banner2

Kılıçdaroğlu Horasanlı değil Yemenli çıktı! Kabilesi de Kureyş değil Sebe imiş...

Seyyid olduğu iddiasını sıkça tekrarlayan, hatta bu konuda bir de kitap yazdıran Kemal Kılıçdaroğlu, İslam tarihi uzmanı Mısırlı gazetecinin araştırmasıyla ataları hakkında yeni bilgiler öğrenebilir. Zira Kılıçdaroğlu'nun ataları, Anadolu'ya gelmeden önce bulundukları Horasan'a Yemen'in Sebe bölgesinden gelmişti. İşte gazeteci Sabır Meşhur'un araştırmasıyla açığa çıkan çarpıcı 'Kureyş' hikayesi...

Gündem 02.10.2022, 21:36 02.10.2022, 23:40
Abone ol
Kılıçdaroğlu Horasanlı değil Yemenli çıktı! Kabilesi de Kureyş değil Sebe imiş...

Dersim'in Kureyşan aşireti mensubu Kemal Kılıçdaroğlu, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in (s.a.v.) soyundan geldiğini son dönemde sık sık dile getiriyor. Dedelerinin Horasan'dan Anadolu'ya gönderilen Türkmenlerden olduğunu ileri süren CHP Lideri, Peygamber soyunu ifade eden 'Seyyid' kavramıyla aslında kökenlerin Araplardan geldiği iddiasına sarıldı. Kılıçdaroğlu bu amaçla bir de kitap yazdırdı. 

CHP eski milletvekili Ensar Öğüt, Osmanlıca ve Arapça pek çok belgeyi toplayıp Kılıçdaroğlu'nun Seyyid soyundan geldiğini kanıtladığını öne sürerek "Akşehir'den Tunceli'ye Seyyid Kemal" adında bir kitap yayınladı. Buna göre Kılıçdaroğlu, mezarı Konya'da bulunan ve isminin başında Seyyid tabiri olan Mahmud Hayranî'nin soyundan geliyordu. 

Mevlana Celaleddin-i Rûmî ile aynı çağda yaşamış Hayranî'nin torunları, Kılıçdaroğlu'na göre Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki mücadele sırasında Osmanlı yetkililerince Konya'dan alınıp Dersim bölgesine 'nakledildi'. Alevi-Bektaşî kültürüne yönelik araştırmalarıyla bilinen Prof. Dr. Alemdar Yalçın, "Tunceli'deki Kureyşan aşireti ile Mekke'nin Kureyş kabilesi arasında bir bağ yok" dese de Kılıçdaroğlu, kendisinin Peygamber soyundan geldiğini iddia ederek 'ayrıcalıklı' görünmek istiyor. 

Ancak Kılıçdaroğlu'nun atalarına ilişkin ortaya atılan yeni iddialar tartışma yaratacak nitelikte. İslam tarihi uzmanı Mısırlı gazeteci Sabır Meşhur, CHP Lideri'nin Kureyş kabilesinden değil, Yemenli Sebe aşiretinden geldiğini ileri sürdü.

Dönemin kaynaklarından bulduğu belgelerle pek çok delil sıralayan Meşhur'a göre Kılıçdaroğlu'nun dedeleri, Dört Halife döneminde Arabistan coğrafyasında çok etkili olan ve Hz. Osman'a önce darbe yapıp sonrasında onu katleden ve ardından Hz. Ali'nin şehit edilmesinde de payı bulunan Abdullah bin Sebe'nin soyundan geliyor. 

"Kılıçdaroğlu'nun ataları Horasan'dan geldi, tamam ama Horasan'a nereden geldiler?" diye soran Meşhur, dönemin şair, tarihçi ve seyyahlarının eserlerinden aktardıklarıyla bu sorunun cevabının peşine düştü. İşte Youtube kanalındaki yayınında Sabır Meşhur'un sözlerinden satır başları...

MEŞHUR KRALİÇE BELKIS'IN TOPRAKLARI...

Kılıçdaroğlu'nun ataları Yemen'in Sebe bölgesindendir. Sebe'den biliyorsunuz, Kur'an-ı Kerim'de Kraliçe Belkıs kıssasında bahsedilir. Hz. Süleyman putperest Sebe halkını Yahudilik dinine çağırmıştı. Sonra burası Yahudi devleti oldu ve bu 400 sene devam etti. İslam'dan kısa süre önce yıkıldı ve sonra bu memleketin halkı pek çok siyasi olaya karıştı. 

