento Fabrikası hizmete girdi. Mısır ve Buda valiliği yapan Divriğili Melek İbrahim Paşa’nın Edirne’de bulunan ve yok olma tehlikesi içindeki mezarını koruma altına aldırıp yeniden düzenletti. Hükümetten gereken desteği alamayan Nuri Demirağ’ın Divriği’de yapmayı planladığı Gök Üniversitesi, 100 bin kişilik sanayi kenti ve Örnek Köy projeleri kağıt üstünde kaldı.
  • 1944: Ona ait uçak pisti, fabrika ve etüd merkezinin bulunduğu alan istimlak edildi.
  • 1945: Siyasete atıldı. Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Türkiye’nin Çok Partili Yaşama geçişini başlattı.
  • 1946: Seçimlere katıldı ancak başarılı olamadı. MKP’nin basın tarafından engellendiğini düşünen Demirağ, bir matbaa kurarak 100 bin satacak bir gazete planladı.
  • 1947: Ziya Şakir, 'Nuri Demirağ Kimdir?' adlı kitabını yayımladı.
  • 1948: Milli Kalkınma Partisi’nin propagandası için bir radyo istasyonu kurmak istedi. İzin verilmedi.
  • 1951: Evsiz ve açıkta kalan Neyzen Tevfik’e ev verdi. Amerika ve Kanada’ya gitti. Türk Amerikan Dostluk Derneği’nde bir konuşma yaptı.
  • 1952: Pakistan’da yapılan İslam Kongresi’ne Türkiye’yi temsilen katıldı.
  • 1954: Demokrat Parti listesinden Sivas milletvekili oldu. “Makam ve memuriyet güçlerini kötüye kullanarak kamu düzenini çiğneyen ve genel ahlakı bozanlar hakkında cezai yaptırım” isteyen yasa önerisini Meclis'e sundu. Çölleşme, tarım ve hayvancılıkta gerileme, enerji, barajlar, köprüler, limanlar, körfezler, uluslararası işbirliği ve dayanışmalar Meclis kürsüsünde ele aldığı konular arasındaydı. 
  • 1957: Meclis'te kötü gidişi ağır bir dille eleştiren tarihi bir konuşma yaptı. Çalışanlar arasındaki ücret adaletsizliğinin ve uçurumun kapatılmasını isteyen yasa teklifini sundu.
  • 1957: İstanbul’da vefat etti.

'MİLLİ ŞEF' İSMET İNÖNÜ'YE BÖYLE YAKARDI

Nuri Demirağ, sabotaj kokan o kazanın ardından THK'nın siparişleri iptal etmesi, üstelik bu uçakların yurtdışına satılmaması için kanun çıkarılmasının ardından son bir deneme yaparak dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye mektup yollayıp derdini anlatmak istedi. İşte Türk savunma sanayiinin gelişimini bir dönem kimlerin engellediğini tüm çıplaklığıyla açığa vuran o hazin mektup...

"Büyük Şefim.
Af buyurunuz, muztar kalmasam rahatsız etmezdim. Kendimi kazması omuzunda bir iş emirberiniz addederim. Milletin makûs talihini yenen siz büyüğümüzden aldığımız kuvvetle memleketin demiryolları fabrikaları, büyük binaları yapıldı, yapılıyor. 

Göklerine hakim olmayan milletlerin yerlerde sürüneceğine, daha doğrusu yerin dibinde çürüyeceğine kani bulunduğum cihetle bundan üç buçuk sene evvel bütün personelini, levazımatını tedricen vatanın sinesinden belirtecek ve memleketin ihtiyacatına tamamen cevap verecek büyük bir Tayyare endüstrisi kurmak tasavvurunda bulundum. Ve bu tasavvurumu Mareşal Fevzi Çakmak hazretlerine, o mübarek zata bir mektupla arz ettim. Ve bana bu hususta muin ve müzahir olup olmayacağını sordum. Cevabı ve buna eklenilen Milli müdafaa ve iktisad vekaletlerine yazdığı tezkerelerin sureti ilişiktedir.

Bunun üzerine dünyanın en mükemmel tayyare ve teferruatını yapan memleketlere mütehassızlarımla birçok kereler seyahat ettim. Tetkikat yaptım, yaptırdım. Ecnebi memleketlerde müteaddit, kıymetli Türk gençlerinden mühendisler ve işçiler okuttum, yetiştirdim ve yetiştirmekteyim. Fabrikamı sanat mekteplerinden yetişen en kıymetli Türk işçileriyle, en yeni ve modern makinelerle tezyin ederek buna müteallik muhtelif sanat şubelerinde kurslar açmak, bilgilerini ameli, nazari genişletmek suretiyle de elemanlar hazırladım. 

Beşiktaş'ta kurduğum tayyare atelyesiyle Yeşilköy'de yapmakta olduğum modern uçuş meydanı, tamir atelyesi ve hangara ait plan ve krokiler ilişiktedir. Divrik'te kurulacak esas fabrikaya ait planlar ve bu maksatla satın alınan 1500 dönümlük arazi ve maden taharri ruhsatnameleri ve su kuvvetlerinden elektrik istihsali için değirmen ve baraj mahalli krokileri ve bu maksada hizmet emeliyle yaptırılan 250 mevcutlu orta mektebe ait fotoğraflardan bir takımları ektedir. Maahaza ahvalin inkişafına talikan Divrik'te fabrika inşaatına henüz başlanmamıştır. 

