AK Parti'nin oy oranı nasıl yükseldi? 'Güçlü lider güçlü iktidar anlayışı' mı ön plana çıkıyor? İşte çarpıcı tespitler

Son yapılan anketlerde AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oy oranının arttığı gözlemlendi. Mehmet Acet köşe yazısında araştırma şirketlerinin sonuçları ile ilgili önemli tespitlerde bulundu. Acet, AK Parti'nin oy oranının 3-4 puan yükseldiğini ifade etti.

Gündem 23.03.2022, 11:09 23.03.2022, 11:18
Abone ol
AK Parti'nin oy oranı nasıl yükseldi? 'Güçlü lider güçlü iktidar anlayışı' mı ön plana çıkıyor? İşte çarpıcı tespitler

Son yapılan anketlerde AK Parti'nin oy oranının arttığı gözlemlendi. Mehmet Acet Yenişafak Gazetesi'ndeki bugünkü köşe yazısında 'Anketlerde Erdoğan ve AK Parti'nin oyları nasıl yükselişe geçti?' sorusuna yanıt aradı. Acet AK Parti'nin son ankette yükselişe geçtiğini vurguladı.

Mehmet Acet'in köşe yazısından öne çıkanlar;

Mart ayına gelene kadar son aylarda yapılan kamuoyu araştırmalarında, enflasyondaki artış, döviz kurlarındaki hızlı yükseliş gibi ekonomik gerekçeler nedeniyle iktidara dönük destekte gözle görülür bir gerileme olmuştu.

AK PARTİ'NİN OY ORANI 3-4 PUAN ARTTI

AK Parti’nin yaptırdığı anketlerde, parti oyları yüzde 35’lerin altını görmeye başlamıştı.

Ancak son araştırmalar, aşağı yönlü yönelimin durduğu, hatta tersine dönerek oylarda, 3,4 puanlık artışlar getirdiğine işaret ediyor.

Şu bilgiyi ekleyelim:

Aynı anda birden fazla araştırma grubuyla sahaya çıkıldığı için, ayrı ayrı araştırmaların çaprazlama kontrolü bir diğerini teyit ettiği için, seçmen eğilimindeki trendler daha sağlıklı şekilde izlenebiliyor. 

Burada durup, şu soruyu sormamız gerekecek:

Peki, ama neden?

Enflasyon yüzde 50’lerin üzerine çıktığı halde, üstelik bir anda patlayan Ukrayna’daki savaş, ekonomideki olumlu beklentileri ciddi ölçüde ‘baskıladığı’ halde, iktidara dönük destekte neden bir artış olsun?

Bunun cevabı, yine Ukrayna savaşıyla ortaya çıkan yeni iklimle ilişkili.

ZOR ZAMANLARDA GÜÇLÜ LİDER, GÜÇLÜ İKTİDAR ARAYIŞI ÖN PLANA ÇIKIYOR

Şöyle ki;

‘Muhataralı’ dönemlerde, seçmenin önemli bir bölümü, ekonomiyle ilgili şikayetlerini paranteze alıp, güçlü lider, güçlü iktidar arayışlarını ön plana çıkarabiliyor.

Türkiye gibi, son 10 yıl içinde önüne döşenen mayınları temizleye temizleye yolculuğuna devam eden bir ülkede de bunun birden fazla örneği bulunuyor.

Şöyle oldu:

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle birlikte, geniş bir kitlenin algıları, ‘tehlike butonuna’ basılmış gibi hemen açılıverdi.

1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde olduğu gibi, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yapılan referandum ve seçimlerde olduğu gibi, ‘mesele memleket meselesi’ duygusu, diğer kaygıların önüne geçti.

Daha önce Suriye’deki, Irak’taki kanlı savaşları ensesinde hisseden, haritada yerini bilmediği Venezuela’daki çalkantıları bile izleme ihtiyacı hisseden geniş bir kitle, Ukrayna’daki savaşın da Türkiye için yeni bir ‘beka tehdidi’ üretebileceğini gördü, yahut hissetti.

AK Parti’de görevi olan bir isim, bu durumu şöyle tarif ediyor.

“Enflasyon var mı? Var. Vatandaş bunu sorun olarak görüyor mu? Görüyor tabi ki. Ama şunu fark ediyor. Mevzuu memleket meselesi. Ülkenin bekası söz konusu olduğunda mesele, benzin, domates, patates meselesi olmaktan çıkıyor.”

Aynı isim şöyle devam ediyor:

“Vatandaş muhalefete baktığında, şöyle düşünüyor. 6’sı birden bir araya gelmekte, bir masada toplanmakta zorlanıyor. Nasıl toplanılacağını bilmiyorlar. Ama Tayyip Erdoğan’ın masasında dünya liderleri toplanıyor.”

“Beka meselesinin” muhalefet çevrelerinde kimi zaman alaycı bir dille karşılığını bulacak şekilde, gerçek sorunların üstünü örtmek için AK Parti ve MHP tarafından icat edilmiş bir ‘suni gündem’ olarak takdiminin yapıldığını biliyoruz.

Ama yukarıda işaret ettiğimiz gibi ülkenin son 10 yılda yaşadıkları, ‘beka’ sözcüğünün fantastik bir söylemden ibaret olmadığını yeterince ortaya koydu.

Bu kaygının seçim sonuçlarına doğrudan yansıdığını gösteren birden fazla örnek de mevcut.

Son seçimden örnek verelim.

Enflasyon oranı bugünkü gibi olmasa da, ekonomik durgunluğun fazla olduğu, işsizlik rakamlarının yüzde 15’ler seviyesini (Bugün enflasyon çok yukarılarda olsa da, hükümet son bir yılda 3 milyondan fazla kişiye iş bularak güçlü bir istihdam performansı yakaladı) zorladığı bir ortamda yapılan 31 Mart yerel seçimleri, İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesi nedeniyle muhalefetin mutlak zaferi gibi algılanmasına rağmen, toplam oylar bakımından farklı bir tabloyu ortaya koymuştu.

Türkiye genelinde 31 Mart akşamı verilen oyların yüzde 51,64’i Cumhur İttifakı’na, Yüzde 37, 57’si ise (HDP hariç) Millet İttifakına gitmişti.

İktidara karşı güven/güvensizlik okuması, ülke genelinde verilen oyların toplamı üzerinden yapılabileceğine göre, bu sonuçlardan iktidarın yoluna devam etmesi arzusunun sandığa yansıtıldığını düşünmek gerekiyor.

'AK PARTİ’NİN YÜZDE 40’LARIN ÜZERİNE ÇIKMASI EKONOMİDEKİ SIKINTILARIN AZALMASINA BAĞLI'

Diğer yandan, bu böyle diye, zorlu zamanlarda güçlü hükümet talebi artıyor diye, iktidarın bu duyguya sırtını yaslayıp, ekonomik sorunları göz ardı etmesi, yahut yeterince üzerine gidememesi kendi aleyhine sonuçlar da üretebilir.

AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verilen destekteki artış üzerinde konuştuğumuz partinin önde gelen isimlerinden biri, akla yatkın gelen bir tespitle, AK parti oylarının yüzde 40’ların üzerine çıkmasının, yüzde 45’ler seviyesini yakalamasının ekonomik sıkıntıların azalmasına, enflasyonun düşmesine bağlı olduğu görüşünü dile getirdi.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!