Pazar günü yapılacak seçimle ilgili her şeyi UID Sözcüsü Av. Fatih Zingal’e sorduk

Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Basın Sözcüsü Avukat Fatih Zingal, bu Pazar yapılacak Almanya Federal seçimlerini TRHABER için değerlendirdi. Merkel'den sonra Almanya ve AB'yi neler bekliyor? Yeni Şansölye adayları kimler? Türklere ve Müslümanlara bakışları nasıl? Avrupa’da ırkçılığın tırmanması ve çok daha fazlası bu söyleşide.

Dünya 24.09.2021, 15:17 25.09.2021, 14:25
Abone ol
Pazar günü yapılacak seçimle ilgili her şeyi UID Sözcüsü Av. Fatih Zingal’e sorduk

TRHABER / ÖZEL - TUĞBA ŞAHİN

26 Eylül Pazar günü yapılacak olan ve "tarihi seçim" olarak konuşulan 2021 Almanya Federal seçimlerini Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Basın Sözcüsü Avukat Fatih Zingal’le konuştuk. 

Almanya'da katıldığı televizyon programlarında Cem Özdemir gibi Türk karşıtı siyasetçileri ve terör sempatizanı isimlere yönelik sert eleştirileri ile  Almanya'da yalnızca Türklerin değil tüm göçmenlerin sesi olan Zingal, ülkede ilk kez seçim havasının yerine sakinliğin hakim olduğuna dikkat çekti.

16 YILIN BAŞBAKANI MERKE’İN HALEFİ KİM?

Almanya'da 16 yıl Başbakan olarak görev yapan Angela Merkel'in görev süresi pazar günkü seçimle sona ererken halefinin kim olacağı ve Şansölye Merkel'in yerini doldurup dolduramayacağı bütün Avrupa’da merak konusu. Almanya'da, öne çıkan şansölye adaylarının Türklere yaklaşımı, onlara yönelik vaadleri ve Türk kökenli seçmendeki kaşılığına ilişkin merak edilen her şeyi Avukat Fatih Zingal yanıtladı. 

MERKEL 16 YILDA NE YAPTI?

26 Eylül’deki seçimle görevi sona ererken aynı zamanda siyasete de veda edecek olan Angela Merkel’in 16 yıllık görev sürecini artı ve eksileriyle nasıl değerlendirirsiniz?

Zannedersem Şansölye Merkel’in en büyük katkısı bir devamlılıktır. Zaten bu 16 sene süren görev süresinden belli olmak üzere bir devamlılık söz konusuydu. Yani Almanya’yı temsilen diğer ülkeleri ziyaret ettiğinde her seferinde şansölye Merkel, siyasilerin karşısına çıkıyordu ve bu bir güven teşkil ediyordu.

Almanya Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkesidir. Bu çerçevede Şansölye Merkel, her tarafa güven, devamlılık mesajı verebildi. Büyük skandallarla, olumsuzluklarla ilgisi olmadı. Aynı zamanda da Rusya’yla yapmış olduğu ilişkileri de hep sıcak tutabildi. Tabi ki, bazı konularda, demokrasi noktalarında, insanlara özgürlük noktasında ayrı düştüler ama ciddi bir sıkıntı olmadı. Yani bu Batı blokuna dahil olan en güçlü ülkelerden birinin ekonomisi olmasına rağmen Rusya ile ilişkileri sıcak tutabilen bir Şansölye oldu.

BÜYÜK PROJELER YOKTU, DEVAMLILIK VARDI

16 seneyi düşünecek olursak, hani “hangi büyük projelerle öne çıktı? Büyük faaliyetleri nedir? akılda ne kaldı? Hangi söylemleri?” dediğimiz takdirde esasen aklımıza pek de bir şey gelmiyor. Büyük projeler söz konusu değil, büyük söylemler söz konusu değil, devamlılık söz konusuydu. Yani Gerhard Schröder (eski Almanya Başbakanı) zamanında “sakin el siyaseti” diye bir ifade kullanılmıştı. Yani her şeyi sakin, yatıştırarak yürütmek, yönetmek… Bunu Şansölye Merkel başardı. Şansölye Merkel’i herkes gıptayla izleyecek, “Keşke 4-5 sene daha görevde kalsaydı” diyenler olduğundan eminim.