Hz. Osman'ı (r.a.) askeri darbe ile düşürüp öldürmeleri, Hz. Ali'yi halife tayin etmeleri ve Kûfe'ye götürmeleri, sonra ona da muhalefet etmeleri ve bu muhalefet sonucu Horasan'a sürülmeleri, sonra Timurlenk'in onları alıp tekrar bu mıntıkaya getirmesi... Kılıçdaroğlu hakkında yazılan kitabın adı 'Akşehir'den Tunceli'ye' değil, Yemen/Sebe'den Tunceli'ye olması gerekirdi. 

Kılıçdaroğlu nesebinin Seyyid olduğunu ispat için evrak inceliyor ama Araplar evrak bilmezdi, şiir bilirlerdi. Sunacağım şiirler, el yazmaları ve kitaplar ispat ediyor ki, Kemal Kılıçdaroğlu baba tarafından Yemen/Sebeli; Mekkeli değil yani. Anne tarafının Ermeni olduğunu ise kendisi söylemişti. 

KUR'AN AYETLERİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTEDİLER 

Sebe kabilesi hakkında bilgi veren kaynaklardan biri 

Yahudi Sebe bölgesinden bir grup, İslam dinini seçmişti. Liderleri de Abdullah bin Sebe idi. Mekke'ye geldi ve "Bizim Yahudilikte uyguladığımız şeyler vardı, siz neden bunları yapmıyorsunuz?" dedi. Yahudiler 7 yılda bir Tevrat'ı güncelliyordu; bazı ayetleri silip yerine yenisini yazıyorlardı. Abdullah bin Sebe'ye göre, aynı işlem Kur'an-ı Kerim'e de yapılmalıydı. 

Ayrıca "İslam'daki cumhuriyet sistemini Yahudilikteki gibi krallık sistemine dönüştürün, Hz. Muhammed'in oğlu kral olsun, oğlu yoksa kızı olsun, kızı Fatıma da ölmüş, damadı Ali bin Ebu Talip ve oğulları kral olsun" diyordu. 

Hz. Osman, bu talebe şiddetle karşı çıktı. Abdullah bin Sebe daha sonra taraftar toplamak için Basra'ya, Kûfe'ye, Şam'a, Fustat'a gitti. Burada diğer Yemen kabileleriyle iletişim kurdu. Zaten Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanında İslam ordularının çoğu Yemen kabilelerindendi. 

SEBE, HZ. OSMAN'A DARBE YAPTIKTAN SONRA HZ. ALİ'YE AJANDASINI DAYATTI 

Hz. Osman dönemi İslam devletinin sınırları

Abdullah bin Sebe, Hz. Osman muhaliflerini birleştirdi. 5-6 bin kişilik bir ordu kurup Medine'ye geldi ve şehri kontrol altına alıp askeri darbe yaptı. Hz. Osman'ı şehit ettiler. "Hz. Ali'ye biat edin yoksa sizi de Ali'yi de öldürürüz" dediler. Ali'nin yanına gidenler "Halifeliği kabul et yoksa bunlar hepimizi kesecek" dediler. Hz. Ali halife oldu. Daha sonra darbeciler Hz. Ali'ye 'ajandalarını uygulaması' yönünde baskı yapmaya başladı.

"Kur'an-ı Kerim eksik, tamamlayalım" diyorlardı. "Kutsal kitapta Ali'nin ve çocukları Hasan'ın Hüseyin'in de isimleri bulunmalı" diyorlardı. Hz. Ali böyle bir şeyi asla kabul etmedi. Sonunda Hz. Ali'yi de öldürdüler. Öldüren de Abdullah bin Sebe'nin arkadaşıydı. 

Sonraki dönemde Hz. Hüseyin'in katledilmesinin ardından Emevi devletine başkaldırdılar. Emeviler Irak'a ordular gönderip bu isyancılara saldırdı. Onlar da özellikle dağlık bölgelere kaçtılar. Ahvaz'a, Kum'a... Kum şehri bu kaçıştan sonra 'kutsal' hale geldi. Buradaki Arapların sayısı Farsları geçti. Aynı dönemde Kaşan ve Horasan'a da kaçtılar. Horasan'dan da Timurlenk onları -Beşşar Esed'in ataları da dahil olmak üzere- Suriye ve Anadolu'ya getirdi. 

İSLAM COĞRAFYASINDA 'SEYYİDİM' YALANIYLA HÜRMET GÖRDÜLER

Bugün dünyada Şianın merkezi kabul edilen İran'ın Kum kenti...

