DOLAR
13.69 1.51
EURO
15.55 2.21
ALTIN
785.90 1.49
BIST
2,004.55 1.19

Başak Cengiz'i katleden caninin akli dengesi yerinde mi? Savcılıktan kritik karar

Mimar Başak Cengiz'i samuray kılıcıyla katleden Can Göktuğ Boz'un akıl sağlığının yerinde olmadığı için rapor alınması talebi savcılık tarafından kabul görmedi. Ayrıca katil Can Göktuğ Boz'un annesi de konuştu.

Gündem 17.11.2021, 12:10 18.11.2021, 12:21

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Ataşehir'de 28 yaşındaki mimar Başak Cengiz'in samuray kılıcıyla öldürülmesine ilişkin soruşturma devam ederken konuyla ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı.

SAVCILIK KARARINI VERDİ

Sabah'ta yer alan bilgiye göre; savcılık katil zanlısı Can Göktuğ Boz'un annesi ve avukatının akıl sağlığının tespit edilmesi için bulundukları talebi reddetti. Bu kararın alınmasında, iki üniversite okuyan zanlının ifadesinde "Hiçbir hastalığım yok, sadece uyuşturucu bağımlısıyım" demesinin etkili olduğu belirtildi.

'HERHANGİ BİR HASTALIĞIM BULUNMAMAKTADIR'

Katil zanlısı Can Göktuğ Boz'un avukat olan annesi Ayşe Nejla Yomralıoğlu ve mühendis olan babası Ali Boz, oğullarının akıl sağlığının yerinde olmadığı gerekçesiyle akıl hastanesine sevk edilmesi talebinde bulunmuştu. Boz, yıllar önce uyuşturucu kullandığı için 17 gün yatılı olarak tedavi gördüğünü, yine aynı yıllarda unutkanlık için de ilaçla tedavi aldığını belirterek, "En son 2016'da tedavi için hastanelere gidiyordum. Son 5 yıldır tedavi için hastaneye gitmedim. Herhangi bir hastalığım bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.

YENİ FOTOĞRAFI ORTAYA ÇIKTI

Can Göktuğ Boz, cinayetten hemen önce spor salonuna gittiğini anlatmıştı. Boz'un gittiği özel spor salonuna ait üyelik kartının görüntüsü ortaya çıktı. Söz konusu karta göre; Boz'un spor salonuna bir yıllık üyelik yaptırdığı anlaşıldı. Boz cinayetten önce oturduğu sitenin yakınında bulunan bu salonda spor yaptı.

'VİCDANIMDA TAŞIYACAĞIM'

27 yaşındaki Can Göktuğ Boz'un avukat olan annesi Ayşe Necla Yomralıoğlu yazılı açıklama yaptı. Yomralıoğlu açıklamasında "Günlerdir basında yer alan ve kamuoyunun vicdanını derinden sarsan, bu elim olayın tarafı olmak, evladımın böyle vahim bir olaya sebebiyet vermiş olması sebebiyle çok büyük bir utanç duyuyorum. Gencecik bir kız çocuğunun hayatını böylesine vahim bir olay neticesinde kaybetmiş olması beni kahrediyor. Ömrüm boyunca Başak Cengiz ve ailesinin acısını vicdanımda taşıyacağım. Hayatını kaybeden yavrumuz ve ailesi için hiç dinmeyecek bir acı içindeyim. Ne bedenen ne de psikolojik olarak ayakta duracak gücü kendimde bulamıyorum" ifadelerini kullandı.

Oğlu Boz'un bebekliğinden yetişkinliğine kadar hep yanında olduğunu belirten Yomralıoğlu, oğlunun ergenlik sonrasında ciddi bir psikolojik sorunları olduğunu ve tedavisi için elinden geleni yaptığını iddia ederek, "Uyuşturucu madde bağımlılığı nedeniyle yalnızca kendine zarar veriyordu. Bu bağımlılıktan da gördüğü tedavi neticesinde kurtuldu. Göktuğ'un babası Ali Boz ile boşanma kararı almamız akabinde sağlıklı düşünememesi nedeniyle Göktuğ benimle olan tüm irtibatını ve diyaloğunu kesti hatta beni görmek ona iyi gelmemeye başladı" dedi.

BABAYI SUÇLADI

Eşiyle boşanmasının ardından oğlunun babasıyla yaşamaya başladığını, Baba Ali Boz'un da yeni bir hayat kurmasının ardından oğlunun tüm ısrarlarına rağmen kendisiyle yaşamayı reddettiğini kaydeden Avukat Yomralıoğlu açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Göktuğ benimle yaşamayı da beni görmeyi de reddetti. Ben 3 yıldır evladıma hasret yaşıyorum. Ne sesini duymama ne de onu görmeme müsaade etmedi. Defalarca kez ikamet ettiği sitenin önüne gittim ve site güvenliğinden geçemediğim için sitenin önünde bekleyerek onu görmeye çalıştım. Göktuğ'un babası Ali Boz ile Göktuğ'un durumu ve hayatı ile ilgili bilgi almak amacıyla her gün görüşüyordum. Psikolojik durumu, sağlığı, beslenmesi, sporu tümüyle ne durumda olduğu hakkında her gün ama her gün irtibat halindeydik. Göktuğ'u içinde kaldığı yalnızlık durumunda çıkartabilmek adına defalarca kez onunla aynı evi paylaşmak istediğimi en azından onu görmeme izin vermesini, ona erişemediğim için babası Ali Boz aracılığıyla talep ettim"