MERKEL DÖNEMİNDE TÜRKLER AÇISINDAN YAŞANAN SIKINTILAR

Bir de Türkiye çerçevesinden bakacak olursak, sıkıntılar oldu mu? Elbette oldu. 2016 darbe girişiminden sonra, sözde Ermeni soykırımı meselesinden sonra, referandum sürecinden sonra, biliyorsunuz, özellikle Almanya’da ama Avrupa’nın genelinde Türkiye ile alakalı sıkıntılar söz konusuydu. 

Almanya’da gündem olan “nazi benzetmesi” olmuştu. Bizlere de sık sık sormuşlardı; “Nasıl olur da bir başka ülkenin Cumhurbaşkanı Almanya’ya Nazi benzetmesi yapar?” Çok hassas bir konuydu. Burada da biz bunları, Almanya’da yaşayan Türkler olarak hissettik. Orada hafif bir gerilim yaşadık ama ne genelde diplomatik çerçevede aklı selim bir siyaset yürütüldü. Almanya-Türkiye ilişkilerinin iyi olması zaten hem Türkiye açısından ılımlı hem Almanya açısından ılımlı. Çünkü ticari hacmi var. 

YENİ ŞÖNSÖLYE KİM OLACAK?

Almanya’nın bu seçimlerinde öne çıkan başbakan adaylarını kısaca nasıl değerlendirirsiniz?

İsterseniz, anketlerde öne çıkan ilk üç partiyi ele alalım. Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) Başbakan adayı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Partisi Başbakan adayı Olaf Scholz ve Yeşiller Partisi’nin Başbakan adayı Annalena Baerbock. En güncel anketlere göre, Sosyal Demokrat Partisi yüzde 24-25 bandlarında geziyor. Hristiyan Demokrat Parti biraz altında, yüzde 22-23 bandlarında. Yeşiller yüzde yirmilerden on altılara bir düşüş yaşadılar. Adaylara bakacak olursak, muhtemelen ya Armin Laschelt ya da Olaf Scholz “başbakan” olacak. Tabi ki, koalisyon kurabilirlerse.

NEDEN "TÜRK ARMİN" DİYORLAR?

Bizim açımızdan ya Armin Laschet’in ya da Olaf Scholz’un başbakan olması aslında ılımlı bir nokta. Sosyal Demokrat Partisi’nin zaten Türklere yönelik siyaseti hep ılımlıydı. Eleştirilecek yanları yok muydu? Elbette, var. Çünkü söylemleri ve yaptıkları birbirini tutmuyor. Yani çok fazla “biz Türkleri de temsil ediyoruz, Müslümanları da temsil ediyoruz, onların da istediklerini dile getiriyoruz” gibi söylemlerde bulundular ama parti içerisinde maalesef bizim gibi düşünenleri partilerde barındırmıyorlar.

Sosyal Parti’de 10 sene üyeydim. Bunu anladıktan sonra istifa etme kararı aldım. Çünkü ne yaparsak yapalım, partide yükselme şansımız yok.  Olaf Scholz’un başbakan olması bizim için ılımlı bir şey. Armin Laschet için “Türk Armin” diyorlar, “Türklerin bir sempatisi var” diyorlar. 

Bunu nereye bağlıyorlar? O Kuzey Ren Vestfalya’da yaşayan birisi ve orada Türk-Alman Dostluk Birliği’ni kurdu. Türk kökenli vatandaşları yanına aldı. Federal Meclise giren Cemile Giousouf, şu anda milletvekili değil ama onun sayesinde oraya transfer olmuştu. Yanında çalışan Serap Güler hanımefendi var, onun sayesinde bu konuma geldi. “Türklere yönelik bir sempatisi var” algısı oluştu. 
Türk toplumunda bu ‘pozitif’ kullanılıyor. Alman toplumunda ise ‘negatif’ kullanılıyor. Almanlar, “bu Türklere yönelik çok sempati besliyor, bizim başbakanımız olamaz” gibi söylemleri var. Başbakan olursa, bizim açımızdan büyük bir sıkıntı olmayacak. Koalisyon kurabilir mi, kuramaz mı? O ayrı bir konu.

