Karargâhta ABD'nin casusları cirit atmış

15 Temmuz öncesi Genelkurmay'da cirit atan ABD destekli FETÖ üyeleri, komuta kademesinin konuşmalarını dinleme cihazıyla kaydedip bunu dışarıdaki mahrem abilerine teslim ediyordu.

Gündem 14.07.2021, 14:04 14.07.2021, 18:31
Abone ol
Karargâhta ABD'nin casusları cirit atmış

Genelkurmay Başkanlığı döneminde Hulusi Akar’ın FETÖ’cü emir subayı Yarbay Levent Türkkan, sonradan inkar edeceği itiraflarıyla örgütün çalışma biçimini anlatmıştı. Necdet Özel ve Hulusi Akar'ı dinleme cihazlarıyla kayda alan Türkkan, bu kayıtları örgüt abisi Muhammet Uslu'ya teslim ediyordu. 15 Temmuz sonrası yakalanan 'mahrem' FETÖ'cü Uslu, ifadesinde çarpıcı bilgiler verdi. 
Uslu, şimdilerde "KHK'lı" denilerek 'göreve iade' kampanyası yapılan FETÖ'cülerden biriydi. Darbe girişimine dek dek Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü’nde çalışan ‘Murat’ kod adlı ‘mahrem imam’ Uslu, savcıya şunları anlattı:

TÜRKKAN SOHBETE ONA GİDERDİ 

“Gülen Cemaati mensubuyum. Cemaat içerisinde ‘abi’ tabir edilen konumdayım. Lise yıllarında örgütle tanıştım. Eskişehir’de üniversite okurken cemaat evlerinde kaldım. Ailemin beni okutacak maddi durumu yoktu. Üniversite 3. sınıfta ‘ev abisi’ ben oldum. Son sınıfta ise birkaç tane evin ‘abi’si oldum. Evlerden birinde sürekli kalıyordum, diğerlerine de kontrol için gidiyordum. 2010’da Y. isimli abi bana ‘Murat’ kod adını verdi. Cemaatte her abinin mutlaka bir abisi vardır. Himmet parası vermeye Y. abi ile tanıştığımda başladım. Bir gün buluştuğumuzda, 'Seninle tanıştıracağım asker şahıslar var. Onlar sana gelsinler, onlara ders verirsin' dedi, kabul ettim. Bugüne kadar toplam 20-25 civarında asker şahıslarla onların ve benim kod adımla irtibat kurdum. Bana cemaat ‘abi’si olarak sadece Kara Kuvvetleri’nde görevli askerler gönderildi. Bunlar ‘Ahmet’ kod adlı Yarbay Levent Türkkan, ‘Ramazan’ kod adlı Binbaşı Mehmet Akkurt, ‘Adem’ kod adlı soyadını bilmediğim Binbaşı Fatih, ‘Yusuf’ kod adlı gerçek adını bilmediğim yüzbaşı, gerçek ismini bilmediğim ‘Rauf’ kod adlı Genelkurmay’da çalışan astsubaydır.” 

ALET DOLU GELİR BOŞ GİDER

“Levent Türkkan ‘Ahmet’ kod adını, Genelkurmay’da çalışan Gökhan Eski ise ‘Salih’ kod adını kullanıyordu. Bu 2 şahıs Genelkurmay Başkanı’nın odasına benim kendilerine verdiğim ‘radyo’ diye tabir ettiğimiz ses kayıt cihazlarını yerleştirip cihazlar dolduktan sonra bana getiriyordu. Ben de onlara boş cihazları veriyordum. Bu şekilde uzun süre Genelkurmay Başkanı’nı dinledik. Genelde 2-3 adet radyo diye tabir edilen kayıt cihazı alıp veriyordum. Cihaz ince bir araç kumandasına benziyordu, siyah renkliydi, yassı yuvarlak saat pili vardı. Elemanlar bana radyoları dolu vaziyette getiriyorlardı. Ben Selahattin abiye veriyordum.”

SES KAYITLARI ŞİFRELİYDİ 

“Bir ara Selahattin abi bana içerisinde program yüklü bir laptop getirdi. Radyolardaki ses kayıtlarını benim laptopa aktarıp oradan flash belleğe aktarmamı istedi. Bu işlemi 1 yıl yapıp flash belleği Selahattin abiye verdim. Radyoları laptopa bağladığında içerisindeki ses dosyası görünüyordu. Onu bana verilen flash belleğin içine aktarıyordum. Aktarırken de ‘TC’ isimli bir şifreleme programı kullanıyordum. Bu program laptopun içinde kurulu olarak bana gelmişti. Radyonun içindeki ses dosyasını belleğe attıktan sonra içini siliyordum ya da formatlıyordum. Bir gün merak edip ses dosyasını dinlemek istedim. Dosyayı açtığımda anlaşılmaz kısık sesler geliyordu. Çıplak kulakla dinlemek ve anlamak mümkün değildi. Muhtemelen o sesleri dinlenebilir hale getirmek için belli teknik işlemlerden geçiriyorlardı. O işlemleri kim, nerede yapıyor, bilmiyorum.” 