Geçenlerde Beşiktaş'taki atelyenin senevi imalat kabiliyetinin tayini istendi. 300 mektep veya 150 antrenman yahut 50 avcı tayyaresi yapılabileceği cevaben bildirildi. Zaman zaman takdirler ve teşekkürlerle maddi, manevi yardımlar yapılacağı ve siparişler verileceği Hava Kuvvetlerinden tahriren ve şifahen bildirildi. Şimdiye kadar asarı fiiliyesi görülmedi. Bu babtaki emirlerin ve takdirnamelerin suretleri mulfuftur. 

Hava kurumundan bidayette verileln ve arkası gelmeyen 65 plânör kuruma teslim edilmiş ve 10 mektep tayyaresi, uçuş melekesi az olan bir mühendisimizin rızam hilafına tayyare ile Eskişehir'e giderken İnönü'nde yapılmakta olan törene iştirak etmek isteyerek sahanın darlığı, plânör, tayyarelerin ve ziyaretçilerin çokluğu yüzünden meydanda yer bulamamasından ekin tarlası içerisinde yere konuş esnasında bir metrelik çukuru göremeyerek mühendisin ölümüyle neticelenen bir kaza vukua gelmiş idi. Bunda tayyarenin kabahati yoktur. 

Hava Kuvvetleri'nin birçok yüksek tayyare mühendislerinden mürekkep tetkik komisyonu tarafından ilk Türk tipi olarak belirttiğiim bu tayyareye ait, sanduklar dolusu yüzlerce aerodinamik ve statik resimleri ve hesapları mezkûr komisyona aylarca tetkik ve performans tecrübeleri yapılarak mükemmel normal mektep tayyaresi olduğunu Hava Kurumuna tebliğ ve uçuş müsaadesini verdiği halde Türk kuşu, memlekette yegane salahiyettar bu fen komisyonunun kararını dinlemeyerek tayyareleri kabulden imtina etmekte ve kaza hadisesi yüzünden vukua gelen teahhürü nazarı itibara almayarak tayyareleri almamakta ısrar ve teminat mektubu muhteviyatı olan 14000 Liramı zapt ve avans verdikleri 40 bin lirayı istirdat etmişlerdir. Buna müteferri evrak ektedir. 

İşçilerim ve fabrika personelleri işsiz kalmıştır. Esasen şimdiye kadar tam ve kamil bir mesai sahası da bulamamışlardı. Bu müessese memleket müdafaası için faideli bulunuyorsa derhal sipariş verilerek yaşatılmasının temini ricasını havi Mareşal hazretlerine çekilen ve şimdiye kadar cevabı alınamayan telgraf sureti ilişiktedir. 

Bu uğurda şimdiye kadar harcanan 1,5 milyon lira ile -hoş karakterim buna müsaid değil ya- farzı mahul 15-20 adet han apartman yaptırır, senede 150-200 bin lira irad alarak istediğim yerde gezer, tozardım. 

Hulasa: Türke ecdadından miras ve dünyaya nümunei imtisal olmuş olan sipahiliğin, süvariliğin, serdengeçdiliğin, bugünkü şekli de tayyareciliktir. Şimendüfer siyasetinizin verimli neticeleri meydanda, bidayetteki tenkitler, tarizler, muhalefetler hatırlardadır. Bu feyizli eseriniz eğer haline terk olunsa veyahut inşaatın askeri idare altında amele taburlarına gördürülmek sistemi takip edilseydi bu netice elde edilir miydi? Lüzumu halinde bu vasıtaların evvelbeevvel askeri hidemata terk olunacağı tabii olduğu gibi tayyare levazım ve vesaitinin ilişikteki tezkerelerle memleket müdafaası emrine hasr ve tahsisi emir olunmaktadır. 

Gece, gündüz, kış, yaz, yağmur, çamur, kar, bora, fırtına manialarını bertaraf edecek vatanın her bucağında şimdilik en az 60-70 yerinde modern uçuş meydanları, yanıbaşında tamir atelyeleri, hangarları, müteaddit sınıf ve derecelerde mektepleri ve birkaç yerde tayyare ve motor fabrikaları yaparak havacılığımıza binlerce ihtiyat, yapıcı, uçucu, yaratıcı elemanlar ve vesait yetiştirmek iktidarındayız. 

Tayyare süratlıdır, mütemadiyen de süratlanıyor. Havacılık işlerinin bu süratle ayarlanması için hepsi aynı rütbede ayrı ayrı noktai nazar taşıyan hava kumanlanlarının başlarına, tepeden tırnağa, başından sonuna kadar mesuliyeti nefsinde toplayan, üzerine toz kondurulmamış 'yırtıcı, yaratıcı bir şahsiyetin her memlekette olduğu gibi' bu mühim ve hayati işin başına geçirilmesi suretiyle tevsiini ve mahdut çerçeve dahilinde bırakılmamasını vatanın yegane kurtarıcısı siz büyük milli şefimden yalvararak kemali hürmetle arz ve niyaz ederim. 

1939 / NURİ DEMİRAĞ


NURİ DEMİRAĞ BELGESELİ


NURİ DEMİRAĞ VE UÇAK HAYALİNİN FOTOĞRAFLARI

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!