YEŞİLLER BİZİM İÇİN KÖTÜ OLUR

Annalena Baerbock’a hiç değinmedim, bilinçli bir şekilde değinmedim. Kendisini zihnimde de birazcık saf dışı tutuyorum. Çünkü Yeşiller Partisi’nin Başbakan adayı. “Birinci parti olma gibi bir şansımız var” şeklinde bir söylemden yola çıktılar ama Yeşiller Partisi’nde negatif söylemler söz konusu."

Annalena Baerbock ile bu yarışa dahil oldular. Çünkü Yeşiller Partisi ilk kez birinci olma olasılığını gördü, özellikle muhafazakar Türkler açısından çokça negatif söylem söz konusu. Biliyorsunuz, PKK’ya sempati duyan insanlar dahi bu partinin içinde bulunabiliyorlar. Bu parti, bizim aleyhimize çalışan bir partidir. Bunların herhangi bir güç ortağı olacak olurlarsa, hatta ve hatta ‘başbakan’ olacak olursa bizim açımızdan kesinlikle kötü olur. O yüzden, kesinlikle bu partiyi seçmeme konusunda açıkça böyle bir ifade kullanabiliriz: “Bu parti, bizim aleyhimize çalışan bir partidir. Bunların herhangi bir güç ortağı olacak olurlarsa, hatta ve hatta ‘başbakan’ olacak olursa (Yeşiller Partisi adayı), o olasılık gözükmüyor şuanda, bizim açımızdan kesinlikle kötü olur. 

2-3 hafta önceki anketlerde yüzde yirmi bandını geçmişlerdi. Yani Sosyal Demokrat Parti ve Hristiyan Demokrat Parti ile kafa kafaya gidiyorlardı. Şu anda biraz düşüş sergiledi. Bunun sebebi de Almanya’da üç aday, bazı kamu televizyonların da ya da özel yayınlarda bir araya geldiler, yarıştılar, fikirlerini yarıştırdılar, orada birazcık puan kaybettirdiğini düşünüyorum.

ARMIN LASCHET'İN AFET BÖLGESİNDE GÜLDÜĞÜ ANLAR

Fatih bey, Türkiye’de olduğu gibi Almanya’da da sel felaketi yaşandı. Merkel, felaketin yaşandığı bölgede basın mensuplarına konuşma yaparken, CDU’nun Şansölye adayı Armin Laschet’in arka tarafta dururken gülmesi Almanlar tarafından nasıl karşılandı? Bu seçime yansır mı?

Laschet, orada çok büyük stratejik bir hata yaptı ama Almanya’da gündemde Merkel’in konuşmasından ziyade Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in konuşması vardı. Kameralar karısında konuşuyordu. Armin Laschet, dediğiniz gibi güldü hatta dilini çıkarttı. Bu, medyada çok büyük bir tepkiyle karşılandı. 

Başbakan olmak isteyen bu siyasetçi, aynı zamanda bir eyaletin zaten Başbakanı ve sel de o eyalette yaşanıyor. Öyle bir ortamda, Cumhurbaşkanı Berlin’den gelmişken, sen kahkaha atamazsın. Büyük bir hata yaptı. Zannedersem, en büyük puan kaybını orada yaşadı. 

ŞANSÖLYE ADAYI İSİMLERİN TÜRK KÖKENLİ VATANDAŞLARA VE MÜSLÜMANLARA YAKLAŞIMI

Almanya’da öne çıkan bu üç adayın Türk kökenli vatandaşlara, orada yaşayan Müslümanlara bakış açısı nasıl? 

Türklere veyahut Müslümanlara yönelik, büyük bir kitle olmalarına rağmen, bir pozitif yaklaşım, pozitif eylem, vaat yok, öyle bir şey göremiyoruz. Almanya’da her seçimde Türkler, Müslümanlar her defasında seçim konusu olur. Ama nasıl olur? Negatif manada olur. 