ÖRGÜTÜN İHANET TAKTİKLERİ

Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü’nde çalışan ‘Murat’ kod adlı Uslu, Selahattin abi dediği şahsın, kendisine bazı gizlilik kuralları öğrettiğini belirterek şu bilgileri verdi: “Selahattin Abi bana birtakım kurallar öğretti. Buna göre, gidilen yere telefonla gidilmez. Dışarıdan kontörlü telefonla konuşulmaz. Araç, gittiğin evin önüne bırakılmaz. Buluşamadıysan haftaya tekrar aynı saatte gidilir. Teknolojik imkânların kullanılmamasına dikkat edilir. Eleman devirleri, bağlı olunan ‘abi’ tarafından organize edilir. Devir işleri için farklı kişiler üzerinden alınmış farklı telefon hatları kullanılırdı. Devreden, devralan ve devralınan kişi buluşup tanışma ve devir işlemini yaparlar.”


Onu da çocukken avladılar  

FETÖ’nün hususi imamlarından Muhammet Uslu'nun 'Salih' kod adıyla ismini verdiği Genelkurmay Emniyet Subayı İstihbarat Yarbay Gökhan Eski, ifadesinde tüm ihaneti anlattı. Eski, Türkkan ve Uslu'nun sözleriyle örtüşen itiraflarda bulundu. 
“Ben Fetullah Gülen cemaati mensubuyum. Örgütle ortaokulda tanıştım. Ailem dar gelirliydi, bense başarılı bir öğrenciydim. Cemaat abilerimin yönlendirmesiyle askeri lise sınavlarına girdim. 1989 yılında İzmir Maltepe Askeri Lisesi'ni kazandım. Cemaat evinde Matematik, Türkçe dersleri alıyordum. Testler çözüyorduk. Bana soruları vermediler, fakat ben farkında olmadan sınavda çıkacak soruları testlerle bana çalıştırmış olabilirler. İzmir'de ortaokulda okurken, 'Bahadır' kod adlı üniversite öğrencisi 15 günde bir gelerek benimle ilgilendi. Mezuniyetim sonrası Kara Harp Okulu'na kaydoldum. Harp okuluna başladığımda Bahadır abiyle bir 6 ay kadar daha görüşmemiz oldu.” 

BİR ‘ABİ’DEN DİĞERİNE

“Bahadır beni Ahmet’e devretti. Ahmet abi benimle ilgilenirken 2002 yılında Ankara Kara Harp Okulu'na tayin oldum. Ankara'ya geldiğimde Ahmet abi İstanbul'dan gelip beni başka bir abiye devretti. Onunla 1-2 görüşmeden sonra görüşmeleri kestim. Bir dönem İstanbul'a gittiğimde Ahmet abi ile görüştüm. O bana Ankara'dan başka bir abi yönlendirdi. O abi de beni Adil abiye devretti. Benim cemaatteki kod adım Salih'tir. Bu kod adını bana ortaokulda Bahadır abi vermişti. Harp Okulu'ndan mezun olup maaş almaya başlayınca himmet vermeye de başladım. Batman'a gittiğimde benimle Fevzi abi ilgilendi. Batman'dan Ankara'ya gelince Fevzi abi Ankara'ya gelip burada beni Murat abinin evinde Recai abiyle tanıştırdı.”

TÜRKKAN'LA 'GERÇEK TANIŞMA'

“Bildiğim kadarıyla Murat abi aynı zamanda Levent Türkkan'ın da abisidir. Recai abi Türk Telekom'da çalışıyordu. Ankara'ya geldikten altı ay sonra Yarbay Levent Türkkan'la Recai abinin evinde tanıştık. Daha doğrusu Türkkan'la ben devre arkadaşı olduğumuz için birbirimizi zaten tanıyorduk. Ancak cemaatle bağlantılı olduğumuzu Recai abinin evinde öğrendim. Bir süre Levent ile birlikte Recai abinin evine gittik. Orada genel olarak işyerinde olanlardan bahsediyorduk. Özellikle Levent'e özel sorular çok soruluyordu. Genelkurmay Başkanının yanına kimin gelip gittiğini soruyordu.”

‘BİZE DE DİNLETİN’ 

“Levent Türkkan 'radyo' diye tabir ettiğimiz yassı, yuvarlak, pilli olan araç kumandası büyüklüğünde dinleme cihazlarıyla rutin olarak Genelkurmay Başkanının odasında sesini kaydederek dinliyordu. Dinleme cihazına kaydedilen seslerin çözümü, başka yere aktarılması ya da dinlenmesi için özel bir bilgisayar programı gerekliydi. Bilgisayara bağlanan ufak bir kablosu vardı. Recai abi ve Murat bizim getirdiğimiz cihazdaki kayıtları bilgisayara aktarıyorlardı. Program laptoptaydı. Bazen Levent ile Genelkurmay Başkanının neler konuştuğunu merak ettiğimiz oluyordu. Hatta abilere 'bize de dinletin' diye teklif ettik, kabul etmediler.”

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!