Bu Sebeiler Arap ülkelerindeyken "Biz Ehl-i Beyt'in taraftarıyız. Hz. Ali'yi seviyoruz" diyorlardı. Ama Fars ve Türk ülkelerine girdiklerinde "Hasan ve Hüseyin'in, Fatıma'nın torunlarıyız, dedemiz Muhammed" dediler. O coğrafyada Arapların mukaddes görülmesini istismar ettiler. O dönem Fars ve Türkler arasında 'Arap' demek sahabe demekti. 

Bunlar daha sonra Şia devletleri kurdu. Mekke'yi bastıklarında pek çok hacı kestiler. Bu meşhur bir hikayedir. Abbasi halifesi, şecere alimlerini toplayarak bir soruşturma yaptırdı ve Hz. Muhammed'e nesep iddia eden bu kişilerin Yahudiler oldukları yönünde fetva çıkarttı. "Ali'nin torunuyum" diyenler devletlerinin adını Ali-Aleviyye yahut Alevi değil Hz. Fatıma'dan mülhem 'Fatımî' koydu. Niye? Çünkü Yahudilerde soy anneden gelir. 

O DÖNEME İLİŞKİN PEK ÇOK KAYNAK VAR

Sebeiler hakkında pek çok yayın var. Onlardan biri Risale Restibaşıyye. Yazarı Hüseyin el Hamdan el Hasıbi. Hicri 346'da vefat etmiş. "Sebeilerin en ulusu Abdullah bin Sebe'dir" diyor. 

Bir başkası Seyf bin Ömer'in kitabı. Hz. Osman'ın katlinden 50 yıl sonra doğmuş biri. Hz. Osman'ı katledenleri araştırmış, sahabelerin çocuklarıyla, torunlarıyla görüşmüş. Kitabında Sebeilik fikrini ayrıntılarıyla anlatmış. Kur'an'ı kabul etmiyorlar, Hz. Ali'den darbe ajandalarını uygulamasını istediklerinde ve ona "Ebubekir, Ömer ve Osman'ı lanetle. Ölünün dönüşü ve reenkarnasyon akidesini kabul et" dediklerinde Hz. Ali bunları reddetti. 

Sebeilerin göç hareketlerini açıklayan diğer bir delil, şair Eaşe Hamedan Divanı'dır. Eaşe Hamedan Hz. Osman zamanında doğmuş. Hamedan'ın kabilesi Irak'ta Sebeilerle savaşmış ve şiirlerinde bu kabileyi anlatmış. Hz. Ali'nin katlinden 25 yıl sonra meşhur 'Muhtar İsyanı' vardır. Bu Sebeiler "Hz. Ali'nin tahtı" diyerek bir taht getirip savaşa bununla katılmışlar. Oysa Hz. Ali'nin tahtı falan yoktu, devleti mescidden yönetiyordu. "Hz. Ali'nin tahtı yanımızda, biz kazanacağız" dediler. Hamedan da onlara "Siz bu işi Yahudilerden öğrendiniz. Yahudiler de motivasyon için Ahit Sandığı, Tevrat vs. taşırlardı" diyor. 

Bir de şair Ferazdak var. Hicri 19 yılında doğmuş. Hz. Ömer zamanında. Hicri 82'de Haccac ile Selefi-Hamdani ittifakı arasındaki savaşı anlatmış. Deyrülcemacim Savaşı'nı anlatan Ferazdak, "Hamdaniler Sebeilerin ta kendileriydi. Onlar ahit bozucu idiler" diyor. 

Taberi Tarihi'ne ve Kum şehrine ilişkin bilgilerin yer aldığı Kum kitabına göre ise Haccac'a savaşta yenilince kaçan Sebeiler İran'ın dağlık bölgelerine, Horasan, Kum ve Ahvaz'a sığındılar. 

Hicri 284'te ölen el-Yakubî'nin Kitab el-Buldan'ında, ölmeden önce Kum'u ziyaret ettiği ve orada Sebeilerden bahsettiği, hatta "Kum halkının çoğu Yemen kabilelerinden oluşuyor" dediği görülüyor. 

Kılıçdaroğlu'nun ataları Horasan'dan gelmiş. Daha da geçmişi takip ettiğimizde Yemen/Sebe'den geldiğini görüyoruz.

İŞTE SABIR MEŞHUR'UN TARTIŞMA YARATAN YAYINI

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!