"Daha sert bir ifade kullanmamız lazım. Müslümanlar bizim ülkemizde, Hristiyan çoğunluğun olduğu bir ülkede bizim kurallarımıza ayak uydurmalı. buna yönelik bir çerçeve belirlememiz, yasalar çıkarmamız lazım. Entegrasyonu reddeden Türklere yaptırım uygulamamız lazım…” Bu tür söylemler sürekli gündemdeydi. Mültecilerle bizi bir kefeye koyuyolardı.

Bu seçimlerde, ne hikmetse, böyle büyük söylemler yok. Zannedersem bunda koronavirüs sürecinin de etkisi var. Çünkü insanlar başka konularla meşgul. Özgürlükleri kısıtlanıyor, üniversiteler, iş yerleri kapalı. İflaslar söz konusu. Bu seçimde Türkler söz konusu değil ama vaat noktasında da Türk kökenli hiç kimsenin beklenti içerisinde olmaması lazım. Çünkü bize bir şey vaat edemezler. Çünkü biz her zaman seçim malzemesi olacağız. En iyi şartlar altında sadece seçim malzemesi olmayız.

ALMANYA'DA  ARTAN IRKÇILIK

Almanya’daki ırkçı tutum ve söylemleri, bunun seçimlere yansımasını genel anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunun en bariz kanıtı Almanya İçin Alternatif denilen parti. Biliyorsunuz, parlamentoya yüzde 12 küsur oy oranıyla girmişti, Şimdi de aynı bandda gözüküyorlar. Açık ırkçı bir parti. Daha sert muhafazakâr, sağ görüşlü Almanlar, Hristiyan Demokrat Partisi’nin kendilerinin tam anlamıyla temsil etmediğini düşünerek bu ırkçı partiye oy verdiler. 

YÜZÜMÜZE TÜKÜRMELERİ “NORMAL” KARŞILANIYOR ARTIK

Mülteci konusu halâ Almanya’da gündemde. Almanlar, Arap kökenli birini gördüklerinde kem gözle bakıyorlar. Bu bizleri de etkiliyor. 10-15 sene önce,  çok rahat bir şekilde trene, tramvaya binebiliyor, çarşıda gezebiliyordunuz ve ırkçı söylemlerle karşı karşıya kalmıyordunuz.

Şuan tesettürlü bir bayan tramvaya binse, bir Alman kalkıp “senin ne işin var benim ülkemde? Çek git benim ülkemden” demesi maalesef çok doğal bir noktaya geldi. Ya da sokakta yürüyen bir Almanın, Türk’e benzettiği birisinin yüzüne tükürmesi bir “normal” oldu. 

Yabancılara yönelik şiddet zirve yapmış durumda. Camilere saldırı istatistiğine bakacak olursak, ciddi yükseliş var. Alman polisinin Türklere uyguladığı şiddet de kamuoyuna yansıyor. Çünkü sosyal medyada görüntüler var. 

YEŞİLLER PARTİSİ ADAYININ TÜFEKLE FOTOĞRAFLARI 

Almanya’nın PKK’ya kucak açması, siyasi partilerin bu konudaki duruşu belli. Peki  seçime giderken bu tutumlarında bir değişiklik var mı?  Bir de, Yeşiller Partisi’nden Vaniessa Rashid’in medyaya yansıyan elinde silahla verdiği pozlar konusunda ne dersiniz?

Çok güzel bir örnekle başladınız. Buna Sol Partisi’ni de dahil etmek istiyorum. Çünkü Sol Partisi’ninde açık bir şekilde sosyal medya paylaşımları var. “YPG”, YPG’yi almış yüz kere paylaşmış, yani bu apaçık bir mesaj. 

"Açık konuşmak gerekirse, Vaniessa Rashid’in Yeşiller’i de zor duruma düşürdüğüne inanıyorum. Çünkü parti programlarında dış ilişkilerle alakalı bazı söylemler var: “Biz her ülkede, yurtdışında özgürlüğü teşvik eden bir parti olmak istiyoruz, silahlı girişimler noktasında kesinlikle ve kesinlikle müdahil olmak istemiyoruz” gibi.

