banner2

Emre Kongar'dan 28 Şubat halüsinasyonu: Başörtüsü değil türban, inanç değil siyasal simge!

Sosyoloji Profesörü Emre Kongar, Cumhuriyet gazetesindeki yazısında İslam dinine inanmış kadınlara '28 Şubat fetvaları' sıraladı. Ders niteliğindeki yazıyı okuyan gençler, 28 Şubat'ın ne olduğunu net bir şekilde görmüş oldu.

Gündem 06.10.2022, 11:37
Abone ol
Emre Kongar'dan 28 Şubat halüsinasyonu: Başörtüsü değil türban, inanç değil siyasal simge!

Sosyoloji Profesörü Emre Kongar, Cumhuriyet gazetesindeki son yazısında başörtüsü bağlama teknikleri konusunda fetva verdi. Kadınların saçlarını nasıl kapatacakları ve bunu yaparken hangi kurallara uymaları gerektiği ile ilgili yüksek(!) din bilgisini konuşturan Kongar, üniversite kapılarına ikna odalarının kurulduğu 28 Şubat günlerindeki zihniyetin neye benzediğini herkese bir kez daha göstermiş oldu. 

Saçlarını örtmeyi tercih eden Müslüman kadınlara kendi anlayışına göre buyruk sıralayan Kongar, Anadolu'da kadınların başlarını eşarpla bağladığını, bunun geleneksel başörtüsü olduğunu, oysa şimdi tercih edilen örtünme şeklinin 'türban' olduğunu ve bunun da 'siyasi simge' anlamına geldiğini ileri sürdü. 

Sıkmabaş diye tabir ettiği 'türban'ın siyasal simgeye dönüştüğünü savunan Emre Kongar, 28 Şubat döneminde neler yaşandığını bilmeyen günümüz gençlerine önemli bir ders vermiş oldu. 

Referanslarını doğrudan Kur'an-ı Kerim'den değil, bazı akademisyenlerden aldığını söyleyen Prof. Kongar, yazısında şu ifadeleri kullandı:

SOSYAL ARAŞTIRMALAR YAPMIŞ! 

"Sorunun adı, 'Başörtüsü' sorunu değil, 'Türban' sorunu veya halk arasındaki deyişle 'Sıkmabaş' sorunudur.

Çünkü 'Başörtüsü' yüzyıllardır Türkiye’de, özellikle köylerde, ama kasabalarda ve kentlerde de, kadınların genellikle dışarı çıkarken, bazen evin içinde de başlarına örttükleri bir örtüdür.

Yazma, yemeni, tülbent, eşarp gibi isimlerle anılan çeşitleri de olan geleneksel bir başörtüsüdür.

Kadınlar bunu serbest bir biçimde başlarına bağlayıverirler.

Hatta konuşurlarken, kendilerine çeki düzen vermek için, geriye kayan başörtülerini zaman zaman elleriyle öne doğru düzeltirler de.

(Ben bu kültüre sahip geniş bir ailede yetiştiğim, sonra da bu konularda sosyal araştırmalar yaptığım için bunları bizzat gözlemleyerek öğrendim.)

Buna karşılık “Türban”, saçın önce “bone” denilen bir takke ile kapatıldığı, onun üzerine boyun kısmı özel biçimde bağlanan bir örtünün örtüldüğü, bonenin alnı kapatan kısmının örtünün altından göründüğü, genellikle arka tarafı da topuz biçiminde özel olarak şekillendirilmiş bir örtü biçimidir.

Başörtüsü kullanmak geleneksel bir tavırdır.

Türban ise Siyasal İslamın bir simgesi olarak yaşamımıza girmiştir.

Dolayısıyla sorun geleneksel bir 'Başörtüsü' kullanma sorunu değil, Siyasal İslamın simgesi olan 'Türban'ın kamu hizmeti yapan kadınlar tarafından kullanılması sorunudur."

KONGAR'A GÖRE BAŞÖRTÜLÜ MEMUR OLMAZ

Başörtüsünü yasal güvenceye alma girişimlerinin tam da 'laikliğin temeli olan' Medeni Kanun'un yürürlüğe girdiği gün gündeme getirildiğini, bunun yanlış olduğunu savunan Emre Kongar, CHP'li yöneticileri de 'türban'a 'başörtüsü' dedikleri için eleştirdi. 

Yazısının sonunda bir de 'Genel İlkeler' sıralayan 82 yaşındaki Profesör, kamu hizmeti verenlerin değil ama sadece kamu hizmeti alan vatandaşların başörtüsü (ya da türban) takabileceğini ileri sürdü. Kongar, Anadolu'da 'geleneksel başörtüsü' dediği örtünme biçimini kullanan kadınların kamu görevlisi olup olamayacağı konusuna ise açıklık getirmedi. 

Böylece Türkiye'de başörtüsü kullanan Müslüman kadınlar, inançları gereği örtünürken hangi yöntemi benimsemeleri gerektiğini 28 Şubatçılardan bir kez daha öğrenmiş oldu!

Kongar imzalı fetvaların(!) tamamına ulaşmak için TIKLAYIN

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!