'BU HALDE YAŞAMASINA MÜSAADE ETMEZDİM'

"Kendimi, evladıma kalan ömrüm boyunca bir kere daha sarılamasam da yüzünü bir kere daha göremesem de olur yeter ki o iyi olsun şeklinde telkin ettim" denilen açıklamada Yomralıoğlu, oğluyla en son Eylül ayında görüşebildiklerini ve söz konusu görüşmenin ardından oğlunun hem bedenen hem de ruhen kötü durumda olduğunu gözlemlediğini belirtti. Bu gözlemin ardından babasının oğluyla daha fazla vakit geçirmesini ve onunla uyumasını rica ettiğini öne sürülen açıklama şöyle devam etti: "Ancak tüm bu durum içerisinde Göktuğ'un birine zarar verme ihtimali bir kez dahi aklıma gelmedi. Zira çocukluğundan bugüne canlı cansız hiçbir varlığa zarar veren bir tavrı olmadı tam tersine olabildiğine ürkek bir çocuktu. Ben yalnızca kendini yapayalnız hissetmesinden ve kendine ruhen ve bedenen zarar vermesi durumundan korktum. Benimle yaşamasını sağlamak ve tedavi sürecini devam ettirebilmek için sürekli doktorlar, tedavi yöntemleri ve çıkış yolları aradım ve hiç pes etmedim. Göktuğ'un evinde yer alan yazıları, notları, yaşadığı evin durumunu basında yer alan haberlerden gördüm. Ben çocuğumun evine adım atıp bu durumu görebilseydim bu halde yaşamasına müsaade etmezdim, gerekirse kolluk kuvvetleriyle de olsa tedavi görmesini sağlardım"

'YAŞANANLARIN SAVUNULACAK BİR YANI YOK'

Oğlunun yaşadığı zihin karmaşasının ve psikolojik durumunun bu denli bir hal aldığını görememesi nedeniyle Can Göktuğ Boz ve Başak Cengiz'in hayatını koruyamamış olmamasının kendisini kahrettiğini belirten Yomralıoğlu, "Olayın vahimliği ve yaşadığım duygu durumunun karışıklığı nedeniyle Göktuğ'un tutuklanmasına karar verilen Sulh Ceza Hâkimliği sorgusuna ceza hukukçusu olamamama rağmen avukatı olarak katıldım. Ne oğlumu savunacak ne de eylemlerini savunacak değilim. Zira yaşananların savunulacak bir yanı yok; bunu olayın faili olan oğlum da açıkça ikrar ediyor" dedi.

'İSTİFA EDİYORUM'

Çok üzgün olduğunu kaydeden Yomralıoğlu, "Olayın faili olan oğlumun avukatı olarak dosyaya müdahil olmam ve psikolojik sorunları olduğunu ileri sürmem nedeniyle oğlumu işlediği suçtan kurtarmaya çalıştığım düşünülüyor. Ancak ben ne oğlumun işlediği suçtan kurtulması ne de itibarımın zedelenmemesi peşindeyim. Hayatının baharında gencecik bir kız benim oğlumun eylemi nedeniyle son nefesini vermişken 'Ben oğlum elini kolunu sallayarak gezsin' diyemem, isteyemem. Bunu ne bir anne ne bir kadın ne de bir avukat olarak isteyemem"  ifadelerini kullandı. Soruşturma dosyasına oğlunun cezai ehliyetinin sorgulanmasını için 17 Kasım tarihinde dilekçe sunduğunu belirten Yomralıoğlu, açıklamasını şu şekilde sonlandırdı: "Bu dilekçe benim bu dosyaya sunacağım son dilekçe olacaktır. Ayrıca savcılık tarafından verilen yayın yasağı kararında da herhangi bir müdahalemin olmadığını, mevcut dosyada bu yönde bir talebimin olmadığını da bildirmek zorunluluğu hissediyorum. Bahse konu yasak taraflardan bağımsız olarak re'sen alınmıştır. Vahim olayın yaşandığı gece bende o hayatının baharındaki yavrumuzla birlikte yaşamayı bıraktım yalnızca ve yalnızca nefes alıyorum. Her ne kadar sorumsuz olmakla itham edilsem de bugün sorumluluk bilinciyle hareket ediyorum ve sorumlu bir anne, sorumlu bir avukat, sorumlu bir kadın sorumlu bir vatandaş olarak yarın gün sonu itibariyle oğlum Can Göktuğ Boz'un müdafiliğinden istifa ediyorum. Yapılacak inceleme ve mahkeme tarafından verilecek kararın yalnızca gerçeği yansıtmasını ve adaletli olmasını temenni ediyorum. Yargı tarafından verilecek karar karşısında boynum kıldan incedir" 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!