MERKEL'İN AB’DE LİDER ROLÜ MACRON'A MI GEÇECER?

1 Ocak 2022’de AB dönem başkanlığı Fransa’ya geçerken, Macron da AB'nin yönetimine geçmiş olacak. Merkel sonrası AB’nin lideri Macron mu olur? 

Bunu izlememiz gerekiyor. Böyle bir ihtimal kesinlikle söz konusu. Ben bunu AB dönem başkanlığına bağlamıyorum. Merkel, her zaman bir lokomotifti ve şimdi o konumdan çıkıyor. Almanya ve Fransa, iki güçlü ülke olarak bu konumu zaten paylaşıyorlardı. Macron O boşluğu doldurabilir. 

Almanya’nın önümüzdeki hafta belirlenecek Şansölyesi çok hızlı duruş sergilemek zorunda. Lokomotif ülkenin her zaman Almanya olması gerekiyor. Ama nasıl? Armin Laschet, Olaf Scholz, Annalena Baerbock, kim Başbakan olacak?  Başbakan olan nasıl bir duruş sergileyecek? 
En tecrübelileri Olaf Scholz. O bile dış ilişkiler konusunda yetersiz. Eğer Almanya  alanı birazcık boş bırakırsa Fransa bunu çok çabuk doldurabilir. Angela Merkel gibi bir taraftan Batı ülkeleriyle ilişkileri sıcak tutacak, Rusya ile de dengeleri sağlayabilecek, Arap ülkeleriyle de aynı şekilde diyaloğa girebilecek bir başbakan olacak mı? Merkel’in bıraktığı miras ağır. Zor olacak.

ALMANYA ERKEN SEÇİME Mİ GİDER?

Bu seçimlerden sonra bir parti birinci parti olarak çıkacak ortaya ve koalisyon kurma girişimlerine başlayacaklar. Hangi parti koalisyon kurabilecek? Eğer 6 partili bir parlamento söz konusu olursa, kim kiminle koalisyon kuracak? 

Tek koalisyon ihtimali Sosyal Demokrat Partisi, Yeşiller Partisi ve Sol Partisi. Kurabilecekler mi? Hristiyan Demokrat, ikinci bir parti olarak böyle bir koalisyona girer mi? Şahsi fikrim, girmez. Liberaller, FDP parti olarak böyle bir koalisyona girer mi? Şahsımca girmezler. Bunlar daha fazla Hristiyan Demokrat Parti ile bir koalisyon kurma çabasına girerler ama kurabilirler mi, oylar yeterli olacak mı? Bu meçhul. 

BİZİM İÇİN ÇOKT ZOR BİR SÜREÇ BAŞLAR

En kötü ihtimal, bu bahsettiğimiz partiler koalisyon kuramazlarsa, çok çetin bir süreçle karşı karşıya kalacağız. Erken seçime doğru bir yol alacağız. Seçim zorunlu olacak. Koalisyon kurulamazsa mevcut adayların heps i geri çekilir. Siyasi kültür ve ahlak gereği Almanya’da bunu yaparlar. 

Böyle bir şey söz olursa, her türlü ırkçı söylemleri, Türklere karşıtı söylemlerini, mülteci karşıtı söylemleriniseçime yansıtacaklar ve bizleri zor bir süreç bekleyecek. O yüzden vatandaşlarımız çok aklı selim bir şekilde oylarını kullanmak zorundadı.Benim öngörüm bu, böyle bir ihtimal söz konusu. 

ZİNGAL, ALMAN SİYASETÇİLERE BÖYLE HAD BİLDİRMİŞTİ

Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Basın Sözcüsü Avukat Fatih Zingal, PKK'lı teröristlere müsamaha gösteren Alman siyasetçileri, katıldığı televizyon programlarından birinde sert bir dille eleştirmiş ve onların teröristleri öven söylemlerini yüzlerine vurmuştu.


 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!